Zihin Şaşırdığında Yüreğe Aşk Sızar!/ *Archive (2020)

Aslı’nın Müzik Seçimi…

“Hiçbir Şey Söylemedi, Bunun Anlamını Biliyordum!”

Sessizlik, insanı delirtir ve fakat bir kalbi çürütür…

Susar ve martıları düşünür: Gecenin bir kesiminde insan. İçinde beyaz bir kalabalık ve aşk, zaten gürültüdür… Benim korkum ve umutsuzluğum: Artık ölmüş bir adam gibidir, kendini hiç hatırlamayan !

Ataol Behramoglu

Bugünün şanı, müzik ve film! Kar yağan İstanbul’un soğuğunu ve kışını biraz romantikleştirdi. Cumanın şansına da bu yakışır ki bakalım yüzümüzü gülümseten Venüs günü bize ne hazırladı? Yürekleri de ısıtır mı acaba çay?

*Aslı’nın Film Önerisi…

Film adına tıklayarak İmdb Sayfasına ulaşabilirsin!

Archive (2020) : Türkçeye “Arşiv 2020” olarak tercüme edilmiştir. İngiliz yapımı olan filmin senaryo yazarı ve yönetmen olarak ilk denemesi olan Gavin Rothery, bir ödülü de evine götürmüş. 105 dakika sürer. erilim, dram ve bilim kurgu türünde olan eserin eleştirmenler tarafından beğenileri çokça…

Gerçek bir insana eşdeğer, bir yapay zeka üzerinde çalışan başrol kahramanımızın ne pahasına olursa olsun ve gizlice, ölü karısıyla yeniden bir araya gelmek fantazisi ile hedefini birleştirir. Kurgudan yana şaşırtmacası sonuna kadar izleyiciyi de sürükler…

Şaşırmak insanca ve bir tarifte aşk için de kullanılmıştı: Şaşkınlık ile boşluklar oluşur zihinde ve o aralıktan sızar aşk! Yine arzularımı birleştirecek bir yol daha bulmuşum; aşkın, kurgunun, sürprizlerin ve bilim kurgunun bir arada sunan bir film! E hadi ne duruyoruz?

Aslı’nın Film Önerisi…

Çay içiyorsanız bitmemiş bir şeyler vardır..

Cemal Süreya

İçsek mi?

Küheylan’a…

Jüpiter’in Perşembesi/ *Shutter Island (2010)

Aslı’nın Müzik Seçimi…

“Tüm Yıldızlar Sönüp Gidiyor Diye Endişelenme Sakın!”

Korkumla yüzleşip yapılması gerekeni yapmalıyım. Yüzüme sahte bir gülümse maskesi takıp, adımımı atmalı ve bu sadece bir başlangıç, demeliyim! Diğer tüm başlangıçlardan bir farkı yok. Hadi ama…

Seni soruyorlar. Öldü mü diyeyim yoksa dönecek mi? İkisi de imkansız değil mi? Çünkü biliyorum; asla geri dönmezsin. Ve biliyorsun, sen benim için asla ölmezsin!

Cemal Süreya

Dijital kavimler göçünün başladığı şu günlerde çokta mülteci olmanın şevkine kapılmamak gerek. Ve fakat kaçınılmaz göç başladı, hepimiz için…

*Aslı’nın Film Önerisi…

Film adına tıklayarak İmdb Sayfasına ulaşabilirsin!

Shutter Island (2010) : Amerikan yapımı film, gizem, psikolojik gerilim türündedir. Yönetmeni Martin Scorsese ve senarist Laeta Kalogridis‘in, 2003 yılında yayınlanmış yazar Dennis Lehane‘ın aynı adlı romanından sinemaya uyarlamadır. Başrolünde Leonardo DiCaprio oynuyor. 139 dakika sürüyor. 2010 yılının en iyi 5. filmi seçilmiştir.

Amerikan adalet sisteminde görevli federal polisin hikayesini konu alır. Hastalardan birinin kaybolmasının ardından Shutter Adası’ndaki bir psikiyatri tesisini araştırırken… İnanılmaz bir şekle giren kurgu, oyunculuk ve sahneler ile devam eder…

“Bizi hatırlayın, çünkü biz de yaşadık, sevdik ve güldük”

Shutter Island (2010)

Akıl hastanesine giderken bir plaketin üzerinde görülen bu söz Aslı’nda; Medfield’ın Vine Lake Mezarlığı‘ndan alınmıştır. İspanyol gribi olarak bilinen 1918 grip salgınında ölenleri anmak için kullanılmak üzere alıntı olarak kullanılmıştır.

Tüm Covid19 şehitlerinin anısına…

İzlemelisin.

*Aslı’nın Film Önerisi…

“Daha kötüsü; canavar olarak yaşamak mı yoksa iyi bir adam olarak ölmek mi?” *

SHUTTER ISLAND (2010)

*”Yaşamaya devam edemeyecek kadar suçlu hissediyorum. Aslında intihar etmeyeceğim, ama dolaylı olarak intihar edeceğim; beni lobotomize edecek bu insanlara kendimi teslim ederek.”

Küheylan’a…

Merkür’ün Çarşambası/ *”Brain Divided (2013)” Animated Short Film

Aslı’nın Animasyon Kısa Film Seçimi…

Brain Divided (2013) : Animasyon Kısa Romantik/Komedi Filmi  

Film adına tıklayarak İmdb Sayfasına ulaşabilirsin!

Bazen aklımız olayların önüne geçer, bazen de arzularımız fırtınanın içine girer… Zihin ile kalbin oluşturduğu bu çekiştiren güçlerin çarpışmasında asıl kendimizin dışında, kabul görmek için çırpınan tarafımıza yeniliriz. Bir öyle bir böyle, karışık davranışlar sergileyip dengemizi kaybeder; tutarsız hatta saçmalayan durumuna düşebiliriz. Bu coşkuyu hissettiğimizde; neşemizin dışında üstün gelme arzumuz, tavırlarımızı abartılı ortaya koymak, karşı tarafları da ürkütür.

Brain Divided (2013) : Yönetmen  Josiah Haworth, Joon Shik Song, Joon Soo Song adlı öğrenciler tarafından Ringling College of Art and Design de üretilmiştir. Anime 5 dakika sürer. Amerikan yapımıdır.

“Beynin yönetimi ve kalp işleri…” konulu anime kısa filmin, içimi ısıtan yanıyla paylaşmaya karar verdim. Hani şu gönülle akıl meseleleri arasında oluşan savaşın kaybedeni olmak mı ya da yurtta sulh cihanda sulh sloganıyla yediğimiz lokmaların tadına varmak mı?… Çünkü, her şey zıddıyla kaimdir ve evrenin sırrı dengedir.

Bütünün zıttı yoktur. Bütün anlaşılabilir ve fakat yargılanamaz. İşte varılması gereken yer; burası! Bütün, tam, merkezde olabilmek; dengedir. Bil ki coşku hissettiğinde merkezden kenarla doğru savrulmuş, terazinin kefelerini bozmuşsundur. En iyi davranış; es vermektir. Alakanı farklı bir yere odaklamak, kefelerinin salınarak tekrar dengeye gelmesine yardımcı olacaktır.

Odaya aşk girince… Demirin çekildiği mıknatıs misali duygusal vakuma maruz kalırız. En temel iç güdüyle, oluşa teslime değil, olacağı oldurmaya geçeriz. Son merhalede durumsa, toz torbasında kendimizi bulacağımızdır ki nihai sonuçta; silkelenmek ve oradan çıkmak gerekliliğidir. Belki bu oluşa, aşk tarafından hazmedilmek de diyebiliriz. Olmasını istediğimizi oldurma çabasının tutarsız coşkusuna da; aşk!

Bir şeyi aşırı istemek iyi değildi. Sırf bu yüzden bir şeyin olacağı varsa bile olmazdı. İnsanın isteği dozunda olmalıydı.

John Steinbeck

Yani doz önemli. Ne der farmakolojinin babası Paracelsus “Her şey zehirdir, önemli olan dozudur!”

Kıssadan hisse: Bir vortexe maruz kaldığında, toz torbasını hatırla ve az kenara çekil. Çünkü bil ki yaşamın birey açısından iki ayağı vardır; biri zamanı yönetmek, diğeri ilişkileri yönetmek! Başarı, bu iki kavramın; hedonist yaklaşımla yararcılığından çok, medikal anayasanın ilk maddesinde ki gibi; zarar vermeyerek, zarara maruz kalmayarak özetlenebilir.

Yürekle beynin anlaşabildiği ilişkiler ve tatlı bir hayat dilerim, hepimize…

Aslı’nın Karikatür Seçimi..

-Neyi bekleyeceğiz Zeze?

-Gökyüzünden güzel bir bulutun geçmesini…

José Mauro De Vasconcelos – Şeker Portakalı

Bekliyorum… ?

Küheylan’a…

Vaktinde İrade Meşrudur!/ *The Man Who Knew Infinity (2015)

Aslı’nın Müzik Seçimi…

“Ne Arıyor… Ne de Soruyor…”

Müzik ve sözü; büyülü… Vaktinde irade gösteremediğimiz her konu üstümüze devrilir bir zaman ve yıkıntılardan çıkmak daha büyük istenç gerektirecektir. Es geçtiklerimizi, üstünden atlayıvererek geçtiklerimizi, önümüze gökten zembille inmiş misali konduruverdiklerinde… Bir derin nefes alıp, direnç göstermeyi bırakabilmek; ne büyük mucize olurdu. Düşün bunu!

“Ben o kapıyı çalmayı, başkalarına nasıl açtığını gördüğüm an bıraktım…”

Daniel Gerhartz

Avuçlarına gömüp kapadığın bakışlarını açıp bir bak etrafına: Neredesin? Nerede olmayı arzu etmiştin? Kimsin ve nesin? Ki bu arzun, organizmana uyumlu mu; bir tart bakalım. Haddi aşmadan ilişkilenmek ve hududu belli yollarda ilerlemek esas ve fakat yol arkadaşın kim? En önemli mevzu bu: Nerede ve ne yaşadığından ziyade kimle ve nasıl yaşadığındır mevzu! Tekrar etüt edip, mevcudiyetinin yegane temelini bulman niyetiyle… Velhasıl, vaktinde irade meşrudur!

*Aslı’nın Film Önerisi…

Film adına tıklayarak İmdb Sayfasına ulaşabilirsin!

The Man Who Knew Infinity (2015) : Türkçeye “Sonsuzluk Teorisi 2015” olarak tercüme edilmiştir. İngiliz yapımı olan film, biyografik dram tarzındadır. Hint matematikçi Srinivasa Ramanujan hayatını konu alan; Robert Kanigel .tarafından 1991 tarihinde kaleme alınan aynı isimli kitabından sinemaya uyarlamadır. Sinema eleştirmenlerinin beğenileri dışında, Amerika ve Londra Matematik Dernekleri tarafından da övgü değer bulunmuştur. 108 dakika süren eserin oluşturulması 10 yıldan fazla sürmüş olduğu bilgisi de mevcuttur.

Cambridge Üniversitesi’nde, akademik siyaset ve o dönemde tekrarlayan ırkçı önyargılar ile ilgili yürek burkan hikayesini tüberküloz hastalığı ile ölümünden yüz yıl sonra ortaya çıkarmanın ve sezgi, teoriler ve kanıtlar üçgeninde; bilmediği topraklara ekilen fidanın mücadelesinde hüznü buluşturur….

Demem o ki; klimatik etkiyi göz ardı etmeden gir yabancı topraklara… Şartların uygunsuzluğu seni yanlış yapmaz çünkü habitatı uygunsa tohumlar her daim bahara açar. Yüz yıl soğukta beklese de, biri gelir saksıda bile olsa filiz verecek ortamı, sevgiyi sana sunar! Ramanujan‘nın anısına! İzleyelim…

*Aslı’nın Film Önerisi…

“Kimin haddine düşmüş vakti öldürmek.! Vakit, onu yaşamayı bilmeyenleri öldürür …”

Halikarnas Balıkçısı -Mavi Sürgün

En değerli şeyi harcamasak iyiydi…

Küheylan’a…

Yağmurun Yaşamla Bağı!/ *Adrift (2018)

Aslı’nın Müzik Seçimi…

“Ama Ben Tutunacağım… Bir Umuda Tutunacağım!”

Günlerdir gri ve yağmurlu… Haftaya bereketle başlıyoruz… Gömülen tüm tohumlara ulaşıyor yaşam ama görünürde hiçbir şey olmuyormuş gibi geliyor belki… Evet, sert soğuk kemikleri sızlatıyor ve fakat özlüyoruz meltemlerde uçuşan etekleri… Üstelik çarşambaya kar geliyor. Kışın ortasında umutlar sıcak nasıl tutulur?

Bazen sığınmak istersin bir yüreğe… Belki, yağmur dinene kadar, belki de sonsuzluğa kadar. .

Özdemir Asaf

Güneşi ve neşeyi özledik. Renkli bir şemsiyenin altında beraber kuru kalmak, sıcacık şefkatle saran paltodan fazlasına bir özlem belki… Sessizlik ve sadece fırtınanın uğultusu dövüyor pencereleri… Endişe etmeden kendine sarıl, güneşin ışınlarının ısıtan pembelikleri değecek yanaklarımıza, bahara…

*Aslı’nın Film Önerisi…

Film adına tıklayarak İmdb Sayfasına ulaşabilirsin!

Adrift (2018) : Türkçeye “Sürükleniş 2018” olarak çevrilmiştir. Yönetmen Baltasar Kormákur ve oyuncular;  Shailene Woodley ve Sam Claflin rol alırken; Adrift 2017 adlı biyografi türü olan romanın, sinemaya uyarlamadır. Biyografi, macera/dram türünde yayınlanan eserin ödül için 7 adaylıktan ikisini kazanmış, diğer ikisi kısa listede yer almıştır. 96 dakika süren yapımım film müzikleri albümü yayınlandı.

1983 yılında Pasifik Kasırgasına tekne ile yakalanan genç bir çiftin gerçek öyküsünü konu alır. Pasifik Okyanusunda kasırgaya yakalanan ve hasar alıp 41 gün sürüklenen tekneden kurtulmayı başaran Amerikalı yazar ve denizci Tami Oldham Ashcraft‘ın gerçek hikayesidir.

“Bazen bir hayal, bir masal hayata bağlar insanı…” temasıyla, tuzlu deniz esintisiyle izleyelim; aşkın hayatta kaldıran gücüne tutunarak!

Aslı’nın Film Önerisi…

“İnsan bir akşamüstü ansızın yorulur…”

Attila İlhan

Son damla misali…

Küheylan’a…

Bırakma Umudunu Gri Buluta!/ *Meet Joe Black (1998)

*Aslı’nın Müzik Seçimi…

“O Adamı Sevdi…”

George Michael, eskilerden ve en sevdiklerimden… Brad Pitt, ona keza! E bir de aşk aşk aşk… Pazar gününe yakıştırdım az biraz… Aşkı kattığın her an lezzeti doruğa taşır, hınzırca! Hazır olunca, köşeden çıkıp gülümser… Rotanın düz bir şekilde ilerleyeceğini umarken, birden çark etmeni sağlar… Gün doğumlarına ve batımlarının kızıllığına ve yeniaya yaklaşırken daha çok heyecanlanmaya… Sürpriz yumurtaların içinde yaşamaya benzer ve her çıkan neşe ve coşku vermese de, bir sonra ki adımına kapılmanı sağlar…

Sonra sen geldin. Güldün. Sarıldın. Gönlümdeki en kurak topraklar, papatya bahçesi oldu…

Cemal Süreya

Karartma içini… Gri gökyüzlerinde aradığın bulutlar yoksa, iliklerine kadar üşütse soğuklar, bırakma umutlarını balkonlara… Ellerini yüreğine koy ve hatırlat kendine; her şey yolunda yüreğim, sevgide kal!

*Aslı’nın Film Önerisi…

Film adına tıklayarak İmdb Sayfasına ulaşabilirsin!

Meet Joe Black (1998) : Amerikan yapımı, Fantastik ve romantik/drama tarzında 178 dakikalık süren yapım Death Takes a Holiday (1934) senaryosuna dayanır. Yönetmenliğini ve yapımcılığını Martin Brest üstlenirken başrolleri; Brad Pitt, Anthony Hopkins ve Claire Forlani paylaşır.

“…Her sabah uyanıp şöyle diyebilmenizi dilerim: Daha fazlasını istemiyorum”

Meet Joe Black (1998)

Ölüm ve aşkın, ana konu edildiği ve üç saate yakın, güzel insanlar ve güzel diyaloglar ve güzel müzikler ile dinlediğiniz bir film izlemek isteyenlerin çok beğeneceği ve fakat aşıkken izlenilmesini şiddetle tavsiye edebileceğim esere, bugünü uygun buldum. Bizim de bir nedenimiz vardır elbet!

Zarafet ve merhamet, ölüme ve aşka yakışır en çok! Güzel seyirler…

*Aslı’nın Film Önerisi…

Bir yer bulabilsem keşke, bir yer… Seni hatırlatmayan.!

Yusuf Hayaloğlu

Yeşil çimenli, nar ağaçlı bir yer…

Küheylan’a…

Aşk, Kavuşmanın Özlemidir!/ *The Lake House (2006)

Aslı’nın Müzik Seçimi…

“Sana Deliyim Ama Gizledim Her Gidişinden…”

Cumartesiye uyan bir şarkı ve bende de bir “Kentsel Dönüşüm Var!” hissiyle kollarımı sıvar haldeyim son günlerde… Ve film önerim; şahane!

Eski yapıların yıkılışına bakmak hüzün vermesin sana. Bildiğin ve bilmediğin planlar var ve o kentler inşa edilmeye başlandı bile. Yıkmayı, yıkıntıları temizlemeyi, planları keşfetmeyi, ekip ve ekipmanları toparlamayı, elini taşın altına sokmayı, omzuna yük almayı, yorulmayı, esnemeyi, yaptıklarından keyif alabilmeyi, ağaç gövdesine yaslanıp seyredebilmeyi, verdiğin emeklerinin huzurunu duymayı, oldurmayı deneyimleyeceğiz. Bu yılın prodüksiyonu için baştan başladık, artık. İlk kural; gülümse.

Aydin, ayırlısı beyaw… (Trakyalı tarafım haykırmış...! Aykırı ep bunlar, ep senden ötrü!)

Cesareti olmayan insanları sevmeyin. Onlar sadece gitmesini bilir, sevmesini değil…

Reşat Nuri Güntekin

İkinci kural, cesur ol. Ve cesur olanlarla ittifak kur. Eski ekip kişilerini de revize et, cesur ve neşeli olanları kalsın, evren boşluğu sevmez, nasılsa! Hayata aşkla bağlan, dönüşümü aşkla yapılandır.

Çünkü aşk, meraktır… Aşk, neşedir.. Aşk, cesaret verir, olmazı oldurur… Aşk, yaratımdır: merhametli ve şefkatlidir. Bazen de aşk, kendine aldığını kıyamayıp maşuğun ellerine sunmaktır mevcutlarınla birlikte… Kavuşmanın Özlem’idir… Bazen de durup, gitmesine göz yummak ve el sallarken ardından; mutluluğuna dua edebilmektir. Aşkla…

*Aslı’nın Film Önerisi…

Film adına tıklayarak İmdb Sayfasına ulaşabilirsin!

The Lake House (2006) : Türkçeye “Göl Evi 2006” olarak çevrilmiştir. Fantastik, romantik/dram türündedir. Il Mare (2000) isimli Güney Kore filminin tekrar Amerikan yapımı olarak uyarlamasıdır. Film müzik albümü “Göl Evi” – Rachel Portman tarafından bir soundtrack 2006 olarak tüm film için ürettiği müziklerini içeren albümü piyasa sunulmuştur. Yönetmen Alejandro Agresti, başroller de  Keanu Reeves ve Sandra Bullock oynamıştır. 105 dakika süren eser, ödül de kazanmıştır.

“Aşk kelimesinin anlamını gerçekten bildiğinizde, acı kelimesinin anlamını da bileceksiniz.” der film! 2 yıl fark ile zamanı es geçip posta kutusu yoluyla haberleşen ruh eşlerinin, aşkın fantastik yollar ile birbirlerine kavuşmasını konu alır. Paralel zaman durumları yani… İzleyince anlayabilirsin ne demek istediğimi…

Aşk, acı, kavuşmak üstelik film müzikleri de muhteşem; çok sevdiğim iki oyuncu da yeni yılın hediyesi olsun; izlerim ki ben, iki yıl sonra kollarındaymış, evimizdeymiş, kanepemizdeymiş gibi… Evet, eski bir film ve bir çok kez seyrettiğim de doğrudur. Heyhat bilirsin, sona doğru hatırlarım ancak. Hadi ama bas şu tuşa!

Aslı’nın Film Önerisi…

Sen gülünce, gün Cumartesi olur: Bir kuş havalanır gökyüzüne.

Özdemir Asaf

Yine de gülümsemeli, tüm gökyüzü kuşları uçmalı böylece… Sema “Uçan Kuş Rengi”ne boyanır böylece...

Küheylan’a…

ba

Şiir Yazan Robot Olsam!/ *WALL·E (2008)

Aslı’nın Müzik Seçimi…

“Ve Yeniden Dans Etmek İstiyorum…”

Venüs ve cuma buluştu yine… Biliyorum, artık hiçbir şey eskisi gibi değil. Cuma akşamından kilit altına alınıyoruz ve pazartesi sabahına kadar; elveda mavi gezegen modunda takılıyoruz. Tıpkı lisedeyken evden çıkılmamıza izin verilmeyen zamanlar gibi… Okula gidilen günlerin, özgürlüğe açılan kapısını hasretle beklemek gibi… Baba korkusu, anne terliği gibi… Eskilerden bahsediyorum, çok eskilerden! Ki yatılı okul gözlüğünden baktığım yaşamlarda; özgürlüğüm ile tanışmaktı benim için… Sahi, şimdilerde yatılı okuyan çocuklar neler yaşıyorlar? Okul yok, okulda kalmakta yok mu yani? Ah o eski yıllar!

Dürüst bir öfke; iki yüzlü sevecenlikten iyidir !

Nietzsche

Balık hafızalı olarak zorlukla anımsadığım kareleri, hikaye anlatıcısı olmamdan dolayı; filme hatta sezonları tekrar eden serilere çevirebiliyorum. Kırgınlıklarımdan beslenen öfkemi susturacağım bu cuma öğleden sonra… Önerdiğim filmden olsa gerek; aklımda canlanan kareye bu gün sadık kalacağım. Ve:

Bir pazar öğleden sonra şiirler yazan bir robot olsaydım keşke!

Brazzaville – Robot

diye mırıldanacağım… 7 Şubat 2020 tarihli yazıma link veriyorum: Soğuk bir cumaymış ve ben bugün ki dileğimi yazmışım oraya ve o güne! Üstelik “Robot” isimli müzik parçası da çok uyumlu… Mavi yazılı o günün tarihine tıkla, geçmiş yazı açılsın ekranında! Bu benim sihrim: sana!

Edit: 8 Şubat 2020 içeriğimi okuyunca anladım ki, tam 11 ay önce bugüne vurgu yapan bu hissin bir nedeni olmalı ve bu filmi bugün paylaşmamın! Mavi tarihte içerik saklı, tıkla açılsın linkim.

*Aslı’nın Film Önerisi…

Film adına tıklayarak İmdb Sayfasına ulaşabilirsin!

WALL·E (2008) : Animasyon ve romantik/bilim kurgu filmidir. Pixar Animation Studios tarafından üretildi.  97 dakikalık yapım, tüketiciliği, şirketokrasiyi, nostaljiyi, atık yönetimini, insanın çevreye etkisini ve endişelerini, obeziteyi ve küresel felaket riskini eleştirir. Bir çok ödüle sahip eserin bir çok temayı senaryosunda barındırır. Yönetmen  Andrew Stanton‘dır. Türkçeye “Voli 2008” olarak çevrilmiştir.

Baş karakter, duyarlılık kazanmış bir kompaktör robotu olarak, Dünya’da hala çalışmakta olduğu gösterilen türünün tek örneğidir. Her türlü araziye uygun basamaklar, üç parmaklı kürek elleri, dürbün gözleri ve güç için geri çekilebilir güneş pilleri olan küçük bir mobil kompaktör kutusu. Çöpleri temizlemek için direktifini yerine getirmek için gayretle çalışmasına rağmen (bu arada Hal adlı hamamböceği arkadaşı ve yerleşik kayıt cihazından müzik çalarak), merakından dikkati dağılır ve çöplerin arasından ilginç ıvır zıvır toplar. Çöpleri temizlemek için terk edilmiş, gelecekte yaşanmaz , ıssız bir Dünya üzerinde yalnız bir robotu anlatıyor . Bununla birlikte, aşık olduğu ve galakside takip ettiği EVE adlı bir robot olan Axiom yıldız gemisi tarafından gönderilen bir sonda tarafından ziyaret edilir. EVE hatalı kabul edilir ve teşhis bölümüne alınır. Süreci işkenceyle karıştıran WALL-E, müdahale ederek hem kendisinin hem de EVE’nin haydut olarak belirlenmesine neden olur.

En sevdiğim animasyon filmlerden biri olarak Cumanın şanına yakışır. Hala yeni senenin kıyısında dalaştığım da doğrudur. Hadi, izleyelim!

Aslı’nın Film Önerisi…

Sulamayacağın çiçekleri sevme..

Özdemir Asaf

Sevmek, emektir.

Küheylan’a…

Jüpiter’in Perşembesi/ *Office Christmas Party (2016)

Aslı’nın Müzik Seçimi…

“Korkma, Geçer!”

Jüpiter ve perşembe gününe bu videolu müzik ile geçelim: Hadi beni inandır; bittiğine. 2020 yılının mesela… Yalnızlığın, korkuların, yokluğun ve dahi uzaklığın. İnanmaya çalıştıklarımı dök elime, yılbaşı çamının altında fiyonklanmış paketler gibi sun bana… Işıl ışıl olsun tüm geceler; geçtiğine inanmaya çalışırken… Tüm izleri ve hisleri sil, sevgiyle aç ışıkları ve olduğum gibi sev ve inandır beni; geçtiğine her şeyin! Aç perdeleri ve dolsun kış güneşi yaşamıma… Üfle ve “geçti!” de.

Gölgene bak, beni anlamak istiyorsan; o kadar yakın, ama sana asla dokunamayan.

Cemal Süreya

Geçtiğine inan; dünyadan insanların! Geçtiğine inan; yürekten sevgilerin! Geçtiğine inan; günlerin, ayların, yılların ve zamanın… Bana değmeden! Üfle ve “geçti!” de.

*Aslı’nın Film Önerisi…

Film adına tıklayarak İmdb Sayfasına ulaşabilirsin!

Office Christmas Party (2016) : 105 dakika süren, Noel komedi filmidir. Amerikan yapımı yapımda başrolleri Jennifer Aniston ve Jason Bateman ve bir kaç oyuncu daha…

Neşeli, gülmeli bir Noel filmi ile bir yeni yıl kutlamalı gün daha olsun… Sanırım durdurmazsan, tüm Ocak ayı boyunca ve Sevgililer gününe kadar… Olmaz, kırk gün kırk geceyi geçmiş olur o tarihte! Sanırım ben, bir türlü ikna olamadım geçen yılın bittiğine. Ve sanırım ben, kendimi ikna etme çabamdayım hala… Covid19’lu olduğumdan beri kafam bir tuhaf… Nekahet ile girdiğim 2021 den hiçbir şey anlamadım ki ben.. Öyle.

Kutlamaya devam, inanana kadar!

Aslı’nın Film Önerisi…

İpeksi bir sessizliğe büründük. Bir hayat, mahcup ve duru. Rabbim gülleri ve sessiz harfleri koru.

Khaled Hosseini

Sessiz harfler…

Küheylan’a…

Merkür’ün Çarşambası/ *”Wedding Cake (2013)” Animated Short Film

Aslı’nın Animasyon Kısa Film Seçimi…

Wedding Cake (2013) : Animasyon Kısa Romantik/Komedi Filmi  

Film adına tıklayarak İmdb Sayfasına ulaşabilirsin!

Aşkın ve aşığın evrimi ile haşır neşir olmak beni daima tüm insani olaylardan daha fazla ilgilendirdiğine hepimiz hemfikiriz sanırım… Çünkü her birimizin gözlük nesneli farklıdır. Aşkın olmadığı yerde nefes almam mümkün değil, oksijene ihtiyaç gibi ilişkilenmeyle beslenirim. İlişkilenmekten duyduğum haz ile dokunurum tüm diğer şeylere de… Yaşamın anlamına bulaşmak ancak böyle mümkün olabiliyor benim için!

Ve aşkın, yaşama katılan kapısından içeri girebileceğim bir anahtar olduğuna yemin edebilirim ama ispatlayamam…!

Aslı’nın Kısa Anime Önerisi…

Wedding Cake (2013) : Filmakademie Baden-Württemberg stüdyolarında üretildi. Almanya yapımı eser, 9 dakikalıktır. Ödüller: Annie Awards 2014 de Best Student Film ödülünü kazandı ve Landshut Short Film Festival 2014 de aday gösterildi. Yönetmeni ve yazarı Viola Baldwin dir.

İlişkilerin, nasıl sürekli çaba, özveri ve dikkat gerektirdiğini gösteren bu kısa anime film, bana termodinamiğin ihlal edilemez ikinci yasası entropi’yi hatırlattı. Entropi, düzensizliğin sesidir, adeta… Bir sistemi özgür bırakınca, elde edilen sonuçtur. (Yere düşüp parçalanan kadeh asla bir daha masanın üstüne zıplayamaz, gibi.) Elbette termodinamiğin ikinci yasasının ihlal edilemez olduğu, hayat boyu edindiğimiz tecrübelerle hücrelerimize kazınmıştır. Düzenli sistemlerin zamanla daha da düzensizleşeceğini fısıldar daima bize. Bir sistemi kendi haline bırakınca ulaşacağı denge noktasına ne kadar uzak olduğunun bir ölçüsüdür, başka bir anlatımla. Birimi j/k’dir. Her maddenin hareket enerjisi vardır. Çünkü hiçbir şeyin sıcaklığının sıfır kelvin olamayacağının ispatıdır yani yani. Bu rastgelelik büyük ölçekte kaotik bir düzen de getirse, bozunma kaçınılmaz olur. Ve her hareket beraberinde değişimi getirir.

“Mona Lisa bile dağılıyor.”

Dövüş Kulübü

Bu yüzdendir, kurduğumuz ya da sihirli bir el misali kendimizi içinde bulduğumuz her oluşum, evrilir. Derleyip toplamaya, dürtmeye ve dahi elimizde bir sopayla zapturapta almaya çalışsak da; dağılmaya ve hatta ekosistemine uygun koşullara meyl etmeye devam eder. İşte bu bağlamada, uzaklaşır, yakınlaşır, dönüşür durur. Çekiştirmeyeceğimiz, ötekileştirilmeyeceğimiz ilişkilenmelere, uzlaşı ile güzel bir dans dilerim bugün için bize…

Demem o ki; ilişkilenmeler emek gerektirir ve her yeni girdi bir proses başlatır. Şayet kendi haline bırakılan yetim muamelesi yaparsak, bir uzak güne gerek yok, pek yakında köprü altında bir serseriye döneriz veyahut döndürürüz, bilgine. Şu 9 dakikalık animeyi bir kere daha izleyelim mi?

Edit: Termodinamiği ve 4 yasasını şahane bir dille anlatan fizik üstadını yazdığı içeriğin linkini, meraklılarıma bırakmaktan neşe duyarım. Mavi kelime tıkla ve link açılsın!

Aslı’nın Mesajı…

Ne hoş bir güzelliği vardır; hafif adımlarla, dünyadan gülümseyerek geçenlerin.. Kimseye bir kötülüğü dokunmadan yaşayanların, onurlu bir yaşamı seçenlerin..

Virginia Woolf

Hoş güzellere…

Küheylan’a…

Kutlarız, Olmadı Şiir Yazarız! / *Tenet (2020)

Aslı’nın Müzik Seçimi…

“Kendinmiş Gibi Görünüyorsun Ama Sen Başka Birisin!”

Pembe bir dünya diledim bize… Nasıl bir yıl yaşadıysak artık, girdiğimizden beri dilekler, dilime pelesenk oldu. Pembe ekranlı şarkımı seveceksin, film önerim şahane, dileklerim masmavi, toprağını bulmuş çiçek gibi coşmuş ve tomurcuklanıyorum sanki! Aklında bulunsun, şansın yanında olsun…

“Şiir, kırılan dalın türküsüdür.”

Cemal Süreya

Yaz kızım; Gereğinden fazla düşünüldü… Gerek olmadığına karar verildi.. Dava kapanmıştır… Da denilebilir tabii… Bir daha düşün. Aman ha, daha parlak kırmızı ve tatlı olsun diye bir avuç çileği toprağa gömmeye kalkmayasın… O beyaz martıya tasma takmak gibi olmasın dileklerin; komik trajediler olmasın başa çıkamadığın… Her şeyin ekolojisi farklı, habitatı değişik… Neyi istiyorsan bir dur, düşün yeniden… Ya da sor yaşama; “Onun doğasına paralel arzularla uyumlu muyum?” bir kere daha düşün! Olayın gerçeği ile senin gerçeğin örtüşüyorsa; kutlarız, olmadı şiir yazarız!

*Aslı’nın Film önerisi…

Film adına tıklayarak İmdb Sayfasına ulaşabilirsin!


Tenet (2020) : Bilim kurgu, aksiyon türünde ki filmin yazarı ve yönetmeni Christopher Nolan‘ dır. 150 dakika süren yapım, Covid19 Pandemiye inat, destek amaçlı elbette, bir kaç sinema salonunda gösterimine izin verildi. Ve 2020 yılının hasılat kıran filmi olmasına rağmen harcanan parayı ancak finanse etti. İngiliz/Amerikan ortak yapımı olarak, 7 ödüle aday gösterilmesinin 2 kazancı cepte, iki adaylık da sonuç bekliyor.

Prodüksiyon, çekim, sahneler ve kullanılan tüm objeler, ki F50 kategorisinde dünyanın en büyük katamaran’ı ve bir uçak, ki oyuncunun sahnesinin çekilebilmesi için haftalarca eğitim almak zorunda kalıp uçağı havalandırmadan pistte sürmesi gerekmiş. Yüksek bütçeli ve çok fazla emekli , üstelik 10 yıldır tasarlanan kurgulanan senaryosu ile 2020’ye damgasını vurduğu bir gerçek! Çekimler için kullanılan sahneler şu ülkelerde kurularak gerçekleşmiş; Danimarka, Estonya, Hindistan, İtalya, Norveç, Birleşik Krallık ve Amerika.

‘Tenet‘ kelimesi Sator Meydanı‘ndan – Pompeii’nin kalıntılarına kadar uzanan beş kelimelik Latince palindromu içeren bir kelime karesi – kökenlidir. Bulmaca, beş satırda yazılmış 5 harfli beş kelimeden oluşan beşe beş karedir: SATOR, AREPO, TENET, OPERA ve ROTAS. Karenin döndürüldüğü her yönde, bu beş kelime hem yatay hem de dikey olarak görünür – filmin zamanı tersine çevirme özelliğine uyan bir özellik. Filmde beş kelimenin de yer alması dikkat çekicidir: Kenneth Branaghın karakterinin adı, resimden sorumlu sahtekar Andrei SATOR ve Kat (Elizabeth Debicki) eski sevgilisinin adı Tomas AREPO’ydu. TENET terimi; Kahramanın işe alındığı örgütün adı. OPERA; açılış sahnesinin yeri ve ardından ROTAS; güvenlik şirketinin adıdır.

Yorumculara göre, alt yazılı ve 2-3 kere izledikten sonra anlaşılabileceğin konusunda uyarı var. Bana uyar! Hadi, hadi hazırlan da izleyelim; çok heyecanlandım!

Aslı’nın Film önerisi…

“Anlayabilmesi için, önce kalbi olmalı insanın.”

Dostoyevski

Zihin ikna edilebilir ama kalp bilir, şekerim…

Küheylan’a…

“Uçan Kuş Rengi” Gökler Altında!/ *Siberia (2018)

Aslı’nın Müzik Seçimi…

“Arayışımda Bir Mana Bulamıyorum, Anne!”

Yılın ilk haftası ve pazartesi gününe geldik bile… Yasaklı tatilimizin son saatleriyle sabah 0500 da 2021’in gerçeğine adım atıyoruz. Sevgili Mavi Gezegen, göster bize marifetini! Götürdüklerini, aldıklarını; getirdiklerin ve verdiklerinle dengele. Arzularımızın ve ihtiyaçlarımızın karşılanabilir olduğuna inandır bizi, yeniden… Başlasın, metrolarca dolu koşturma! Esaretin anahtarlarını dağıtmaya gücün yeterse; kurtar bizi bu kafesten!

İnsanların az bir kısmı mutlu, bir o kadarı ise mutsuzdur. Geri kalanların tümü, mutlu gibi görünen mutsuzlardır.!

Oscar Wilde

İstemsizce takılan maskelerden, dokunmaya hasret gönüllerin uzanmayan ellerinden, görünmeyen düşmanlarca yenilmeden eve varmanın illüzyon zaferinden, zihnimizde her sabah baştan başlayan o korkunç dış sesten, suya hasret ruhumuzun umutsuz büzülmesinden, niyetlerimizi ters yüz eden şeytanlardan ve vardığımız noktanın hazza en uzak durak oluşundan; kurtar bizi! Baharda sürgün veren dallar kadar yeşilliği ve “Uçan Kuş Rengi”nde boyanmış gökleri aydınlat! Sevilen ve güvende olduğumuzu hissettir bize; içimize çektiğimiz nefesten korkmadan!

*Aslı’nın Film Önerisi…

Film adına tıklayarak İmdb Sayfasına ulaşabilirsin!

Siberia (2018) : Kanada-Amerika ortak yapımı, romantik/gerilim, suç tarzında, Stephen Hamel‘in bir hikayesinden Scott B.Smith tarafından yazılan hikayeden üretilmiştir. Yönetmen Matthew Ross, başrolde de Keanu Reeves olarak sunmuştur. 104 dakika süren film, eleştirmenlerin sert oklarına maruz kalmıştır.

Sibirya’da geçen film, elmas tacirlerinin ağına düşen Amerikalı tüccarın tutku dolu bir aşk ile karşılaşmasını konu alır. Sibirya diye servis edilen bir çok görüntü Kanada’ya ait olması günümüzün Dezenformasyon çağı olduğunu, sessizce bilincimizin nasıl kandırılacağını anlatan güzel bir örnektir.

Aktörü sevdiğim doğrudur. Ve sevdiklerimi kayırdığım da… Belki herkes kadar… Ve belki özellikle yanlışlarını ve hatalarını bilmeyi isteyerek, sevdiğimi hayalden gerçeğe evirmek isteyecek kadar! Velhasıl, şans ver de izleyelim.

Aslı’nın Film Önerisi…

Alice: Hangi yoldan gideyim?

Tavşan: Nereye gideceğini bilmiyorsan hangi yoldan gittiğinin önemi yok.”

Lewis Carroll

Yolları önemseyenlere notum olsun!

Küheylan’a…

Aramızdan Sızan Suyla Çiçeklen!/ *Never Look Away (2018)

Aslı’nın Müzik Seçimi…

“Az-Çok Çabalarsam; Bulacağım Seni…”

Bilginin ışığı ile şifaya sığınalım… Aramızda ki sızan su ile çiçekleri yeşertelim… Yeşillenelim, mavi ile barışalım, pembe açan çiçeklerimiz ile sevelim, menekşe renginin şansı ile güne bakalım! Yeni yılın ikinci gününe gelsin bu renkli dileklerim… Aramızdan kocaman bir Nil Nehri akıyor ve belki de iyi ki… Nergisler o nehrin kıyılarında yeşeriyor ve yine; iyi ki… “Zarları sen mi attın ateşe…?”

Bu dünyada ancak bir tek kişi sizi sinirlendirebilir -o kişi de sizsiniz, başkası değil!

David Burns

Aynalık etmeyen, edemeyen ilişkilerde kalmaya devam etmek; öfkeyi kendine yöneltmene yol açıyor…. Duygularımı yönetebilirim dediğin anda da açılan tüm boşluklara ayağın takılıp düşüyorsun. İşte kriz ve kısır döngü burada başlıyor; tekrar tekrar. Kırılmak kızdırıyor kişiyi ve seçim yapıp uzaklaştırıyor heveslerinden…

Yeni yıl için bir niyet daha; filizlenen dallarında açan çiçeklerine bakım vermeyen, güzelliğini dile getirmeyen kişilere sırtınızı dönün. Ki kızgınlıklarınız dinsin kendinize…

*Aslı’nın Film Önerisi…

(Film adı üzerine tıklarsan İmdb sayfasına gidersin!)

Never Look Away (2018) : Türkçeye “Asla Gözlerini Kaçırma 2018” olarak tercüme edilmiştir. Romantik/drama ve biyografi tarzında, Alman yapımıdır. Orijinal film adı Almanca Werk Ohne Autor 2018” dir. Alman ressam Gerhard Richter hakkındadır. 7 adaylığından üçünü ödüle çevirmeyi başardı. Yönetmen ve yazar olarak Florian Henckel von Donnersmarck tarafından yaratılmıştır. Orijinal dili Almanca olan eser 188 dakika sürer.

Alman sanatçı Kurt Barnert, Doğu Almanya’dan kaçıp, Batı Almanya’ya da yaşamaya başlar. Çocukluğunda aile dramına eklenen karmanın yüzeye çıkması gibi ilginç bir yaşam deneyimleri olur. Yaşam bizim dışımızda akar ve buna kader deriz.

Yaşamın döngüsü ile gelen tesadüfler, bize kolaylık ve neşeyle gelmesi en büyük arzum… Aşkın karma ve kader karşında daima boynu büküktür. Sen yine de bükme boynunu ama kır dizini de izleyelim!

Aslı’nın Film Önerisi…

Vazgeçmek de mümkündü, ama vazgeçmek ne mümkündü…

Elif Şafak

Bırakabilmek güçtür ama bırakırsan gücü eline alırsın…

Küheylan’a…

Habitatıma Uygun Olan…/ *The Professor (2018)

Aslı’nın Müzik Seçimi…

“Dua Etmeli miyim?”

Bir tren kazasından kurtulan babanın, hala enkazda olan oğlu için yazılmış bir şarkıdır. Tüm umutsuzluklardan umut çıkarmaya hazır mıyız? Öğlen güneşinin parladığı İstanbul’un sokaklarının boş ve sessiz kışı, sakinlik veriyor. Ocak ayı ve yeni yıla girmiş bulunduğumuz bu günleri, yeni hayatlarımıza adım atabilmenin ön hazırlıkları gibi… Ait olduğumuz yerleri, duyguları ve insanları tespit edip, yola düşene dek, habitatımıza uygun olanlar ile bol mahsullü bir yılda düşümüzü netleştireceğimiz bir kaç gün; sakince, neşeyle ve kolaylıkla atılan adımlar diliyorum, hepimize.

Yapraksız kaldın diye gövdeni kestirme. Zira bu işin baharı var.

Celalettin Rumi

Yeni yılın ikinci gününe umut ekelim… Bahara o tohumlar bahçemizi donatacak, ve o kuru dediğin dallar sürgün verecek, umutla! Kolaylıklar diliyorum…

*Aslı’nın Film Önerisi…

(Film adı üzerine tıklarsan İmdb sayfasına gidersin!)

The Professor (2018) : Wayne Roberts tarafından yazılan ve yönetilen film 90 dakika sürer. Dram/komedi türünde, oyuncular olarak Johnny Depp , Rosemarie DeWitt , Odessa Young  rol almıştır.

Üniversite profesörü, ileri evrede kanser hastası ve birkaç ay sonra öleceğini öğrenen Richard’ın aynı zamanda eşinin ihanetiyle başa çıkmaya çalışmasını ve kalan ömrünü dünyayı pek de umursamadan dolu dolu yaşamayı seçmesini anlatıyor. Richard öğretme metotlarını, hayatını ve sevmeyi yeniden keşfediyor.

Ölümü hatırlayınca değer kazanan yaşam, hayatımızı da kıymetli yapar. Dualite; her şey zıttıyla bütün. Gel bütünlen… Umut var; mesele kabuğunu kıracak kadar cesur hissedip coşmanda!

Aslı’nın Film Önerisi…

“Nezaket kar gibidir, örttüğü her şeyi güzelleştirir…”

Halil Cibran

Nazik gece…

Küheylan’a…

Güzel Sevene Denk Gelelim!/ *Replicas (2018)

Aslı’nın Müzik Seçimi…

“Teşekkür Ederim…”

Hoş geldin Yeni yıl! Sevinçli mucizelerin için teşekkürler…

“Başarıyı sağlayacak olan şey senin seçimin, senin cesaretin ve senin başarındır.”

Dan Millman

Cesur seçimler ile başarılara imza atmaya…

*Aslı’nın Film Önerisi…

(Film adı üzerine tıklarsan İmdb sayfasına gidersin!)

Replicas (2018) : Yönetmen Jeffrey Nachmanoff, oyuncular; Keanu Reeves , Alice Eve , Thomas Middleditch olarak olumsuz eleştiriler alsalar da gişe rekorları kırmıştır. Bilim kurgu, dram/gerilim tarzında 107 dakika süren yapım, Türkçeye “Kopyalar 2018” olarak çevrilmiştir.

Aile üyeleri kaza sonucu ölünce, yasaları ve biyoetiği ihlal eden bir nöroloğun hikayesini konu alır. Şaşırtma ve bazen gülümseme garanti…

Yeni yılın ilk gününe önerim bu… 4 günlük yasaklı tatilimiz için ilk gün, Yeni yıl kutlamaları 3 gün sürecek diye düşünüyorum… Yolumuz neşe ve şans versin! Güzel sevene denk gelelim!

Aslı’nın Film Seçimi…

“Defter aynı olduğu sürece, Yeni bir sayfa açmanın ne önemi var?”

Tom Robbins

Yeni Deftere geçelim mi?

Küheylan’a…

Jüpiter’in Perşembeli Yılbaşı’sı!/ *Café de Flore (2011)

Aslı’nın Animasyonlu Müzikli Kısa Film Seçimi….

“What Would Christmas Be Without Love?” Animasyon Kısa Romantik Filmi (2018)

Avusturya’da 1819 dan beri faaliyette olan ve orta doğu Avrupa ülkelerinde de faaliyette olan Erste Bank’ın ticari bir reklamıdır . Bu reklam, Aralık 2018’de Avusturya’da  “Erste Bank: Aşksız Noel Nasıl Olurdu?” başlığı altında yayınlandı. Yönetmenler; Kyra & Constantin ikilisidir. Sağlıklı ve Şefkatli seneler!

Sevginin, kendinize ve başkalarının iyiliğine inanmanın gücü hakkında bir hikaye olan Erste Noel reklamı için yapılmış anime kısa filmi izleyin. Ve bir engel ne kadar aşılmaz görünürse görünsün: aşk yolunu bulacaktır.

Erste Bank

Bu yıl, aşk bir yolunu bulur da ruh eşlerimize kavuşuruz; umarım!

Hiçbir zaman, hiçbir insanın unutamayacağı bir güzellik var, o da bir insanın bir insandan gördüğü yürekten bir sevgidir.

Yaşar Kemal

“Gelemem deme çabuk ol: ne evet de ne hayır! Senin şanına sade gelmek yaraşır…” Celalettin Rumi’den beklenenlere gelsin! Mutlu yıllar…!

*Aslı’nın Film Önerisi…

(Film adı üzerine tıklarsan İmdb sayfasına gidersin!)

Café de Flore (2011) : Senaryo yazarı ve yönetmen olarak Jean-Marc Vallee, filmin süresi 120 dakikadır. 30 adaylığın 20 ödülünü, kazanmıştır. Kanada yapımı olan eser, Türkçeye “Ruh Eşim 2011” olarak çevrilmiştir.

Cafe de Flore (The Flowery Caff), 1900’lü yılların başından beri yazarlar ve sanatçılar için geleneksel bir buluşma yeri olan Paris’te Boulevard St. Germain’de bir kafedir. Filmin adı, bu kafenin adıyla aynı ismi taşıyan bir şarkının, tekrar tekrar plaktan çalmasının ve bu müziğin ruh eşlerinin en sevdiği şarkı olmasının tılsımından kaynaklanır.

Gerçek aşkı yaşamanın, bu kadar zor bir açılıma sahip olması haksızlık gibi geliyor. Ancak her çukurun bir nedeni vardır mutlaka… Umarım 2021’e girdiğimde hala bu kör kuyuda olmam. Nice güzel AŞKLI senelere!

Aslı’nın Film Seçimi…

Eskiden sadece kışlar soğuktu, şimdi ise insanlar soğuk, yürekler soğuk.

-Cahit Zarifoğlu

Üşüme yüreğim…

Küheylan’a…

Merkür’ün Çarşambası/ *’Extinguished’ Animated Short Film (2017)

Aslı’nın Animasyon Kısa Film Seçimi…

“Extinguished (2017): Animasyon Kısa Romantik Film  

Film adına tıklayarak İmdb Sayfasına ulaşabilirsin!

Extinguished (2017) : Yönetmen ve yazarları; Ashley Anderson ve Jacob Mann tarafından, Ringling College of Art and Design stüdyolarında yaratılmıştır. 4 dakika süren kısa anime de işlenen konuya istinaden “Aşk acı verici olabilir, ancak onun potansiyelinden asla korkmamalıyız” diye özetlenebilir. Taksinin çatısına yazık oldu tabi…

Aracın tavanı gibi sende benim hevesimi kırdın, tamir etmeye kalktığım her an, tekmeleyip tekrar kırdın. Yamalayıp, oldurmaya çalışırken gözyaşlarımla; sabrımı ve inancımı da bitirine dek; yoruldum ve der top edip, fırlatıp atana dek… Artık şevkim yok, kalmadı. O arzuyu her güncellediğim anlara bakıyorum şimdi; senin kendi içinde bulamadığın heves yüzünden, şımarık oğlan çocuğu gibi hırsla “Benim niye yok, sen de niye var? Kaç kere tahrip etmeme rağmen, hala nasıl yenileyebiliyorsun?” diyerek, tekmeleyerek, kırdıklarına bakıyorum… Parça parça kırgınlıklarım ve git gide büyüyen öfkem ile kalakalmama…

Söylesene, bir çığa dönen bu öfkemin altında kalmadan; ki senin üzerine yuvarlanmasına da engel olarak; nasıl tekrar baştan başlayabilirim? Korkma, tekrar elde etmeyi planladığım hevesim, sana ait olmaması için elimden geleni yapacağım. Seni suçladığımın farkındayım. Çünkü sana rağmen, var etmeme izin vermeme hırsını anlayamadım. Sakin, sabırlı ve bir üst akılla olanlara bakamadım. Hakkımı iade etmenin talebindeydim, ki bu arada korkumun öfkeye dönüşmesinin sebebinin bu olduğunu keşfettim… Ve bu hak talebim senden ama beklentim evrenden!

Dilerim hevesini kırmayan insanlarla dolu bir ömrün olsun.

Anımsıyorum: Ne vardı ortalıkta maviden başka… Sadece bir martı; o da maviyle beslenen. ‘Gördün mü’ demiştim kendi kendime: Mavilik de çocukluk gibi; unutulmayacak hiç…

Edip Cansever

2021 güncellemesinin kabulüne geçeceğim, ve fakat önce, bugün ki dolunayın ikimizi de şifalandırmasını diliyorum! Bana kalan mavi ile, unutulmayacak yine...

Aslı’nın Dileği…

“Aldatabilmek becerisi insanlar arasında bir zeka inceliği ve belirtisi olsa da, aldatmak istemek, her zaman bir kötülük, düzen, korku ya da düşkünlükten doğar..”

R. Descartes

Senin gerekçen ne?

Küheylan’a…

Bir Kaç Güne Yolcuyuz!/ *Léon: Profesyonel (1994)

Aslı’nın Müzik Seçimi…

“Sensiz… Çukurlar Var Ruhumda…”

Aralığı da, yılı da bitiriyoruz… Ruhumuz, zihnimiz ve yüreğimiz de sıfırlanacak gibi bu 2020 biterken; sanırım… Ve hiçbir şey eskisi gibi olmayacak, olamayacak! Bitene izin vermeli, yanımızda olana ve olmaya çabalayana odaklanmalıyız! Kimler geliyorsa; el kaldırın! Daha önce kimsenin ayak basmadığı vahşi topraklara gitmeye kimler razı? Tekrar değil, en baştan başlamaya kim gönüllü?

“Hâr ile demlenen çayın tadını, kor ile yanan yürekler bilir… Yudum yudum sessizliğe bürünen ânı, bir iç çekişe sığdıran bilir…”

cELALETTİN Rûmî

Bir A4’ün içinde lekeler olmaya, harfler, kelimeler ve dahi cümleler… Anlar ve hatıralar oluşturmaya kimler benimle? Hadin gari, toparlanın, bir kaç güne yola çıkıyoruz! Her şey çok güzel olacak; buna yemin edebilirim ama ispatlayamam.

*Aslı’nın Film Önerisi…

(Film adı üzerine tıklarsan İmdb sayfasına gidersin!)

Léon: Profesyonel (1994) : (Fransızca adı : Léon !994) Türkçeye “Sevginin Gücü” olarak çevrilmiştir. Aksiyon, suç/dram tarzında yapımın yönetmeni ve senaristi Luc Besson, 133 dakika süren film de oyuncuları  Jean Reno ,Gary Oldman ve Natalie Portman ile 7 adaylık ve iki ödülü ile evine dönmüş.

Gördün mü Mathilda bak, insan deli gibi koşmak istediği yere adım bile atamıyormuş.

Léon: Profesyonel (1994)

Ailesi öldürüldükten sonra bir tetikçi tarafından himaye edilen 12 yaşındaki bir genç kızı konu alan film de tetikçi olarak davranışı, kurallarının bir parçasıdır ve Leon’un ana kuralı “kadın yok, çocuk yok” olmasına rağmen Mathilda, her iki kategoriye de uyuyordu. Kapıyı açmazsa, Stansfield ve adamlarının elinde ailesiyle aynı kaderi paylaşacağını biliyor ve tetiği çeken o olmasa da, onu engelleyebileceği için ölümünden sorumlu hissediyordu.

Bir çok zaman, Mathilda ve Leon’un arasında ki ilişkiye olan benzerliğimiz de şaşırtıcı, hadi aç da izleyelim!

Aslı’nın Film Önerisi…

“Ben bir durgun suda, bir tuzlu havada yaşıyorum.! Onlar diyorlar ki bana; şeker söyle, kaymak söyle, bal söyle…

Birhan Keskin

Olsa…

Küheylan’a…

Anahtarımı Geri Ver!/ *Flowers for Algernon (2000)

Aslı’nın Müzik Seçimi…

“Nasıl Bir Çare Bulunabilir?…”

Metaforik bir anlatımla: Beni, yoluna inatla ve ısrarla almamanı anlamıyor ama kararın buysa saygı duymaktan başka çare bulamıyorum. Ve fakat bunca şeyden sonra, kendime hak gördüğüm ve bu konuda kesinlikle borçlu olduğunu düşündüğüm şeyi vermeni istiyorum: Esaretimin anahtarını bana geri teslim et! Ki, ben de artık sensiz bir hayatı yaşayabilme özgürlüğü ile yaşamı kucaklayabileyim. Senden talep ettiğim yeni yıl hediyem bu! Davranış ve tavır ile değil. Kelime yahut kelimeler ile; açık ve net bir şekilde; anahtarı bana geri ver!

Yaşamak, dünyadaki en nadir şey. Çoğu insan yalnızca nefes alıyor; hepsi bu.

Oscar Wilde

Sadece nefes alarak yaşayamam… O nadide yaşamı kucaklamama izin ver!

“Sevgi alma ve sevgi verme yeteneğinden yoksun olan zeka, zihinsel ve ahlaki çöküşe, nevroza ve muhtemelen psikoza bile yol açar. Ve ben-merkezci bir amaca odaklanan ve insan ilişkilerini dışlayan bir beynin sadece şiddete ve acıya neden olacağını da eklemek istiyorum.”

Flowers for Algernon (2000)

*Aslı’nın Film Önerisi…

(Film adı üzerine tıklarsan İmdb sayfasına gidersin!)

Flowers for Algernon (2000) : Bilim kurgu, dram tarzında yaratılmış film; yazar Daniel Keyes tarafından yazılan ve 1966 yılında yayınlanan bol ödüllü aynı adlı romandan; Charly 1968 filminden sonra ikinci defa uyarlanmasıdır. Amerikan-Kanada yapımıdır. Yönetmen  Jeff Bleckner, başrol de ödüllü sanatçı Matthew Avery Modine  oynatmıştır. Ödüllü kısa hikaye ve romanın, sahne, ekran ve radyo dahil olmak üzere farklı medyalar için birçok kez uyarlanmıştır. Türkçeye “Algernon’a Çiçekler 2000” şeklinde çevrilmiştir.

Sağduyu sahibi olan herkes bilir ki, insanın gözü iki karşıt sebepten ötürü iki türlü bulanır: Biri aydınlıktan karanlığa geçişte, öbürü de karanlıktan aydınlığa geçişte. Ki bu zihin gözü için de geçerlidir: Bedensel göz için de.

 
PlatonDEVLET VII. kitabesi “Flowers for Algernon 1966″

Kitaba adını veren Algernon, yapay yollarla zekasını artırmak için ameliyat edilen bir laboratuvar faresidir. Ameliyat için ilk insan denek olan Charlie Gordon tarafından yazılan bir dizi ilerleme raporuyla anlatılıyor ve zihinsel engellilerin tedavisi gibi etik ve ahlaki temalara değiniyor.  Tüm insanlar ve birbirimizi algılama şeklimiz hakkında bir hikaye; diye yapılmış yorum dikkat çekiyor.

 “Algernon-Gordon Etkisi Yapay olarak artırılmış zeka, artış miktarı ile doğru orantılı bir zaman oranında bozulur. Bu ne anlama geliyor ? Ne kadar çok öğrenirseniz, o kadar çabuk kaybedersiniz.

Edit: Platon, Devlet VII.Kitabı, Flowers for Algernon romanı, filmi ve yönetmeni, roman yazarı, film başrol oyuncusu, mavi yazılara tıklayıp linkler ile meraklısına bilgi paylaşımı yaptım. Ve Seçilen Müzik Videosu da aynı adı taşıyan müzik albümünün But never a key adı taşıyan şarkısının Türkçe çevirisini sunar.

Hazırlan, pazartesinin zihin gözünü açan anahtar filmine! Seyret ve beni özgür kıl…

Aslı’nın Film Seçimi…

Git diyorsun da, olmuyor işte git demekle. Her şeye rağmen gidemiyor insan. Ben de sana sev diyorum; mesela. Sevebiliyor musun?

Cemal Süreya

Olmayan, olmuyor işte!

Küheylan’a…

Solum da Küs Sana!/ *Leyla Everlasting (2020)

Aslı’nın Müzik Seçimi..

“Yalnız Olduğumda Aklımı Tüketiyorsun!”

“Seni özlüyorum…” Bu pazar sabahı hiç hayal ettiğim gibi değil ve seninle artık aynı yollarda yürümediğimiz gerçeğini kabullenmek zorundayım. En maskeli yıl olan 2020 bile bitiyor ve ben hala kelimeleri buralarda saklıyorum. Ve zihnimde… Ve yüreğimde… Ve boşuna saklandım buralara… Ve boşuna sakladım soluma… Ki, solum da küs sana!

“İyi insanlar kırıldıkları zaman sevmeyi bırakmazlar, göstermeyi bırakırlar.”

Neşet Ertaş

Anlatsam, anlaşılamayacak kadar sıkıcı bir film seti gibi oldu hikayemiz… Tıpkı önerdiğim film gibi… Yılı kapatırken, seti de kapa. Yeni bir senaryo, yeni bir set gerek en fazla; bize… Ya da git sen ya, memlekete, kafa dinlemeye falan… Akşama portakallı kereviz pişireyim ben de.. Ay daraldım bu kurgudan.

*Aslı’nın Film Önerisi…

(Film adı üzerine tıklarsan İmdb sayfasına gidersin!)

Leyla Everlasting (2020) : Türkçe olarak “9 Kere Leyla 2020” olarak vizyona girmiştir. Yönetmen Ezel Akaydır. 112 dakika sürer. Türk yapımı komedi türünde yapımdır.

Kurgu filan güzel, şarkılar, espriler… Sadece okul piyesi tadında, sahnelerin hızla bağlantısız bitirilmesi ya da sakız gibi uzatıp tak diye sona ulaşması gibi tuhaflıklar olmasa, eğlendim diyecektim ki; bilgi de verelim tarzına soyununca sıkıcı oldu diyesim geldi…

Pazar gününe uygundur; bizden ve hafif bi’şeyler… Zaten yıl bitiyor, hafta bitmiş… Salep mi, Boza mı içelim; kafasındayım…

Aslı’nın Film Seçimi…

Sana gökyüzünü ısmarladım, gülüşlerinde güneş batsın diye…

Nazım Hikmet

O kızıllığı da batırırsın sen ya…

Küheylan’a…

Kendimi Ötekileştiren Zihnim!/ *The Social Dilemma (2020)

Aslı’nın Müzik Seçimi…

“Paramparça Gülümsemesi Olan Tek Kişi Oydu…”

Yasaklı hafta sonunda bir dilemma içindeyim: Elimden geleni yapmışların gönül ferahlığı ile kendime odaklı yaşam kameramın gösterdiği görüntülere göre yanlı bir algılayış içinde olabilir ve yüreğimin sesini dinledim dediğim fısıltı aslında bilinçli bir şekilde maniple edilerek bana servis edilmiş bilginin tıslamasıysa ve ben bu illüzyona kanmış; yine kendimi kandırmış, aldatmış hatta bacağıma sıkmış olabilir miyim?

Benim isteğim bu; derken, Aslı’nda diğerlerini gözeterek, kendimi ötekileştirmek suretiyle, kendimi amacımın ve sonucun dışında bırakmış da olabilir miyim?

Geliriniz belli bir seviyenin altına düşer düşmez insanların kendilerinde size vaaz verme ya da sizin adınıza dua etme hakkını bulmaları çok ilginç…

George Orwell

Kibrin her türlüsünün daima karşısında olacağım derken, gururun açtığı çukurlarda çürüyor da olabilir miyim? Zihnimin sakinleşmesi ve ruhumun dinginleşmesi ve yüreğimin sana yaslanması için neler mümkün?

*Aslı’nın Film Önerisi…

(Film adı üzerine tıklarsan İmdb sayfasına gidersin!)

The Social Dilemma (2020) : Belgesel/dram türüdür. Jeff Orlowski yönetmen koltuğunda olduğu film, 94 dakikadır. Silikon Vadisi dehalarıyla yapılan yapımda; milyarlarca insanın kullandığı servisleri, özellikleri geliştiren bu “teknoloji dehaları” bile, nasıl tasarlandığını, geliştirildiğini bile bile ortaya çıkan servislere kendilerinin de bağımlı hale geldiklerini, dolayısıyla çocuklarına belli bir yaşa gelene kadar bu uygulamaları kullandırmadıklarını ve kullanıcılara da algoritmalar tarafından yönlendirilmemek için, gönderilen ileti ve bildirimleri kapatmalarını şiddetle tavsiye ediyorlar…

Bilgi çağı değil, “Dezenformasyon Çağı” deniliyor ki; TDK‘da dezenformasyon için; “Bilgi çarpıtma” anlamına gelir açıklaması yapıyor. Bu kelimenin odak noktasında manipülasyon ve illüzyon var. Filmin odağında da; sosyal siteler ve müşterilerine “Kullanıcı” diye niteleyen iki sektörden birini odak olarak alıyor. (1-Uyuşturucu Sektörü 2-Yazılım Sektörü) Belgeselde, yanlış bilginin yayılımı, bilgi kirliliği, manipülasyon ve bağımlılık, sosyal medyanın kötücül özellikleri arasında öne çıkıyor.

Çarpıcı bir kaç söylemden biri de “Ürüne para ödemiyorsanız, ürün sizsinizdir.” der! İzlemek, düşüncelerini destekleyecek… Yasaklı Cumartesiye yakıştı bile! Bas, play tuşuna!

Aslı’nın Film Önerisi…

“İnsanları birbirlerinden ayıracak şey gereksiz bir onurla mevki değildir. Bizi başkalarından ayırt eden şey akıl, erdem ve bilgidir.”

Moliere

Gerçek bilgiye ulaşmam dileğiyle…

Küheylan’a…

Aşksız Yaşayamam Yüreğinde!/ *Casino (1995)

Aslı’nın Müzik Seçimi…

“Bu Gece Uyumuyorum…”

Cuma, geldi yine… Bak, bu gece pencerede bakıyor ve bu şarkıyı mırıldanıyorsun… Ve bu gece uykusuzluğunun nedeni olmak bile hoşuma gidiyor. Yine de kendini cezalandırmanı istemiyorum… Oluşa izin verenlerdendik, ve epeyce korkak… Göze alamadıklarımız vardı veya gözden düşmemek için kaçtıklarımız. Aşk olsaydı eğer, yenerdi belki de içimizde ki yokluğu… Ki ben çok yakın bir tarihte kapadıydım Pandora’nın kutusuna, yoluna sürüklemesin diye… Çünkü sen, o bal rengiyle baktıktan sonra gözlerime; anlamıştım… Aşk, bir anda gözümü alınca gözlerinde… Aşksız yaşayamayacağımı, yüreğinde!

“Herkesin yolu kendine varır, arama başka yerde.”

ömer hayyam

Vazgeçtim, benden uzağa gitmenin cezbine kapıldığını gördüğümde… Hiç yanmayan bir şömineyi, salonun baş köşesine koyanlardan değilim, ekranda yanan odunların çıtırtılarıyla ısınanlardan da değilim. Elimi, dizimi yakma pahasına; alevi yalazlayanlardanım ben! Yağmurlar yağdırmana gerek yok artık, elimde kibritle yaklaşmam sana; üfleme, esme… Zaten korum da sönmek üzere!

*Aslı’nın Film Önerisi…

(Film adı üzerine tıklarsan İmdb sayfasına gidersin!)

Casino (1995) : Suç/dram tarzında ve yönetmeni  Martin Scorsese tarafından epik suç filmi olarak servis edilmiştir.  Nicholas Pileggi’nin kurgusal olmayan kitabı Casino: Love and Honor in Las Vegas  olarak sinemaya uyarlanmıştır. Ana karakterler gerçek insanlara dayanıyor. 178 dakika sürse de keyifle izlettirir. Övgü dolu eleştiriler ile 3 adaylığının sadece biri ödül olarak aldı. Oyuncu Sharon Stone; Drama dalında en iyi kadın oyuncu performansı ile Altın Küre Ödülü oldu.

Birini sevdiğinde ona güvenmen gerekir. Başka yol yok. Onlara senin olan her şeyin anahtarını vermelisin. Aksi takdirde, ne anlamı var? Ve bir süreliğine, sahip olduğum türden bir aşk olduğuna inandım.

Casino 1995

1970’lerin Las Vegas’ında bir kumarhane işletmecisi olarak Robert De Niro rolünde müthiş bir kurgu ve performans sergiliyor. Gangster filmleri sevenlerin, 25 senedir izlemekten keyif aldıkları kült filmlerden biridir.

Karantina da tekrar izlememe vesile olan Küheylan’a da selam olsun! Bu yasaklı haftasonuna da size nasip olsun…

“Kader, örnekler ve figürler yaratmayı seviyor. Kaderin zorluğu, karışık oluşundadır. Hayatsa basitliğinden dolayı güç.” (s.162)

R.M. Rilke, Malte Laurids Brigge’nin Notları

Basit, kolay değildir.

Küheylan’a…

Jüpiter’in Perşembesi/ *Henry’s Crime (2010)

Aslı’nın Müzik Seçimi…

“Saklandığım Yerde Bulacak mı Beni?”

Animasyonlu videolar günü olan Jüpiter’in Perşembe’si için Pink Floyd‘dan Hayal Julia… Şarkının animesini seyredip yazımı oku, sinema önerimi okuyup talimatlar ile film de seyret. Hayallerini süsleyecek bir kadının varlığı ile evrensel bereketi çağırabilen her erkek gibi avuçlarımı öperek beni onurlandırmalısın… Ve böylece, bir adamın hayaline kavuşması en dolu duam olacak ellerim de!

“Bir kapı önündeyim… Girsem suç, gitsem ayaz…”

Şükrü Erbaş

Soğukların donukluğu yüreğine saplanmış… Benden uzağa düşüren her ayrıntıyı ayıkla yaşamından… Aşksız ilişkiler yürüyemezler suyun üzerinden… Ve hassas ve kırılgan olan bu duygumun kabuk bağlamamasını sağlayabilirsin, ilgin ve şefkatini esirgemezsen üzerimden…

*Aslı’nın Film Önerisi…

(Film adı üzerine tıklarsan İmdb sayfasına gidersin!)

Henry’s Crime (2010) : Amerikan yapımı, Romantik/Komedi türünde ki filmin yönetmeni Malcolm Venville, 108 dakika süren film ile  Toronto Uluslararası Film Festivali‘nde ilk gösterime girmiştir.

“Gerçek suç, hayallerinize bağlanmamaktır.” mottosunun işlendiği filmde, beysbol oynamaya gittiklerini sanan araç sahibi olarak, arabada ki ekip arkadaşlarının banka soygununa karışmış kabulüyle hapse giren Keanu Reeves, çıktığında aynı bankayı soymaya kara verir. Eserin devamında, tiyatro oyuncusu olarak rol kapaması ve hatta başrol kadın oyuncusuyla aşk yaşaması kadar garip olaylar da yaşanır. Anton Chekhovun 1904 yapımı The Cherry Orchard Vişne Bahçeleri– oyununda rolünü de başarıyla sergiler.

Jüpiter’in perşembesi için uygun olan filmi seyretmeden sıcak bir çay ve yeni fırından çıkan kakaolu kekten birer dilimi yemeyi unutma ama… Ve bittiğinde, üstüme örtmeyi…

Aslı’nın Müzik Seçimi…

Yine de kalmış olabilir, küçücük bir mavilik gökyüzüne, bir sevda kırıntısı, avuç içi kadar bir umut..!

Ahmet Telli

Bir avuç umut…

Küheylan’a…

Merkür’ün Çarşambası/ *’One Small Step’ Animated Short Film 2018

Aslı’nın Animasyon Kısa Film Seçimi…

One Small Step (2018) : Animasyon Kısa Macera Filmi  

Film adına tıklayarak İmdb Sayfasına ulaşabilirsin!

Evet, Merkür’ün Çarşambası ve seçtiğim anime kısa film 8 dakikalık, macera tarzında… Çin/Amerikan ortak yapımı videoyu izleyip yorum yazanlara “hayallere kavuşma umudu” garantidir. Merkürün Çarşambası …

Aslı’nın Kısa Anime Önerisi…

One Small Step (2018) : Yönetmenleri; Bobby Pontillas ve Andrew Chesworth, bir sürü ödül adaylıkları ve kazanan olarak başarılarını taçlandırdılar. Taiko Stüdyolarında üretilen film; TAIKO Studios, 2017 yılında CEO Shaofu Zhang tarafından   Los Angeles, CA ve Wuhan, Çin’de kuruldu. (Ödüller için mavi kelimelere tıklayın!)

Evet, Wuhan kenti; daha dünyaya adını duyurmamıştı ve minik bir virüsü de, başa bela etmemişti. Bir yılını, geçen ay kutlayan virüsten, bu ay başında ben de nasibimi alıp, WHO Dünya Sağlık Örgütüne adımı kayıtlara yazdırmayı başardım. Pandemi ilanından sonra, teşhis konulduğu anda “Bildirimi Zorunlu Hastalıklar” kategorisinde Covid 19 olarak anılan virüsün; pozitif sonuçları çıkanları tüm ülkeler zincirlime olarak; hasta bireyi ve filyasyon denilen bulaşma gurubunu ifşa edip, izolasyona uymak zorunluluğu ile başbaşa kalışıyla hikayem başladı. Ve bu yasal bir zorunluluk olarak, sisteme girmiş oldum. Ki, Küheylanın başını da bu durumda yakmış bulunduğumu esefle bildiririm. Ancak, 7 gün sonunda yapılan test sonucu negatif çıkmış ve karantina dışı kalmış, olduğunu da gururla eklemek isterim. Kadersel bir şekilde, saçağına sığındığım gün ile onun şefkatli bakımı sayesinde, ve elbette Sağlık Bakanlığının Filyasyon ekibi ile acil yollanan ilaçlarını kullanarak, sistemden “salahen taburcu” kategorisiyle listede adımı başka renge boyamışlardır. Ah Wuhan!

O kentte kurulan firmanın ürünü olan kısa anime’den sebep, popüler bir deneyimimi paylaşarak, her doğan güneşe inat, burada yazmalara ılıklaşmaya başlamadan kılaveye başında olduğumu sevenlerime ilan ederim!

Seni kırarlarsa eğer yanıma gel, küs olsak dahi göğsümde uyuyabilirsin.

Tweeter

Gelelim seçtiğim kısa anime filmin konusuna; Solo ebeveyn olan baba ve kızının yaşamını konu alırken, kızının hayaline adım atması ve sonra ki adımlarını sayması… Bazen umudunu yitirirsin ama sevdiklerine yaslanarak zorlukları aşman için kendine bir fırsat daha verebilirsen; aya bile çıkabilirisin! Bazen de evden çıkman için destek olurlar ve coronayı da yenebilirisin!

Aslı’nın Duası…

“Ve biz yine bir kış daha geçireceğiz; ümidimizin ateşinde ısınarak.”

Nazım Hikmet

Dün itibari ile resmi kış başlamıştır duyurulur…

Küheylan’a…

Seni Kayıran Kader Değişirse Bir Anda!/ * Nimic (2019)

Aslı’nın Müzik Seçimi…

“21 Aralık Kış Gün Dönümü Kutlu Olsun!”

Bir sıkımlık diş macunun kalmış hala bir afra tafra… Kes makasla tüpü, gıdım gıdım kullansan da en fazla 5 kullanışta bitecek! Gıcıklıkta üstüne yok valla… Eh madem, bitir de rahatla ne diyeyim. Bittiğinde kararmasın gökyüzün bir anda. Kadersel yaşamların dönemeçleri hep bir anda olur, hatırla! Bir anda…

Benim hayatımın gecesinde şu güneş gibi yirmi tane güneş doğsa da.. Karanlık gecemi aydınlatmaya çalışsa.. Sen gelmedikçe seher olmaz!

Celalettin Rumi

Yine de güzel adam, yağmur dinene kadar saçağına aldın ya beni… Beni, bir kere daha borçlu ve minnettar kıldın kendine… Bu da benim kaderim işte! Seni kayıran bir kader var... Da, ya değişirse bir anda? Bu torpilli haline içerliyorum, biline. Ama bana da bir kıyak yapar gibi sanki günün birinde…

*Aslı’nın Film Önerisi…

(Film adı üzerine tıklarsan İmdb sayfasına gidersin!)

Nimic (2019) : Yazıp, yönetmenliğini yaptığı kısa filmin Yunanistan Atina doğumlu Yorgos Lanthimos, adaylıkları ve ödülleri olan bir yönetmendir. Dram/fantezi yapım olan 12 dakikalık eser, 6 adaylığın birini kazanarak ödülünü evine götürebilmiş. Teknik düzeyde, “Nimic” kamera hareketleri, geniş açılı “balık gözü” çekimleri ve ses efektleri ile harika 12 dakikanızı alacaktır.

Konuyu anlatmayacağım, anlamak için fantastik bir düzeyde bakarsınız. Ön hatırlatma olarak sevdiğim oyuncu olan baba rolünde Matt Dillon, filmde bir cellist! Paylaştığım Müzik videosunda ki hayran olduğum adam ile senkronize oldu böylece. Sonuç mu? Hayatlarımızı, hiçbir neden ve benzerlik olmadan birileri elimizden alabilir ve elbette bu döngü sonsuza dek devam da edebilir. Sadece an vardır!

Bu konu, bu yeni yaşam formatı için, benim epey ilgimi çekti. Zamanı, kendileri ve varoluşun içinde ki her şey ile devem edecek sananlara özellikle bir daha düşünmelerini salık veririm. Seyret ve yazıver bir yorumcuk.

Aslı’nın Film Önerisi…

Uğraşamam dünümle ve dünümdekilerle. Ben yarına bakarım; yanımdakilerle…

Cemal Süreya

Yanımda olan! sana diyorum…

Küheylan’a…

İyileşince, Huyum Değişti!/ *The Undoing (Tv Mini-Series 2020)

Aslı’nın Müzik Seçimi. …

“Dünya Anlamsız Bir Hüzünden İbaret!”

Gelelim yeni haftanın en başına… Bir tuhafım, tuhafız hatta gıcıklık diz boyu denilebilir mi? Hani çocuklar hastalanır ya… Huysuzlaşır… Sonra iyileşir de huyu değişir. Hah işte! Aynen böyle bir enerjideyim. Huysuzum, huysuzsun, huysuz!

Olur olmaz şeylerin üzerine durmayacakmışım. Böyle emrediyor ilerleyen yaşım…

Süreyya Berfe

Ve kimden ve neyden sebep anlamadım ama karanlık bir gece de doğmuşum da; ki öyle… O karanlıktan başka bir zamanım olmamış gibi… Hiç sabah yaşamamışlar kadar darım bu gece… Lütfen Allahım, ilk sabahım olacakmış gibi ferahlat içimi, dışımı, dünyayı… Penceremin dışından içeriye süzülerek ısıt bu üşüyen yüreğimi…

*Aslı’nın Dizi Önerisi…

(Dizi adı üzerine tıklarsan İmdb sayfasına gidersin!)

The Undoing  (Tv Mini-Series 2020) : Suç, dram/gizem tarzında 2020 yılı olarak yeni yayınlanan tek sezonluk, 6.bölümlük bir seridir. Baş rolde esas oğlan ve esas kızımız çok tanıdık; Nicole Kidman , Hugh Grant.

Evli bir çiftin arasına giren akla hayale gelmeyecek kadar tuhaf, uçuk, türlü türlü sonuçlara evrilen devrilen olaylar zincirinde akıp giden zamanlar..

Beğenerek seyrettiğimi belirtivereyim. Ve gerginlik içinde süren keyifli izlemeler de sana dilerim.

Aslı’nın Dizi Önerisi…

Herkese yürümüşsün caddeler boyu, bana gelince yorulmuşsun…

Stefan Zweig

Yürüyüp gidebilmek ne büyük bir özgürlük!

Küheylan’a…

Birbirimizle Bağ Kuramadık/ *Always Be My Maybe (2019)

Aslı’nın Müzik Seçimi…

“Ben Kolay Yolu Seçtim…”

Uykusuz bir cumartesi gecesinden sonra pazara bağlandık da bir birbirimizle bağ kuramadık. Kafatasımın karıncalanması ile çenemin kasılması arasında uyumaya geçeyim diyorum… Bu garip müziği sevmeme ne demeli? Bir şeyler oluyor ve ben kendimi gerçek bile hissetmiyorum ya…

“Melankoli, bir kış gecesinin çıkardığı seslerdir..”

Virginia Woolf

Ne yapıyorsun? Hata üstüne hata… Bu soğuk kış gecesinden bile hissediyorum, düşünme artık. Koy o kafanı yoluna, düşlemekten sıtkın sıyrılsa da var git sabaha ama bana maval okuma. Ormanlarda hüküm süren börtü böcek sunumu bitti sayılır… Pencerenin aralığından sızan kuru soğuğu durdurup, bedenimi yorganların altına yatırıyorum. Kafamı bir kova suya sokmuşum gibi, anlaşılmıyor hiçbir düşüncem ve yazım…

*Aslı’nın Film Önerisi…

(Film adı üzerine tıklarsan İmdb sayfasına gidersin!)

Always Be My Maybe (2019) : İlginç bir yapım, 2019 sezonuna ait. 102 dakikalık, romantik komedi. Yönetmen Nahnatchka Khan. Ve ilginç bir isim filmin içinde karşımıza çıkıyor; Keanu Reeves!

İki çocukluk arkadaşı 16 yıl sonra kendi yaşantılarının çıkmazlarında tekrar karşılaşırlar. Sevimli, rahat ve sıcak bir film.

Pazar gününe uygun hadi durma, cipsleri hazırla da izleyelim…

Aslı’nın Film Önerisi…

Nehir gibidir insan… Derinlerinde ne saklar… Ne fırtınalar kopar, söylemez… Sadece; sessizce akar ve gider…

Celalettin Rumi

Sessizliğin ve gitmenin karşısında olmayı savunacağım ölene dek!

Küheylan’a…

Sahile Kıyısı Olan Evler!

Aslı’nın Müzik Seçimi…

“Küçük Bir Rüzgardan Bile Daha Acizim, Tüm İnancımı Kaybettim!”

19… İşte sihrine inandığım sayının günü. Dileyene leke, dileyene siperlik… Bana çalamayacağım bir güneş versene… Ve el açamayacağım bir darlığın bolluğunu… Bana veremediklerin için el açtırmasana… Avuçlarıma sıcacık bir güneş bırak ve çek git… sene…

Gelmeyişine, şiir de utansın, şair de, kalem de… Ve seni özlüyorum diyen dilim de.!

Cemal Süreya

Beni utandırdığın her an için borçlusun bana. Ve tüm yalanların ile boğulduğum denizler kadar yağmur yağdırmalısın, şu kurak topraklarıma. Ve bırak beni okyanusların ortasına… Ne o? Bir sandala ihtiyacım olduğunu da nereden çıkardılar? Sahile kıyısı olan evlere varacağım yarınlarımı ceplerinde sakladılar: Hırsızlar!

Aslı’nın Ayakizleri…

Dünya, el kiri; yıkayıp ödüyorum. Dünya, insan kiri; ödeyip ölüyorum…

Haydar Ergülen

Ödedim.

Küheylan’a…

Kaçmak İstiyorum!

Aslı’nın Müzik Seçimi…

“O Malum Ayın On Dördü!”

İçimin sıkıntısının bulaştığı bir cuma akşamı ve yasaklı hafta sonu… Şarkıya da bayıldım, az biraz bana benzettim… Aslı’nda biraz kendime de içerlemiş olabilirim. İçimde ki öfkenin elleri var ve gırtlağımda… Hastalık mı içimde bir vortex oluşturuyor yoksa kapatamadığın o kapının kurander yapması mı? Bilmiyorum. İçim titriyor soğuktan, yüreğimi söküp atmak istiyorum.

Ne içimdeki sokaklara sığabildim. Ne de dışarda ki dünyaya….

Sabahattin Ali

Kaçmak istiyorum; en çok da kendimden! Sığamadığım kaburga kemiklerimi testere ile kesip özgür olup uçup gidesim var tüm yaşanmış olarak sayıldığım kentlerden… Beni bekleme kaptan! Hey en sevgili, sen de boş yapma!

Aslı’nın Kaçışı…

Aşk bir isyan, Aşk bir sığınak, Aşk bir direniş…

Thomas Hardy

Ah aşk…

Küheylan’a…

Açık Bıraktım Işıkları…

Aslı’nın Müzik Seçimi…

“Kafa Kafaya Verirsek Bir Çıkış Yolu Bulabiliriz”

Senin için açık bıraktım ışıkları… Çünkü geceyi gündüz yapamam ki… Bu kadarı yeter miydi sana bilmem ama bana yetti sanki… Gülümsüyorum şimdi, ardımda bıraktığım aydınlığa…

“Denize ilk defa giren çocuk masumiyetiyle seviyorum seni; Boğulacakmışım gibi…”

Cemal Süreya

Ne koku var ne tad dilimde… Ne ses var ne nefes… Ne halim ne vaktim… Biraz daha yatayım, uyuyunca geçer nasıl olsa bu vebalim!

Aslı’nın Kutlaması…

“İpleri dolaşmış uçurtmalar gibiyim bu günlerde, O köprücük kemiklerine yuva kurup yaşayabilirim…”

Cemal Süreya

Ben…

Küheylan’a…

Baştan Başlıyoruz!

Aslı’nın Müzik Seçimi. ..

“Artık Her Şey Sil Baştan…”

Bugün itibariyle karantinamın son günündeyim! Özgürlüğünü özleyen tüm tutsaklar gibi özledim kendimi… Ki beni bağlayan tüm akit ve anlaşmaları da bozuyorum. Oluşa izin verip yürüyüp gideceğim en baştan’a değil yeni baştan’a!

İnsan, kendine İyi gelecek insanlar arıyor.

Sabahattin Ali

Yamacıma gelin, bana iyi gelen güzel insanlar… Çayı ben demliyorum; baştan başlıyoruz! Yormadan, yorulmadan… Hep beraber, el ele.

Aslı’nın İlk Günü….

Bazen dayanmaktır sevmek hayat nereden vurursa vursun.

Özdemir Asaf

Diren Sevgili!

Tutuluyoruz…

Aslı’nın Müzik Seçimi. ..

“İyi geceler. ..”

Güneş tutulması, yeni ay ve pazartesi…. Bir şeyler artık eskisi gibi değil. Yeni haftanın tuhaflığına bulaşan iç sıkıntısı ve virüs, algılarımla oynuyor. Değişen dünyada yerimi arıyorum. Bulduğum hiçbir şeyin lezzeti yokmuş gibi… Bize artık yepyeni bir zemin ve yeni legolar gerek.

Fakat içimde şarkı bitti; “Kaldı ki ben içimde gezinmekten yoruldum..”

Edip Cansever

Hiç uyanmasız bir kaç gün uyusam hepsi geçecekmiş gibi… Çekiştirilmekten yoruldum. Dur. Ve bir sabah doğsun o tılsımlı güneş ve başlasın yaşam oradan!

Aslı’nın Kucağı…

Seni tanımadan önce ağaçların çiçek açtığı ve yaprak döktüğü mevsimleri hep kaçırırdım…

Oğuz ATAY

Kaçırdığım tek gün bile yok artık.

Küheylan’a…

Geleceğin Yolu…

Aslı’nın Müzik Seçimi…

“Gitmek ve Sevilmek İstiyorsun!”

Bana yolu göstermek istiyordun, kafamı karıştırıyordun. Aşkın doğasına uygundu bu saçmalamalar… Ateşler içindeyim, sayıkladığım gelecek günler adına hayal kuruyorum. Hala…

İçinde bir kavga olduğu belliydi ama zihni henüz bu kavgaya karışmıyordu.

İvan Gonçarov

Dilimde ki metal tadının etkisiyle söylediklerimi duymuyorsun. Yahut konuşamıyorum ve anla istiyorum. Anlatamadığım dahi duyumsadığım tüm karın ağrılarını bir avazda, ayaza düşmeden anla istiyorum.

Aslı’nın Bahar Tatili….

“Ahlaken zayıf olanların her zaman bir mazereti vardır zaten…”

Stefan Zweig

Ben yaptım, demenin ferahlığını hiçbir şeye değişmem. .

Küheylan’a…

Merkür’ün Çarşamba’sı/ *”Wallflower Tango” Animated Short Film 2011

Aslı’nın Animasyon Kısa Film Seçimi…

Wallflower Tango (2011) : Animasyon Kısa Romantik/Komedi Filmi  

Film adına tıklayarak İmdb Sayfasına ulaşabilirsin!

Merkür’ün Çarşambası ile başlayalım! Müziğin dansa denk gelmesi, dansın ritme eşlik etmesi… Ve fakat yaşam bir gün sana sürpriz yapar! Pozitif olmalıyım diye felsefeni düzenlersin. Bir bakarsın, hiç ummadığın o köşeden bir şans seni nişan alır; testin pozitif çıkar! Son bir damla merhameti kalmış biriyle kendini karantinada bulursun. Kulaklarını tıkadığın, gözlerini yumduğun o gerçek; kabak çiçeği gibi orta sehpaya apaçık öylece ortalığa saçılır! Al sana pozitifin pozitifi! Merkürün Çarşambası …

Korku içinde olana her şey hışırdar demişti birisi, Ekleyeyim ben de; Sevgi içinde olana her şey fısıldar… Dağ fısıldar, ay fısıldar, gök fısıldar. İşitiyorsan yüreğinde iş var…

Kemal Sayar

Gerçeğe aydığında, yasalar sizi bir eve hapseder. Yaşamın tuhaflığı ile sıçrarsın. Bir Yusufçuk kuşu ile baş başa kalırsın. Virüs vurur bir yandan karantina darlar öbür yandan… Tek tek dakikaları ve günleri sayarsın. Bu olana kader deyip, oluşa izin verirsin!

Aslı’nın Anime Önerisi..

Kişinin aidiyeti ne söylediği ile değil karşılaştığı olaylara karşı gösterdiği mukabele ve mukavemette açığa çıkar. Zira tıpkı varlık gibi hakikat de epistemolojik yollarla kazanılmaz bilâkis kendisini varolma kararlılığı ve ısrarıyla olmaya bırakmış insanlara açar.

Kasım Küçükalp

Wallflower Tango (2011) : Yönetmen Wolfram Kampffmeyer tarafından Filmakademie Baden-Württemberg  stüdyolarında üretilmiştir. 7-8 dakikalık kısa animenin, distribütörü Nintendo of America şirketidir. Romantik/Komedi ve aksiyon türünde bir Alman yapımıdır.

Yalnız ve tangoya aşık kadın yaşlı ve şirkin olarak tercih edilmez ve bu durum Wallflower/Şebboy diye betimlenen kadını çok üzer ve çaresiz hissettirir. Heyhat, kader ağlarını örer; evine giren ve elmasını çalmaya çalışan bir hırsız -ile böylesi mutsuz haliyle- burun buruna gelir. Mücadele bir dansa ve tangoya döner ki tam haz alınıyor derken polisler gelir.

Merak ettin di mi? 8 dakikadan kısa, seyrediver ve öğren! Herkesin bir eşi vardır. Yeter ki düşünce kalıplarından çıkıp evrenin kollarına kendini bırak!

Bir de kuşlar var hakim bey, her şeyin başı onlar. Onlar özgürlüğü koyuyor insanların kafasına…

Ahmed Arif

Boğazım düğüm düğüm… Salağa yatmayı beceremiyorum, hakim bey. Atın beni denizlere… Karantina sürem biter bitmez hem de… Okyanusları, Musa’nın kılıcıyla ikiye ayırdım hiç hak yemeden, tam ortadan! Bölüştürdüm, aslan payında ki hakkını koruyarak hem de. Lütfen Tanrım, derede boğulmama izin verme.

Aslı’nın İntiharı…

Hay ben sizin ruhunuza çiçek aşısı yapayım da; çiçekler açsın ruhunuz..

Didem Madak

İnce küfür gibiydi her sözün!

Küheylan’a…

Boşver…

Aslı’nın Müzik Seçimi…

“Tıpkı Ciğerlerimin İçinde Yanan Bir Yangın Gibi…”

Soğudukça mevsim, soğudukça geceler ve üşüdükçe ciğerlerim, sesim de soğudu tıpkı yüreğimde yanan o kibrit çöpü gibi… Çünkü zamanı dolan her şey soğur. Yarınlar için tenim ılık sana. Al sana bakış açısı!

Görmek istemeyince kör kalmamızı sağlayacak bir bakış açısını her zaman buluruz. Görmek için sadece gözlerimizin olması yetmez, bizi yanlış yere baktıran aklımızla beraber, bir de sorunu görebileceğimiz doğru bir bakış açısıyla doğru yere bakmamız gerekiyor.

Zekeriya YÜRÜK

Diyorum ki…

Boşver!

Aslı’nın Hissettiği. ..

“Hissedebilenlerle susarak da anlaşabilirsiniz…”

Mario Levi

Anlaşılmayı boşuna bekledim.

Küheylan’a…

Haddini Aşan Şarkı…

Aslı’nın Müzik Seçimi…

“Vefasızsın, Riyakarsın!”

Aramızda söylenmemiş sözlerinin içime oturduğu zamanlara, masum olduğum zamanlara, yüreğin yeterse bir daha bak. Öyle uzaktan, yaklaşmadan. Sana her attığım adımda, düştüğüm o derin çukurlara daha hiç düşmemiş halime, yüzüme ve sözüme tekrar bak bu gece…. Çok uzaklardan…

“Meyvenin tohumu nasıl ki kırmak zorundaysa kabuğunu, kalbini güneşe sunmak için, sen de acıyı bilmelisin.”

halil cibran

O adımı atmaktır. Geri çekemezsin, yürür gidersin… Bir yağmur günü, her şey baştan başlar, belki. Unuttum sanırken kışları, yazları. . Batar gelir ve çiçekler açar dallarında tekrar… Asma yüzünü. Sadece gülümse ve omurganı dik tut. Konu; sadece bu!

Aslı’nın Baharları. ..

“Huzur veren insanları seviyorum. Deniz gibi berrak coşkulu, Alabildiğine mavi, umut dolu…’

Cemal Süreya

Umut ve mavi önemli. …

Küheylan’a…

Bir Cuma Gecesi Şarkısı…

Aslı’nın Müzik Seçimi

“Bir Cuma Gecesi, Gözlerimde Yaş Var.”

Çetelesini tuttuğun tüm öpüşlerini, bu gece kustum. Say ki biz hiç dünya gözüyle görmedik daha bir birimizi ve dahi hiç sevmedik yüreklerimizi, hatta tenimizi.. Birazdan dönüp köşeden, oturacaksın şu uzağımda ki masanın seni görmemin imkansız olan noktasına. Ve biz kaderin çocukları olarak helaya giderken de rastlaşmayacağız. Biz seninle, bu cuma gecesi, hüzünlü ve özlemli en çok ve sadece bizi özleyeceğiz. Ama hiç tatmadığın lezzetin yokluğunu yarın, tatlar damağına karıştığında hatırlayacak ve hayıflanacaksın; ne yazık.

Nasıl bir his biliyor musun? Oda çok geniş ama sığamıyorsun. Bak, kapı orada ama çıkamıyorsun. Pencere açık ama nefes alamıyorsun…

Cemal Süreya

Kime gitsen eksiksin şimdi. Bilmediğin bir bütünün ölçmediğin o eksik yanısın işte. Belki ancak, ölürken bütünlenecek olan.

Aklımın gücendiği çağ !.. Ben sana böyle mi geldim... Murathan Mungan’nın bu sözünü, ilk tanıştığımızda söyleriz… Ve belki ilk gülüştüğümüzde…

Aslı’nın Gelincik Tarlası. ..

′′Tüm ömrünü fırtınayı bekleyerek geçirirsen, asla güneş ışığının tadını çıkaramazsın.”

Morris West

Tedbiri bırak, güneşe dön yüzünü!

Küheylan’a…

Gitmenin Adıymış, Günbatımı!

Aslı’nın Müzik Seçimi…

“Eğer Gidersen Ben Kaybolurum…”

Ne vakit senden vaz geçtim sevgili ve sen, hangi vakitleri dar eyleyip hem hal oldun umutsuzluğunla? Oysa, bende kozalarından çıkacak bir sürü kelebek vardı. Kış kasveti seni yanıltmasın, içimin alevi yanarken gülümsedim kuruyan dallarıma ve dahi yağacak kara. Çünkü ben yaratabilirim yemyeşil filizleri dallarımda yani baharda. Benim zamanım var ve fakat seninki bittiyse heyyamola yar! “Vakti gelince gitmenin adıdır gün batımı. Ömürden, gönülden, günden..” demiş Can Yücel, hatırlarsan…

“Onlar gibi olmak, onlar gibi giyinmek, onlar gibi yiyip içmek, onlar gibi oturup kalkmak, onların diliyle konuşmak… Haydi bunların hepsini yapayım. Fakat, onlar gibi nasıl düşünebilirim? Nasıl onlar gibi hissedebilirim?”

Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Yaban

Adımı koymuşlardı yıllarca ‘Yaban!’ Belki o yüzden bir gelincik çiçeğine dönüştüm. Esen sert rüzgara karşı durabildim de, bir el değse saçıma; döküldü tüm taç yapraklarım. Alt tarafı 5 – 6 taneydi topu topu! İnsanın insana yaptığına dayanamadım en çok. Bir gönül dostuydu tek istediğim oysa… Olmadı.

Olsaydı, olsaydın, olmadı, olmadın!

Ve gönül razı değil bu olmayana.

Hep bundan yazdım, yazmaya başlayalı beri harfleri ekledim, kelimelere… Kustum cümleleri umutsuzca, tükenince kendimde merhametim; küstüm. İşte hepsi hepsi bu!

Aslı’nın Baharı…

Ve ben, ne yarın ne dün ne bu akşam:

O’nu sevmekten başka bir şey yapamam.

Nazım Hikmet

Sevmek, çiçek açmaktır!

Küheylan’a…

Jüpiter’in Perşembesini Beklemeye Almak!

Aslı’nın Müzik Seçimi…

“Aramanı Bekliyorum…”

“Sadece sen eve dönene kadar adını haykırmaya devam etmek istiyorum!” ….

Sen yoktun ben yalnız kalmayı öğrendim
Acıya duvar gibi durmayı öğrendim
Kaybolmuş bir dilin sözcükleri gibi
Köksüz bağsız durmayı öğrendim

Funda Arar

“Kendime tahammülü öğrendim” Ne güzel şarkıydı hem müziği hem sözleri… Bilenler, bilmeyenlere hatırlatsın. Ve bazen, üşüdüğüm yerden bir pembe tomurcuk açar; Aralık, Kasım bakmaz. Kışın ortasında filiz vermeye kalkarsam yaşayamam, gücüm yetmez gibi hesaplar yapmaz. Tam olarak öyle; hesapsız kitapsız ve sadece canı öyle istediği için açıverir gönülden! Ve inan olsun, gönülden yapılan her iş gibi canın istediğini yapmak da yaşamın tılsımını üfler yüreklere... Sen yine de inan bana ya da kapa yüzünü ellerinle ve avuçlarınla; kana kana kanma, ve dahi yanma.

Bence, bizden güzel bir masal olur. Ya da biz zaten bir masalız artık!

Öyle…

Aslı’nın Geleni …

Beni ya sev ya da sevme. Kendimi sevmeyi öğrenmem yirmi küsur yıl sürdü. Bir başkasını da ikna edecek kadar zamanım yok…

Daniel Franzese

Seviyormuş gibi yapma da…

Küheylan’a…

Merkür’ün Çarşambası/ *’Mr Indifferent’ Animation Short Film (2018)

Aslı’nın Animasyon Kısa Film Seçimi…

Mr Indifferent (2018): Animasyon Kısa Filmi ile Bir Duygu!

Film adına tıklayarak İmdb Sayfasına ulaşabilirsin!

Merkür’ün Çarşambasına uygun bir kısa film daha paylaşıyorum: Şimdi bu animasyon ile yarattığımız enkazları temizleme vaktidir. Sadece bakış açımızı değiştirmek, bizi insan yapar. Ve genellikle biri bizi bu konuda zorlamadan farketmemiz mümkün olmaz. Merkürün Çarşambası …

Kime;
Nasıl gittin bilmiyorum ama..!
Bana;
İyi geldin,
İyi ki geldin,
Hoş geldin…

Bedirhan Almas

Hoşbulduk!

Aslı’nın Anime Seçimi…


Mr Indifferent (2018) : Bu kısa film, Dünya İyilik Günü’nde (13 Kasım) gönüllülüğü desteklemek için oluşturulmuş.  Birleşik Arap Emirliklerinde; Badstache animation studio‘nun sahibi olan Aryasb Feiz, hem yazar hem de yönetmen olarak bu animeyi üretmiş.

Bay Kayıtsız, hiç kimseyi umursamayan bir adamın, yaşlı bir kadının ile karşılaşıp, ilişkilenmesine maruz kaldığında hayata bakan yani bir pencere keşfeder ve fikri değişir. Bu değişen tavrın avantajları için, diğer benzerlerine de o pencereyi görmelerine ve açmalarına ön ayak olur.

Beni heyecanladırmasının bir kaç sebebi var, zincirleme bir dizi güzel tavra teşvik etmesinin dışında, müziği ve sevimli tiplemeleri için emeği geçenlere teşekkür etme isteği ve sanki aynı duygular için burada yazma isteği… Hadi durma, sen de güzel bir pencere açıver hayatlarda!

Aslı’nın Çıkmazları. ..

Kimseye acı vermemek için kırk yerinden kırılan inceliğim..

Şükrü Erbaş

Sen kaldırabiliyorsan, onlar da kaldırır… Yapma!

Küheylan’a…

Mavi Yalanda Boğulmak!

“Bir gün Daha…”

Mavi bir huydur bende… En temiz ve en minik günahları sana ayırdım. Ne yazık. Bir gün daha buzdan sırça köşkümde akşam oluyor…

Bir mavi gül bahçesi yorganım uyku saçlarımın meçhul şarkısı ve bir mavi şarap gözlerindeki musiki gölgelerinde yorgun sen hep öylesine güzel sevdalım ben sana Alahsızcasına vurgun

Ahmet Arif

Ağzımın tadı yok, şiirin rengi ve Kasım’ın serinliği. … Ne yazık.

Alışıyorum,usul usul. .. Mavi bir yalanda boğulmak; ne acı,

Aslı’nın Mavi Çiçeği. ..

“Müziğin sesini duymayanlar, dans edenleri deli zanneder.”

Friedrich Nietzsche

Mavi, huydur bende!

Küheylan’a…

Keşkeden Boşvere Yitirilenler…

Aslı’nın Müzik Seçimi…

“Seni Her Zaman Özlüyorum!”

“Keşke benim olsaydın…”

“İçimde yarı kalmış bir konuşmanın üzüntüsü vardı..”

Sabahattin Ali

Keşkeden göz gözü görmüyor, boşverlerden ağzı bıçak açmıyor. Artık çok da şey yapma…..

İnternetten seyredilemeyen bir film hakkında!

Sami Sakhli (2009) : Three Houses (2009)

Üç ayrı asırdan üç ilişkili hikâye, merkezlerinde ise ‘İki Baykuş’ adlı esrarengiz bir tablo… 19. yüzyılda bir adam yıllar önce ölen karısının hâlâ hayatta olduğunu, hatta yakınlarda ‘İki Baykuş’ adlı bir tabloyu tamamladığını iddia eder. Tablo İkinci
Dünya Savaşı yıllarında tekrar ortaya çıkar. Bir kadın, resmi ölen kocasının sevgilisinin dairesinde bulmuştur. Yasla öfke arasında kalan kadın tabloyu ne yapacağına karar vermelidir.

Son hikâye ise günümüzde geçiyor. İlk bölümdeki kadın sanatçının torunu genç kadın, büyükannesinin eserlerinden geriye kalan tek tabloyu bir yabancının satın aldığını öğrenir.
Kadının sevgilisi genç adam kendini ahlaki bir ikilemle karşı karşıya bulur: İlkelerini hiçe sayıp çok sevdiği kız arkadaşı için bu tabloyu çalmalı mıdır?

Aslı’nın Yakacağı Köprü. ..

Bir noktadan sonra insanlar barışamaz, ayrılamaz, dönemezler.

Murathan Mungan

Ne yazık o noktaya…

Küheylan’a…

Bir Aralık Sevseydi İyiydi.

Aslı’nın Müzik Seçimi. …

“Ama Sen Gece Kadar Soğuksun!”

“Umursamadan nasıl ölebilirsin?” Aralığın soğuğu ve tüm griliği içimize dolmuştu bugün. Oysa bir aralık beni seveceğine inanmıştım ki ben.

Bir ARALIK geliveren, aralığa rağmen hala bu kadar farklı hisler ile birlikte nefes almak gibi tuhaf meseleler ile uğraşıyordum.

Mecnun değilim sevgili..

Lakin çağırırsan çöllere gelirim.

Sana yalan halde gelmem..

Toplarım özümü yalın halde gelirim. Kapıyı çaldığında kim o? dersen..

Ben olmam kapında sen olur gelirim. Sen gel de yeter ki..

Yola yük olmam, yol olur gelirim..

Celalettin Rumi

Gelmeye gönlü olan bir aralık da gelirdi.

Gönlü olmayan ise bulduğu her aralıktan birini seçip kendini teselli ederdi ki….

Aslı’nın Pişmanlığı. ..

Keşke tanımasaydım” dediğim hiç kimse olmadı benim. “Keşke beni tanımasına izin vermeseydim” dediklerim oldu.

Gabriel Garcia Marquez

Susmayan dilimi eşek arısı soksundu!

Küheylan’a…

Rüyalardan Uyandıktan Sonra…

Aslı’nın Müzik Seçimi

“Seni Aklımdan Çıkaramıyorum!”

O gördüğün rüyanın bittiğini kabul ettiysen aferin sana. Korktuğun uyanmaktı, biliyorum. Ve fakat sen her şeye rağmen kendini tekme tokat uyandırdın ya, tüm onlardan sonra! Ne kendini ne de başka hiçbir şeyi karalamaya gerek yok ki. Güzel bir cennetti gördüğün ve o düşe şimdi teşekkür etme zamanındasın, hepsi bu . ..

Konuşacak birini bulmak kolay da, Susacak birini bulmak zor. Susacak ne çok şey var oysa, susmak; iliklerime kadar doluyum anlamında.

Ümit Yaşar Oğuzcan

Yüzünde beliren bu gülümseme için gördüğü cenneti ayaklarına serecekler inen buna. Ve sakın unutma ve tekrarla; en önemli şey gülümseyebilmek her mevsimin sonunda.

Kasım demiştim sana, Ekim’den sonra ve kıştan evvel. Ve hazan bitmiş. Ve yılın bitmesine günler kalmış. Ve dedim ki sana; ‘Bana ne yaşattıysan aynısını sen yaşa!’ Her şey yolunda, sonsuz rüyalardan uyandıktan sonra da! Kal sağlıcakla.

Aslı’nın Kışı. ..

En delikanlı mevsim kıştır.. Yüzüne yüzüne vurur yalnızlığını..!

Orhan Veli KANIK

Delikanlı mevsim, candır. ..

Küheylan’a…

Haklı Olmak, Mutlu Etmez!

Aslı’nın Müzik Seçimi…

“Benimle Günbatımından Sonra Buluş!”

Bizi yakan bendim ama söylemek istediğim bu değildi. Neyse sana bi’şey olmasın!

Söylediklerinizin hiçbirinde sizinle aynı düşüncede değilim; ancak onları söyleme hakkınızı ölünceye dek savunacağım.

Voltaire

Hak ve hukuk bazen aynı noktada buluşmaz. Üstelik çoğu zaman haklı olmak, mutlu etmez! Güzel insan, haddini aşmayasın; doğruların ve dahi gerçeklerin bile çoğu zaman mutluluk ile teması yoktur. Yüzünü güneşe hatta aya dön, yolun için kolaylık ve merhamet dile! O, sana yardım eder!

Gece göğe bakmayı unutma. Bir de kuşlara ekmek kırıntısı bırakmayı. ..

Aslı’nın Tek Hayali…

“Gündüz her şeyi oluruna bırakmak daha kolaydı ama, gece başka oluyordu. . .”

Ernest Hemingway

Ah geceler…

Küheylan’a…

Jüpiter’in Perşembe’si…

Aslı’nın Müzik Seçimi…

“Muhteşem Masallar…”

Bizi sevgiyle kucaklayan ve beklediğimiz şefkati sunanlardan ayrılmak ruhumuza koca bir kovuk açar, biliriz ki kuytularımıza kaçtığımız her mevsim, o kovuğa bir çentik daha atar.

Durup dururken yazı yazmıyor insan. Yazmak için bir derdinin olması lazım, normal olarak yaşamı sürdüremediğin için yazı yazıyorsun, bir yenilgiden sonra yazıyorsun..

Latife Tekin

Giden de bilir beklendiğini ama bazen o beklenene rağmen dönemez gittiği boşluktan. Arzunun sıcaklığına yaslanıp, gidene sadakat gösterdiğimiz her adımda, kendimize ve yolumuza ihanet ederiz. Konu yaşamaktır. Bunu kendine sık sık hatırlat sevgili…

Sevdiklerinizin kıyısında çok fazla oyalanmayın sazanlarım. Yolda olana evren el verir ve bir bakarsın belki de sevdiğini bile geri verir. Sakın ola ki, haddini aşıp ‘bu benim hakkım’ demeyesin. Hakkını kuldan iste ama sadece Hak’tan bekle!

Videoyu izle, müziği dinle, suyunu iç. Kalbini serin, ruhunu sıcak tut. Hadi bakalım herkes kendi yoluna şimdi; marş marş!

Asli’nın pabuçlarinin gölgesi…

“Hayatın; sevda karşısın da ne önemi var..!! “

(Eşkıya 1996)

Bazen her şey önemlidir.

Küheylan’a…

Merkür’ün Çarşamba’sı/ *”Best Friend” Animation Short Film 2018

Aslı’nın Animasyon Kısa Film Seçimi…

Best Friend 2018” : Animasyon Kısa Dram Filmi

Film adına tıklayarak İmdb Sayfasına ulaşabilirsin!

Evet, Merkür’ün Çarşambası! Bugün Anime olarak; En iyi arkadaş konulu video ile buradayım. Arkadaşlık tema ve temaslarıyla; en iyi arkadaşa evrilen tamamlanma hissidir bu. İlişkiyi temsil eden tüm argümanların, tatminler ile bütüne ulaşması ve sürdürme çabası ya da sihri ile mümkün olur.

Bu çağda, nasıl mümkün olur ki? Üstelik pandemi denilen bir “hayatta kalma” alarmı devrede iken! Anın deneyimi de bu olmalı! Merkürün Çarşambası …

Demek ki beni bir türlü sevemiyordu. Hakkı vardı. Beni hayatımda hiç, hiç kimse sevmemişti.

Sabahattin Ali
Aslı’nın Anime Seçimi…

Best Friend 2018 : Annie Awards 2019‘da Best Student Film ödüllü bu film; aynı zamanda Sitges – Catalonian International Film Festival 2020de Best European Short Film kategorisinde de ödül sahibidir. Yönetmenleri; Juliana de Lucca, David Feliu, Varun Nair, Nicholas Olivieri, Yi Shen isimli öğrencilerdir. Animasyon film 6 dakika sürer.

Yakın bir gelecekte, yalnız bir adam ona mükemmel sanal arkadaşlar sunan “En İyi Arkadaş” adlı bir ürüne bağımlı hale gelir.

Çözüm olarak bir ürün satın almak, bedeni öldürür. Çünkü zihin ve ruh, hayalle gerçeğe takılmaz. Oluşan enerji tatmin eder bu ikiliyi… Ki beden es geçilir, göz ardı edilir bu durumda. Ruh bağlanır, zihin hazzın devamlılığı için sürdürülebilir argümanları onaylamaya başlar. Beden ise boş bir çuvala döner. Zira vücut, dünyada olmamızı sağlayan avatardır. Dünyasal tatminler ile doyurulması gereklidir. Aynı şey; ruh ve zihin için de geçerlidir. Eğer ki bedeni tatmine odaklanıp, ruhu doyurmayı unutursak…

Zihin, ikna edilebilir. Bir yalan tarafından, ruh ve bedenin ihtiyacını tatmin etmek; enerjiler bütünü hastalandırır. Hastalık ile bize kırık bir pencereden yanlı manzaralarla bağımlılıklara yaslanıp, gerçek ihtiyaçlarımızı yalanla da olsa tatmin etmemizin hüsranına batırır.

Demem o ki; ihtiyaç varsa ortada, tatmin edilmek için seçimler yaparız. Seçtiklerimiz bizi tatmin edilirken tüketebilir; dikkat şeysi…

“İnsanlardan nefret etmiyorum, sadece onlar etrafımda olmadığında daha iyi hissediyorum”

Charles Bukowski

Yalnızlığa biraz fazla batmış olabilirim…

Küheylan’a…

Kibrit Alevine Nemliyken Yaklaşmayın!/ *Careless Love (2012)

Aslı’nın Müzik Seçimi…

“Kasım Gökyüzü”

Yunan asıllı Amerikalı Yanni; tam adı Yiannis Chryssomallis, piyanist ve müzik yapımcısının, Kasım 2020 Doğum gününde paylaştığı videoda, Haziran ayında servis edilen The Best Of YANNI – YANNI Greatest Hits Full Album 2020 – Yanni Piano Playlist 17. parçası November Sky adlı performansının yeni kolaj görsellisi yer alıyor. Tüm Kasım’lılara hediyesi olarak, diyor açıklamada da. Bu ayın, benim için olan önemi sebebiyle; aldım kabul ettim! Üstelik yine bir Haziran’ın Kasım’a vurgusuyla…

Haziran’dan Kasım ayına has, kıssadan hisse: Her şey bir rüya ile başlar. Bir dilek tutarız ve kibrit alevi, sıcacık bir şömineye dönüşür zamanla. Dileğin üstüne devamlı yağan bir yağmur, ateşten de soğutur; sevgiden de. Kibrit alevine nemliyken yaklaşmayın! Çıra gibi yanmaya hazır olmadan, kimsenin alevini de, üzerinize çekmeyin.

Ben sana hep üşüyordum,
Çünkü kıştım.
Nakıştım, bakıştım.
İnkar etmiyorum da bunu:
Seni sevmek gibi büyük işlere kalkıştım.

Ve lütfen inkar etme;
Sana en çok, ben yakıştım.

Özdemir ASAF

Bir girizgaha ihtiyaç duyuyorum. İletişime Vesile olana talibim!

*Aslı’nın Film Önerisi…

(Film adı üzerine tıklarsan İmdb sayfasına gidersin!)

Careless Love (2012) : Avustralya drama filmini yönetmen John Duigan ilk denemesidir ve onun tarafından yazılmıştır hem de.

Vietnamlı Avustralyalı bir üniversite öğrencisinin gizlice eskort olarak çalışırken başına gelen yakınlaşma ile hayat farklı akmaya başlar.

Keyifli izlemeler…

*Aslı’nın Film Önerisi…

“İnsana en çok acı veren şey, söyledikleriyle söylemek istedikleri arasındaki uçurumdur.”

Dostoyevski

Arada yazdıklarım da var…

Küheylan’a…

Hazanın Meyvesidir; Mandalina!/ *Tangerines (2013)

Aslı’nın Müzik Seçimi…

“-Yani Oğlunu Gürcüler Öldürdü… Ve Sen Oğlunun Yanına Bir Gürcü Gömdün.

-Fark Eder mi Ahmet!?”

Mandalina Bahçeleri adlı filmin en can alıcı repliği buydu! Bir de ölüme kadeh kaldıran sahne vurucuydu… Yaşlılığın ve yaşanmışlıkların bilgeliği tüm savaşları bitirebilir. Düşüncede barışı getirebilir. Ve fakat, ölümleri yine de engelleyemez!

Olanı, olduğu gibi kabullenmek; yürekte ki savaşları da bitirir!

İbrahim,

İçimdeki putları devir elindeki baltayla, Kırılan putların yerine yenilerini koyan kim? Güneş buzdan evimi yıktı. Koca buzlar düştü. Putların boyunları kırıldı! İbrahim, Güneşi evime sokan kim? Asma bahçelerinde dolaşan güzelleri, Buhtunnasır put yaptı. Ben ki zamansız bahçeleri kucakladım, güzeller bende kaldı. İbrahim, gönlümü put sanıp kıran kim?”

Asaf Hâlet Çelebi

Ve Babil’in kurucusu ve imparatorunun sonunu hatırla. Tarihi silmeye kalkanın, halkları yok etmeye çalışmasının kaosu hala yankılanırken Asma bahçelerinde…

Ve sen, anımsa mandalina bahçelerini… Olanın ve ölümün kaçınılmazlığını!

Edit: Babil’in kurucusu ve imparatoru; Buhtunnasır, memeleketini özleyen karısı için yaptırmıştır Babil’e Asma bahçelerini… Bir farklı yazımda konuyu buralara da getirebilirim, takipte kal! Beğenmeleri de unutma ha!

*Aslı’nın Film Önerisi…

(Film adı üzerine tıklarsan İmdb sayfasına gidersin!)

Tangerines (2013) : Türkçeye “Mandalina Bahçeleri 2013″ olarak çevrilmiştir. (GürcüceMandarinebi, Estonca: Mandariinid) Yazan ve yöneten Zaza Urushadze, Estonya – Gürcü yapımı olarak, adaylıkların çoğunu kazanmış ve ödüllerle evine gitmiştir. Dram ve savaş kategorisinde yer alan sinema yapımı, 87 dakika sürer, eleştirmenlerden de tam not alır.

1992-1993 Abhazya Savaşı sırasında geçen film; çatışma, uzlaşma ve pasifizm konularını ele alan bir ahlak hikayesidir.

“Yaşlı olmanın anlamını… Sakinliği… Dinginliği ve dünya hayatını, insan oğlu çok önemsiyor; savaşlar, ölümler, toprak kavgaları… Yani senarist… Misafir gibi geldin’i, efendi efendi nasıl gidileceğini anlatıyor… Çok güzel bir film…”

Bir sinema seyircisinin yorumdan…

Pazartesinin vakuruna uyan, Kasım ayının hüznünü onurlandıran bu filmi seyret ve anımsa tüm olanları ve dahi olacakların naif yüreklerde açtığı yaraları… Ve benim için bir mandalina soy, müziği bir daha dinlerken tekrar düşün bu hazanı, olur mu? Filmi izledikten sonra, videodan müziği bir kez daha dinlersin ama bir tekrar yeter, hadi uyu; yarın iş var!

Yapraksız kaldın diye gövdeni kestirme. Zira bu işin bir de baharı var.

Celalettin Rumi

Bahara ömür yeterse, filiz açarım…

Küheylan’a…

Çay Koy, Baştan Başlıyoruz./ *Interstellar (2014)

Aslı’nın Müzik Seçimi…

“Çok Masum Olduğumuz Zamana Geri Dön.”

Bu gün pazar.

Varsın her şeye ermesin aklım, ama haddini bilsin.

Ve kalbim diyorum: Güzel ve iyi olan her şeyi sevsin. . .

Murat Bozoğlu

Günün enerjisi: “Çay koy, baştan başlıyoruz.”

Çay önemli…

*Aslı’nın Film Önerisi…

(Film adı üzerine tıklarsan İmdb sayfasına gidersin!)

Interstellar (2014) : Macera/dram, epik bilim kurgu filmidir. Yönetmen koltuğunda Christopher Nolan oturuyor. Amerikan ve İngiliz ortak yapımı olan eser 169 dakika sürer. Kazandığı ödüller ve gişe hasılatıyla büyük bir başarı kazanmıştır. Eleştirmenlerde “Eğlenceli, duygusal ve düşündürücü bir bilim kurgu destanı” diye dile getirmişler.

Bir grup astronotun bir solucan deliği den geçip, insanların yaşayabileceği yeni bir yer arayışı konu edilir. Filmin akıllarda kalan bir çok repliği var ancak benim aşık olduğum sahne için link bıraktım:

Dylan Thomas‘ın “do not go gentle into that good night”  adlı en ünlü ve ölüm döşeğinde ki babasına yazdığı bu şiirin okunduğu sahnenin linkini bırakıyorum ve son dizeleri aşağıda yazılı ve mavi dizelere tıklarsan Türkçe seslendirmiş, o sahneyi de izleyebilirsin.

"Gitme o güzel geceye, usulca  
İhtiyarlık yanmalı ve çıldırmalı gün sonlandığında  
Öfkelen, öfkelen ışığın ölümünün karşısında"  

Dylan Thomas – Anthony Hopkins İngilizce seslendirmesiyle ve Türkçe altyazılı olarak dinlemek için bu mavi satıra tıklaman yeterlidir..

Ve, Dylan Thomas’ın hayatını konu alan film içeriğinin linkini de bıraktım: Film adına tıklarsan o içerik sayfam da açılır: The Edge of Love (2008)

*Aslı’nın Film Önerisi…

Çayı, kitapları, Eylül’ü, maviyi, denizi; seviyorum. Ve tüm adaletsiz insanlardan eşit derecede uzak duruyorum.

Sabahattin Ali

Çayı koydum, hadi…

Küheylan’a…

O Kör Kuyunun Dibi -3/ *Nine (2009)

Aslı’nın Müzik Seçimi…

“Asla Yalnız Yürümeyeceksin!”

“Kalbini takip etmelisin!” Kör bir kuyunun dibinde... Uykusuz ikinci gecemdi bu. Bir kaç kere dalıp, sıçrıyordum ve sanırım onu, oradan kurtaramadan uykularım düzelmeyecekti. Vicdan arazisi denilen yer, çok tehlikeliydi ve bir efsaneye göre: O topraklara ayak basan her ölümlünün bedeni osmoza maruz kalıyordu sanki ve zihni ve ruhu ayrışıyordu vücudundan. Sanki atmosfer, çok tuzlu bir okyanustu ve toprak, bir kumsal gibi yumuşaktı daima…

“Aslı’nda hayatın en güzel anı; her şeyden vazgeçtiğinde, seni hayata bağlayan birinin olduğunu düşündüğün andır.”

Honore De Balzac

Beni o araziye çağıran ve o kuyuyu bulduran geceye ve sarhoşluğuma neredeyse teşekkür edecek haldeydim. Çok net hatırlıyordum: bir akrep yeni ayının gecesiydi, soğuk hatta buz gibiydi. Kafamın çok iyi olması bile engelleyememişti, dişlerimi birbirine vurduracak kadar çok üşümemi… Oysa evin yolunu şaşıracak kadar bi’dünya haldeyken o mırıldanmaları duymuştum. Bir duaya, bir mabede, bir kutsal ışığa kapılmış gibi gittim ve onu buldum. Kadim dişil enerjim çekilmişti aurasına…

Ayın karanlık ve sezgisel enerjisiyle çok özlediğim adamı düşlerken bulduğum bir hemcinsimdi ve üstelik o kör kuyuda ve kim bilir ne kadar uzun bir zamandır hiç kimsenin aramadığı bir kaybolmuşlukta!

İçimde, yıllardır benimle yaşamış olan gizli duygularımı keşfettim, ona vardığımda! Utanç, değersizlik, acizlik, terk edilmişlik, karanlık gibi tüm düşük enerjilerden yapılmış bir yumağın ucunu bulmak gibiydi ona rastlamak! Sanki nihayetinde aynanın örtüsünü, o titreyen parmaklarıyla kaldırmış ve benim, içimde ki tüm yaraları açık etmişti.

Onu, o kuyudan kurtarırsam, Mısır’a sultan da yapabilirdim! Sanırım bu dünyaya gelen her ruh, geldiği bedenin enerjisini, o kuyudan kurtarmak ile yükümlüydü. Ben de dişi Yusuf’umu kurtarmaya müthiş bir şevk ile gittim; gün doğumunda…

Ve haykırdı, mavi boşluğa “Evren, göster bana marifetini! Çözüme, cüret ediyorum.”

Hikaye linkleri: Mavi satırlara tıkla ve oku!

*Aslı’nın Film Önerisi…

(Film adı üzerine tıklarsan İmdb sayfasına gidersin!)

Nine (2009) : Amerikan yapımı, romantik/dram türünde bir müzikal filmdir. Rob Marshall‘ın yönetmen koltuğunda oturduğu yapım, Federico Fellini‘nin yarı otobiyografik 8½ (1963) yapımı filminden esinlenerek yazılmış, ve aynı adlı Tony Ödüllü müzikalden uyarlanmıştır. Ticari başarısızlık olarak nitelenen filmin bir çok adaylıkları ve ödülleriyle evine gururla dönmüştür. 2009 yılının en iyi 10 filmi ödülünü bile kazanmıştır. Eser 118 dakika sürer.

Bir film yönetmeninin hayatında ki tüm kadınlarla ilişkilerini ve çelişkilerini, yaratıcılığı için savrulmasını konu alıyor. En iyi Müzik Ödülü ile, film müzikleri de büyük beğeni kazanmıştır.

Edit: Kurgu, senaristliği ve yönetmenliği Federico Fellini‘ye ait 8½ (1963) adlı film; içerik linki mavi satıra tıklayarak ulaşabilir, film hakkında bilgiye ulaşabilirsin.

Duygulara yaslanan her hassas yürek için savrulmak kaçınılmazdır! Cumartesi gününe uygun renkli ve müzikli bu film için ben hazırım; ya sen?

*Aslı’nın Film Önerisi…

İnsana imtihan olarak Özlem’ek yeter! Bir şehri, bir sesi, bir nefesi…

Cahit Zarifoğlu

İmtihanım, imtihanınmış geç anladım!

Küheylan’a…

O Kör Kuyunun Dibi -2/ *8½ (1963)

Aslı’nın Müzik Seçimi…

“Sen, Tam Olmanı İstediği Yerdesin!”

“Ve sana doğru koşmaya başladı bile!” Kör bir kuyunun dibine...  Açtın mı gözlerini kuşum. Alışıp, ayar çekebildin mi mevcut ışığa; bakışlarınla? Rahatla şimdi, uzun bir proses ile başlayalım; kurtulma operasyonuna!

Oturup konuşsaydık geçerdi belki her şey… Başını alıp gitmek sevdaya dahil değil.

Cahit Zarifoğlu

Bir kaç sayfa şiir okudum, ve bir kaç özlediği şarkıyı dinlettim. Dudaklarını hiç aralamadı, sadece keskin ve çok net bakıyordu. Sanki bir asırdır tabutunda uyuyan bir vampirdi; bildiklerini ve bilemediklerini tartıyordu; yüzyıl sonra uyandığı mekanda.

Durum vahimdi. Yukarı çıkamayacak kadar uzun zamandır oradaydı ve kasları erimişti. Velhasıl iple yukarı çekilemeyecek kadar narindi hala bedeni. Yukarıdan da aşağı inilemeyecek kadar derin ve dardı kuyunun ağzı. Bir an en merhametli kulun bile düşebileceği bir kuyuya da ben düşüyordum: “Nasıl bir günah işlemiş ki böyle bir kuyuya düşmek için acaba?” der demez, tövbe ettim. Ayağımın altında yer minik bir sarsıntı ile eski vakurluğunu korudu. Maazallah etmeyeydim…!

Kabarttığı kulaklarıyla, sesimi takip ediyordu gözleri ve bir yandan ikram ettiğim yiyecekleri yemeye çalışıyor, heyhat su ile yutmaya çalıştığı her lokmada boğulurcasına öksürüyordu.

Gözlerini açtığından beri, kuyudan uzanıp baktığı dünyayı algılamaya çalışıyordu. Bakışları keskinleşmişti artık. Ama hala tek kelime etmemişti. İlk bulmama neden olan mırıldanmalarını susturduğundan beri, hiç sesi kalmamış gibiydi sanki. Sadece talimatlarımı dinliyordu ve zihni düşlerden gerçeğe geçerken, bazı kareleri save lemeyi unutuyordu. Bazen yanlış tuşlar ile yanlış komutlar sonucu adapte olamıyor, panikliyordu ama benim sakin ve yumuşak tavrımla kendini çabuk toparlayabiliyor gibiydi. Sakince net kısa cümleler kurmaya çabaladım, talimatlar için. Keza, beni dinlerken kayboluveriyordu bazen… Çenesini uzatıyor ve bulutların kokusunu almaya uğraşıyor gibiydi. Akabinde ana geri dönüyor, ürktüğü için mi, ürkütmek için mi belli değil; en derinlerime zıpkınlar fırlatan bakışlarını göz bebeklerime saplıyordu. İçim acıyor, biçareliğine gözüm yaşarıyordu. Yine de metanetimi koruyordum ve mağrur durmaya gayret ediyorduk sanırım; ikimiz de!

“Artık ayağa kalk ve adımlarını, bacakları, kollarını, boynunu ve omuzlarını çalıştırmaya, esnetmeye, hareket ettirmeye başla.” dedim ve daha ritmik, eski zamanlara ait, dans etmeyi sevdiği müziklere tıkladım. Atmosferden notalar yağıyordu üzerine gibi, esen rüzgarla salınıyordu bir gündöndüye benzer zarifliğiyle…

Ona baktığımda; yolda ezilen kediler gibi olması canımı sıktı; hem bir kedi neden karşıdan karşıya geçerdi ki? Markete ekmek almaya gitmek için mi? Yine, ufaktan bir kıpırdanma ile “iptal!” dedim zihin yargıma. Kurtarıcıyken bir kurban olmaya hiç bu kadar yaklaşmamıştım. Umarım, zihin yargılarının açacağı kuyulara yuvarlanmadan, bu vicdan arazisinden çıkmayı başarabilecektik.

“Önce bedenini toparlayalım. Ruhunu çağıralım; müzik ve dans ile… Beni dinledikçe, duydukça sesimi, kendi sesinden bir başkasını… Hissedeceksin hafif olduğunu ve güvende ve sevilen oluğunu… Zihnin, senkronize edecek böylece; ruhunu, bedenini ve düşüncelerin akmaya başlayacak sonra yaşamla, an’la!” deyip, günün son konuşmasını yaptım. Güneş batmadan ev yolunda olmaya gayret ederek, adımlarımı sıklaştırdım.

Unutulmak, ne acıydı; bir kör kuyuda…” diye mırıldanırken…

Devamı: Yarınlarda…

Hikaye linkleri: Mavi satırlara tıkla ve oku!

*Aslı’nın Film Önerisi…

(Film adı üzerine tıklarsan İmdb sayfasına gidersin!)

8½ (1963) : Kurgu, senaristliği ve yönetmenliği Federico Fellini‘ye aittir. Aslı’nda otobiyografi olan ve İtalyan yapımı olan eserin tarzı; sürrealist, komedi/dramdır. Ve Fellini’nin son siyah beyaz filmidir. 1982 Tony Ödüllü Nine adlı bir tiyatro oyunu olarak, bu filmden esinlenen Broadway Müzikali olarak büyük başarılar kazanmıştır. Nine (2009) olan film, aynı adlı müzikal tiyatro oyunundan uyarlanmıştır. Film hakkında hazırladığım içerik için mavi film adına tıklayarak ulaşabilirsin. Link yayınlanınca aktif olacak.

Film konusu, beğendiğim bir izleyici yorumundan alıntıyı birebir burada paylaşıyorum: “Sanatçının hafızasını ve fantezisini birleştirmek; Fellini, hem insanlığı hem de gizemi somutlaştıran hikayesini ve karakterlerini sunmak için kesinlikle bu sihri kullandı. Bu film, Guido adlı bir film yönetmeni, işine olan tutkusunun hayatını nasıl tükettiğini anlatan otobiyografik bir parça (Fellini’nin kendisi). Sadece daha fazla soru ve problem yaşamamak için, bir şekilde ortadan kalkacakmış gibi, sorulardan ve problemlerden kaçınır. Nihayetinde Guido, sorunlarını çözmenin tek yolunun, onlardan kaçmak yerine onlarla yüzleşmek, başkası olmasını dilemek yerine kendini kabul etmek olduğunu fark eder.

Ricordati che è un film comico!” (Türkçe çevirisi: “Bunun komik bir film olduğunu kendinize hatırlatın”) yazılı kağıtları, kameralara, oyunculara ve çalışanların omuzlarına yapıştırarak sette çekim yaptırmış Fellini. İşte bu fikrini okuyunca, hemen aklıma geldi: Hayatı yaşamaya çalışırken ve özellikle şu zamanlarda; mutlaka uygulamamız gereken iyi bir fikir olması kuvvetle muhtemeldi. Demem o ki; “sık sık hatırlat kendine ve özellikle gözlerin uzaklara ya da yere battığında; o yazılı kağıtları gör:” “Bunun komik bir film olduğunu kendine hatırlat!”

Günlerden Eski filmler ve Cuma! Ve hayatımın, komedi türünde çekildiğini, kendime sık sık hatırlatacağım. Sen de unutmama izin verme olur mu? Otur da izleyelim…

*Aslı’nın Film Önerisi…

Az şey değil seninle olmak. Düşünüyorum da, içimde bir sevinç dallanıyor..

Cemal Süreya

Sevinç…!

Küheylan’a…

Jüpiter’in Perşembe’si/ * W.E. (2011)

Aslı’nın Müzik Seçimi…

“Kardan Adam!”

Animasyonlu klipler günü için Sia’dan Snowman! İstanbul’a kar düşmesine daha var. Bu yazıda 4 kadın, bir de deli kadınları seven 1 adam var: Şarkıcı ve besteci; Sia. Şarkıcı, besteci, yönetmen ve yazar; Madonna. Şarkıcı, aktrist, manken; Marilyn Monroe. İçerik yazarı; ben. Bir de Ahmet Arif; sözüyle baş köşede… O ben; diye yazdığım; okuyan sen!

Kimi soğuk kış mevsimini sever, kar yağmasını ve karla oynamayı ve hatta kardan adam yapmayı… Kimiyse, sadece pencereden gördüğü parlak beyazlığı sever. Bir de ilk kardan sonra dışarı çıktığında, o ilk ayak izlerini bırakan olmayı… Ya da ateşin karşısında salep içmeyi belki bazı akşamlarda konyaklı kahve yudumlamayı… Yani, ininde kış uykusuna yatmayı daha uygun bulur bazısı…

Deli kadınlar iyidir. Çünkü ne kahkahaları tutsak, ne gözyaşları sınırlı. Ne arzuları mahpus, ne öfkeleri prangalıdır….

Ahmet Arif

“Sen benim evimsin, her mevsim evim…” diyor, videoda Sia. Ona katılmamak elde değil; kış mevsiminde ev gibisi yok. Akşam sekiz itibariyle evlerimize, battaniyelerimize sarılıp seyrederiz: ekranlarımızı. Ekranlardan akar düşünceler, hisler ve yürüyüp gideriz kutuplara, safariye ya da tropikal sahillere… Hüzne, neşeye, dansa. Hiç kıpırdamadan kanepelerden, elimizde bir bardak, fincan, kadehle…

Bu nasıl yaşamaktır, böyle?

*Aslı’nın Film Önerisi…

(Film adı üzerine tıklarsan İmdb sayfasına gidersin!)


W.E. (2011) : Yazar ve yönetmen koltuğunda ki isim; ikinci yönetmenlik denemesi olan Madonna oturmaktadır. İngiliz yapımı, Tarih ve romantik/dram tarzında, 119 dakika süren yapımın, eleştirmenlerden nahoş yorumlar almasına, bir kaç adaylıklar gösterilmesine engel olamamış gözüküyor. İngiltere Kralı VIII. Edward olarak bilinen ve gerçek tam adı: Edward Albert Christian George Andrew Patrick David, Kral olarak 11 ay sonra görevinden feragat etmiş ilk kraldır. Ve kral tahtından feragatının sebebiymiş görünen diğer tüm nedenleri gözler önüne serer film.

İlk kocasından boşanmış ve ikinci kocasından boşanma sürecindeyken ilişkiye girmiş Amerikalı Wallis Simpson, akabinde evlenme teklif ederek anayasal bir krize neden olan ve tahtından vazgeçen VIII. Edward, konunun odak noktasındadır. Wallis ile ilişkisini ve evliliğinin farklı bir bakış açısının, gizli mektuplar ile keşfeden, bir nesil sonra yaşayan Amerikalı mutsuz evli bir kadının ilgisini çeker. Kendini ve yaşamını yeni bir bakış açısıyla değerlendirmeye, yeni yollar keşfetmeye başlar.

Oyuncu kadrosunda tanıdık bir isim, Haluk Bilginer de var… 19 sayısının tılsımına bu filmi bulaştırayım dedim, umarım hoşuna gider. Eh ertesi gün İstanbul için yasaklar gelince; akşamlar evlerde yalnız olmamak önemli, önerilerimi takip etmeye devam. Ama farklı etkinlik fikrin varsa, yazabilirsin. Araştırıp, deneyimleyip burada içerik oluşturabilirim. Hadi, çaylar hazır mı?…

*Aslı’nın Film Önerisi…

“Kusurlar güzelliktir; delilik ise zekilik ve tamamen saçma biri olmak, tamamen sıkıcı biri olmaktan iyidir.”

Marilyn Monroe

Kusurları ve deliliği sevdiğim doğrudur: Biraz saçma, biraz sıkıcı olduğum da!

Küheylan’a…

Merkür’ün Çarşambası/ *”The Wishgranter” Animation Short Film 2016

Aslı’nın Kısa Animasyon Film Seçimi…

The Wishgranter (2016) : Animasyon Kısa Romantik/Komedi Film  

Film adına tıklayarak İmdb Sayfasına ulaşabilirsin!

Geldik mi Merkür’ün Çarşambasına! Günlerden Anime; aşk çeşmesinde, aşkın temsili şehirlerinden Roma! 5 dakikadan az sürüyor, sonuna kadar izlersen; gülümseme garantidir. Ve bu güzel duayı da sana ettim; “Sevmeyi bilene denk gelesin.” kabul et ve işaretleri izle… Merkürün Çarşambası …

Aslı’nın Anime Önerisi…

The Wishgranter: Bu Kısa Filmin Yönetmenleri; Kal Athannassov, John McDonald, Echo Wu anime alanında Öğrenci Akademi ödülü de almışlar.

Öğrenci Akademi ödülleri (Student Academy Awards) : 1976 dan beri, Academy of Motion Picture Arts and Sciences  Sinema Sanatları ve Bilimleri akademisi alanında eğitim alan yapımcılar için rekabete dayalı bir platform oluşturmak için tasarlanmış ödül sistemidir. Dört farklı alanda; Kurgusal Film, Deneysel Film, Belgesel Film ve Animasyon olarak ve altın, gümüş, bronz diye sınıflandırarak aynı zamanda para ödülü ile birlikte Amerikan Sinema öğrencilerine ve Yabancı ülkeler için de ayrıca birer ödülle; her yıl seçimler yaparak oylarlar. 2016 yılında gümüş madalya alan bu Anime, izleyiciyi de gülümseten minik ödülünü, 5 dakika sonra dudaklara bırakır.

Dilek çeşmesinin altında yaşayan Wishgranter adlı yaratığın, sevimli çabası sonucunda ortaya çıkan sonuç ile; iki yalnızın, aşık bir çift haline gelmesini sağlayan tılsımıdır. Dilek paralarının çeşmeye atılması ile başlar; bütün aşklar. Tüm evren el ele verir ve olmazı olduruken, Dilek yaratıklarının eşliğinde!

” Ekmeğiniz, çayınız, gazeteniz hazırsa; papatyalarınız da benden olsun bu sabah.

Koparmayın! Seviyordur O…”

Can Yücel

Dün gece hilali gördüm; kırmızı ve morla boyanmış gökyüzünde ve gözlerimi bile kırpmadan ilettim dileğimi kendilerine… Gerçekleşene kadar söyleyemem, lütfen ısrar etme. Kahvaltı masasının papatyaları, sabah için hazırdı ve son yapraklardan biri hınzırca gülümsedi.

Ve elbette, severek yaşamak önemliydi!

Aslı’nın Karikatür Seçimi…

Yarım yamalak şeylere yer yoktu; yaşam ya hep, ya hiçti…

Frida Kahlo

Hep yek!

Küheylan’a…

O Kör Kuyunun Dibi -1/ *The Edge of Love (2008)

Aslı’nın Müzik Seçimi…

“Gençken Sana İhtiyacım Var, Yaşlıyken de!”

“İşte Oradasın!” Kör bir kuyunun dibinde... Gözlerini sımsıkı yummuşsun; mırıldanıyorsun! Dua ediyorsun sanırım ve umuyorsun kurtarılmayı. Kulak kabartınca anlıyorum ki; bir diyaloğu monoloğa ve melodrama çevirmişsin. Hatta daha ileri gidip, bir monologdan diyaloglar üretip… Evet, kafayı yemişsin!

“Kimsenin öldüğü yok, yaşadığı da. Herkes biraz var, o kadar.”

Edip Cansever

Ve o az şekerli tabiri gibi; var mı yok mu belli bile olamayan adamı, kollarımda taşımaktan yoruldum diye hayıflanır olmuşsun. Hey sivri akıllım, o kör kuyunun dibinde, dizlerine çeneni dayayıp, kollarının arasına almış görünürken mi yoruldun? Yürümekten? Taşımaktan?

Aç gözlerini aç! Ne o kuyunun dibinde senden başka biri var, ne de o kuyunun başında! Hey yavrum hey! İtin biri işese; yağmur yağdı, nimet yağdı sanacak kadar batmışsın bu kör kuyuya!

Gözlerini aç ve panik yapma. Gözlerin, bulunduğun ortamın ışık ayarını yapana kadar kıpırdama bile. Görmeye başladığında, o nemli gri yosunlu duvarları, seslen bana. Dediklerimi yap ve sakın korkma.

Edit: Devamı yarınlarda...

Hikaye linkleri:

*Aslı’nın Film Önerisi…

(Film adı üzerine tıklarsan İmdb sayfasına gidersin!)

The Edge of Love (2008) : Türkçeye “Aşkın Kıyısında 2008” olarak çevrilmiştir. İngiliz yapımı olarak film, Dylan Thomas: A Farm, Two Mansions and a Bungalow adlı kitabın yazarı David N. Thomas’ın anlatılarına dayandırılan kurgusu, Gallerli şair Dylan Thomas’ın hayatını anlatır. Romantik/dram ve biyografi türünde, 110 dakikalık eser, festival filmi olarak lanse edilmiş ve beğenilerin yanı sıra adaylığı da olmuştur.

Konu duygu yüklü bir şair olunca elbette aşk, aşıklar ve acılar da bilahare peşinden geliyor. II.Dünya savaşı zamanlarına denk gelen hayatların ve ilişkilerin öyküsü, izleyiciyi müzikleri ve gerçek insan ilişkilerinin doğası ile etkiler. Şiirleriyle süslü hikayeler…

Salının durağanlığına uygun olan “Gitme o güzel geceye, usulca” diyen şairin filmini seyredelim istedim. Belki filmin sonunda bu ünlü şiirini dinlemek istersen youtube linki bırakıyorum. Şiire tıklayarak ulaşabilirsin. “Kollarıyla, yüzyılların acısını kucaklayan aşıklar..” diyerek cast geçerken kapanışta soundtrack ile son sahnede gülümseyen kadınlar ile film biter…

Edit: “Interstellar (2014)” filmi içerik sayfama, film adına tıkladığında açılan sayfada okuyabilirsin. Bu şiiri  “do not go gentle into that good night” Dylan Thomas – Anthony Hopkins seslendirir ve Türkçe altyazılıdır. Ve o ünlü şiiri, bu satır ile başlar ve son dizesi aşağıda yazılıdır.

Filmin içinde geçen bir sahnede oyuncular şiiri seslendirirler, dinlemek istersen Türkçe seslendirilen sahne için, mavi şiir dizelerine tıklayabilirsin.

"Gitme o güzel geceye, usulca 
İhtiyarlık yanmalı ve çıldırmalı gün sonlandığında 
Öfkelen, öfkelen ışığın ölümünün karşısında "
Dylan Thomas
*Aslı’nın Film Önerisi…

Sonra gülüşün geldi aklıma; Ve içimden dedim ki: Yine gelsen, yine severim…..

Cemal SÜREYA

Deli miyim neyim?

Küheylan’a…

Klişeden Devrilen Kaliteye Evrilemez!/ *An Education (2009)

Aslı’nın Müzik Seçimi…

“Herkes Bir Şeyler Arıyor!”

Ve herkes bildiğini okuyor.. Sen çay eşliğinde yazdıklarımı oku.. Seçtiğim müzik, şarkıcısı ve sözleri kafa karıştırıcı ve kışkırtıcı ögeler içerir; dikkat şeysi… Kült bu tek şarkısının gücüyle isim yapmış bir çılgındır kendileri…

Yüreği soğuyanın savaşı bitermiş!

Sezai Karakoç

Sen yine de dinle beni; yüreğinde hiçbir leke olmasın, sakın ola ki; hak ve had ihlali yapmayasın! Öncelikle ve özellikle kendi hakkına ve haddine karşı; aman diyeyim. Sonra, el mi yaman bey mi yaman durumlarında çok üzülürsün… Klişe diye devrilen durumlar kaliteye evrilmez; sen beni dinle susak ağızlım. Bükülmesin dudakların hemen; bir tuhaflık var sanki dediğin her durum, emin ol en az bir Manson içerir.

Gerçek adı Brian Hugh Warner olan Amerikalı şarkıcı Marilyn Manson’ın o ünlü röportajında ki o ünlü sözü ile bitireyim yazımı: Çocuklarınızı iyi eğitin yoksa onları ben eğitirim!

*Aslı’nın Film Önerisi…

(Film adı üzerine tıklarsan İmdb sayfasına gidersin!)

An Education (2009) : Türkçeye “Aşk Dersi 2008” olarak çevrilmiştir. Lynn Barber adlı İngiliz gazetecinin otobiyografisine dayanan senaryoya sahiptir. 95 dakikalık yapım, Lone Scherfig tarafından yönetilmiştir. 56 adaylıktan 25 ödülü kazanmıştır. Aynı adı taşıyan bir tiyatro oyunu uyarlaması da mevcuttur.

1961 Londra’sında bir banliyö kızının trajik öyküsünü hikaye edilir. Yağmurlu bir günde durakta bekleyen başarılı öğrenci  16 yaşında ki Cellist, otomobili ile yanaşan genç adamın playboy olduğunu anlayana dek, aralarında sonu tam olarak hüsran olmadan sonlanan nazik bir drama dönen olayların örüntüsünü konu alır.

Pazartesinin şanından olsa gerek, eleştirmenlerin de beğendiği ödüllü bu filmi yakıştırdım. Bir de kızlarımızı/çocuklarımızı eğitin teması içerir! Eh sana da bu keyfi çıkarmak düşer, akabinde erken yatıp, su içmeyi de sakın unutma!

Aslı’nın Film Önerisi….

“Bana, başka bir gece daha görmeden öleceğini bilen kelebeğin neşesinden bahset, çok yorgunum…”

Cahit Zarifoğlu

Bildiğin, anladığın ile çelişirse; için de küser.

Küheylan’a…

Ben, Mavinin Kızıyım!/ *Head in the Clouds (2004)

Aslı’nın Müzik Seçimi..

“Sevdiğin Gibi Sev Beni!”

“Neyi Bekliyorsun?” diyorum… Duygu okyanusunun sahilinde sörf yapmayı sevdiğimi artık sen bile biliyorsun. Yeni bir dalga ve tekrar yukarıya ve aşağıya ve dalganın gözündeyim işte!

Asıl boğulduğum deniz bunlar değil, düşüncelerimin sarp kayalıklarında, yüksek rakımdan dolayı nefes alamıyorum! Sana giden yollar ise Kaf dağının ardındalar…

“Belirli bir ekole sadık olmak saçma bir şey; görevimiz, bu değişik doğruları, bütünsel doğru haline getirmek. Sadık olmamız gereken tek şey bu.”

Maslow

Putperestlik yaptığımın farkına vardım; dağın yamaçlarına uyum sağlamak için… Oysa ben gökyüzünün kızıyım, okyanusla ve dalgalarla dans etmeyi bilirim. Ben mavinin çocuğuyum; bulutlar, köpükler, dalgalar ve kuşlarla aynı köktenim.

Doğamı kabul ettiğimde, hayatla su gibi akar’a kandım… Bütünüme inandım. Gel bul beni.

*Aslı’nın Film Önerisi…

(Film adı üzerine tıklarsan İmdb sayfasına gidersin!)


Head in the Clouds (2004) : Kanada-İngiliz ortak yapımı, drama ve savaş filmidir. Yönetmen ve yazar John Duigan tarafından İspanya İç Savaşından başlayıp II.Dünya Savaşı ile devam eden filmin zamanlaması ile tutkunun insan doğasında ki yansımalarını, yaşam şartlarıyla örüntüsünü konu alır. Türkçeye “Bulutların Üzerinde 2004” olarak çevrilmiştir.

Üçlü bir ilişkinin, üç ülkeyi kapsayan yaşamları, İngiltere, İspanya ve son olarak Fransa/Paris de geçen olaylar ile o yıllarda kesişen savaşın etkileriyle melodrama dönen aşk üçgenini konu alır.

Pazar günü için uygun bulmamın en büyük nedeni akrep burcunda oluşan ay tutulmasının etkilerini yansıtan doğasıdır. Gizem, sırlar, aşk ve yalnızlık, tutku ve savaş ile birleşen doğasını izlerken yalnız olmayı tercih edebilirsin. Olur…

Aslı’nın Film Önerisi…

Öğrenmek; zihnin asla yorulmadığı, asla korkmadığı ve asla pişman olmadığı tek şeydir.

Leonardo da Vinci

Öğrenmelere doyamadım…

Küheylan’a…

Adını Siliyorum Andan…/ *The Help (2011)

Aslı’nın Müzik Seçimi…

“Biri Bana Onu Yalnız Bırakmam Gerektiğini Söyledi”

“Benim olan; benimdir. Benim olan benden alınamaz. Benim olmayan ise ya benim misafirimdir ya da ben misafirimdir…!” dedi zihnim güneşe… Sakinleştim… Tüm dava kayıtlarımı ateşe verdim bir sözcükle… Hesaplar kapanmıştır; cumartesi kutlamanda “kurtulduğum aşktan”a kaldırırsın kadehini artık. Tüm vebali boynuma kolye yaptım, özgürsün yeni baştan!

Susuşunda, gece kokulu çiçekler açardı. Mahsun olurdu gözleri, bilirdim. O vakit Kırlangıçlar yuvalarından uçardı. O susardı sayfalar boyunca… Benim içime yarım kalmış bir Cumartesi dolardı…..

Biri…

Tüm hakkı, Hakka teslim ettim; bundan sonra muhatabın ben değilim, benim için de sen değilsin. Dua et, af gelsin Yaradan’dan; umarım tüm borçlarından da kurtulursun; yeni baştan!

Adıma açılmış tüm davaları düşürün, kararlardan silin adımı…!

Ve kalemimin yazdığı adını da siliyorum andan. Hakikati kabuldeyim; gücün yeterse uçan kuş renginde semaya yazsana Aslı’nı, yeni baştan!

*Aslı’nın Film Önerisi…

(Film adı üzerine tıklarsan İmdb sayfasına gidersin!)

The Help (2011) : Dram filmi olan yapım, Kathryn Stockettin 2009 tarihli aynı isimli romanından sinemaya uyarlamadır. Yönetmen Tate Taylor, Amerika da 1960 yıllarda başlayan ırkçılık/siyahi haklar ile ilgili dönem filmi olarak bir çok ödülü de evine götürmüştür. 146 dakika süren yapımın film müzikleri de pek çok beğeni almıştır.

1963 yılında Afro-Amerikan iki hizmetçinin yaşadığı insanlık dışı davranışlara maruz kalmaları ve siyahi hizmetliler tarafından, dadısı olarak büyütülen evin kızının, gazeteci kimliği ile bir kitap yazmasını ve sonrasında yaşanan mücadelenin, küresel bir değişime atılan ilk adımı olarak lanse edilmesini anlatır. Eleştirmenlerden, beyaz ırkın gözünden denilerek olumsuz değerlendirilmesine kaşın, kurgu ve oyuncu performansı açısından tam not ve değerli bir görsel şölen sunar.

İlk adım atılmasının kişisel hayatlarda ki zorluğuna karşın devam eden enerjisi ile evreni değiştirme gücü vardır. Hadi bu gücü cumartesi gecesine bulaştıralım, play tuşuna bas da başlasın öykümüz!

Aslı’nın Film Önerisi…

“Bilmek acı çekmektir; Ve bildik…”

Pablo Neruda

Bilmeyeydik iyiydi…

Küheylan’a…

Yaşamın Cevabını Dinle!/ *Paradise, Hawaiian Style (1966)

Aslı’nın Müzik Seçimi…

“Cuma da Venüs’ün Gününe En Uygun Duygu; Aşk/Sevgi!”

Yunan asıllı besteci Spheeris, 1997 yılına ait Eros adlı albümden aynı isimli parçasının, reklam için çekilen video ile birleşimi, muhteşem bir aşk enerjisi hissetmeni sağlıyor. Tam da bugüne uygun soruları evrene soralım: Söyle bana dünya, bana uygun en güzel cevapların nedir bu andan sonra?

Hayatın en hüzünlü anı, mevsimine kapıldığın kişinin bahçesinde açabilecek bir çiçek olmadığını anladığın andır…

Bırak, gitsin…

Bırak, git…

Vladimir Mayakovsky,

Hafiflemek ve yaşamın kolay akmasını sağlamak için tüm noktaları işaretledim. Soğuğu unut, ayrılığı ya da hayatının enerjisinin senden çalınan sebeplerini… Bugün, uçuşa hazırlanıp nefes almanın zamanıdır artık. Mamafih, hafta sonuna da bu şekilde giriş yapalım; bakalım yaşamın cevabı bize ne olacak?

*Aslı’nın Film Önerisi…

(Film adı üzerine tıklarsan İmdb sayfasına gidersin!)

Paradise, Hawaiian Style (1966) : Müzikal komedi tarzından bu film, Elvis Presley‘in Hawaii’de çekilen üçüncü ve son filmidir.  “Blue Hawaii 1961” filminin başarısını göstermesi, pek mümkün olamamıştır.

Aslı’nın Elvis’li Filmleri…

Charter uçuş servisi kurmak isteyen bir helikopter pilotu olarak başrolde olan Presley, Hawaiilili bir genç kıza aşık olur. Gitar, müzik dans ve Hawaii’li kızlar ile devam eder! Eleştirmenler tarafından Hawaii manzaraları, Elvis şarkıları ile görsel ve işitsel bir gösteri sunar.

Cuma akşamları için eski film günü yapmayı istedim… Hafif ve kolay. Aşk ve müzik. Sanki aynı frekanslı duygu durumları gibi geldi; izleyelim!  

Aslı’nın Film Önerisi…

“İliş bana. Günün her hangi bir saatine sesini, soluğunu, zihnini bulaştır…”

İlhan Berk

İliş hadi…

Küheylan’a…

Jüpiter’in Perşembe’si/ *Kaybedenler Kulübü Yolda (2018)

Aslı’nın Müzik Seçimi…

“Gitmeden Önce Bir Fincan Kahve Daha…”

Animasyonlu kliplere yer vereceğim güne hoşgeldin! Bu ilki, kısmet Bob Dylan oldu… Bi fincan kahve daha… Dileyen önce kahvesini alıp, videoyu seyretsin, dileyen mesajını yazıp; akşama film ve kahve için arkadaşını davet etsin. Sinema geceniz olsun bu gün; perşembeye en çok bu yakışır bence…

Bazı hayatlar yaşandıkça bulur anlamını. Bazı hayatların yaşandıkça çıkar boşluğu. Hayat ne uzundur Aslı’nda ne de kısa: Ne yaşadığındır Aslı’nda…

Murathan Mungan

Şanslı perşembe için yapılan planlar; duayla, sihirle büyür ve yaşamıma akar… Gülümsemeyi sakın ola unutma ama! Jüpiter’in tek şartı vardır çünkü; neşeli ve hafif olmak! Okuduğun harflerin sihri ile dudağında bir minik gülümseme dahi oluşturabildiysem eğer: Ne mutlu Türk’üm diyene! Seni seviyorum, en çok da kendimi ha bir de Jüpiter’i!

*Aslı’nın Film Önerisi…

(Film adı üzerine tıklarsan İmdb sayfasına gidersin!)

Kaybedenler Kulübü Yolda (2018) : Kaybedenler Kulübü (2011)  adlı yapımın devam filmidir. Bu sefer yönetmen koltuğunda Mehmet Ada Öztekin oturuyor. Komedi/dram türündedir.  

Olimpos‘a tatile giden ekibin; hayat, aşk ve ilişkiler ile ilgili soruların cevaplarını arayacaklar. İlginç diyaloglar ve anlatıları, müzik ve görselle bütünleşince izleyicinin haz almasını arttırıyor.

Edit: Kaybedenler Kulübü (2011) içeriğimin linkini bıraktım, mavi yazıya tıklayıp oku istersen…

Eh perşembenin neşesini biraz içselleşerek kapatalım ama ekranın ve yolun açık olsun!

Aslı’nın Film Önerisi…

Süzülüp mavi göklerden yere doğru, omzuma beyaz bir güvercin kondu. Aldım elime usul usul okşadım. Sevdim, gençliğimi yeniden yaşadım…

Timur Selçuk

Güvercin’im…

Küheylan’a…

Merkür’ün Çarşambası/ *”Paperman” Animation Short Film 2012

Aslı’nın Animasyon Kısa Film Seçimi…

Paperman ( 2012 ) : Animasyon Kısa Romantik/Komedi Filmi

Film adına tıklayarak İmdb Sayfasına ulaşabilirsin!

Bundan böyle her Çarşamba, yani Merkür günün de bir animasyon kısa film ile video gösterimi olacak. Bilirsin Animasyon Filmleri çok severim. Hele böyle kısa ve sözsüz olunca, verdiği mesaj direkt ve öz oluyor. Evet haklısın bana benzemiyor: Yani benim gibi uzun uzun anlatmaları seven biri nasıl olurda böyle kısa bir anekdota benzer bir anlatıyı sever ki, diyebilirsin! Merkürün Çarşambası …

Aslı’nın Anime Önerisi…

Paperman (2012) : bu kategoride Oscar kazanan ilk filmdir. Yönetmeni John Kahrs‘a, sessiz ve 7 dakikadan az süren bu anime film, bir çok ödülü daha kazandırır. Eleştirmenlerden “Eğlenceli ve ustaca kurgulanmış bir aşk hikayesi” beğenisiyle alkış almıştır.

Duygular da kağıtlar gibi Aslı’nda… Uçuşmaya meyilli ve rüzgarı severler. Belki de tıpkı bizler gibi hava olunca yani hava akımı, yer değiştirmekten hoşlanıyorlar, sanırım.

Hareket halinde olmanın tılsımından her daim hoşlanmış biri olarak; duyguların yer değiştirmesi, bulutların, kuşların, gökyüzünde olan ve dokunabilen her şeyin ritmi; içimdeki heyecanı arttırır!

Üstelik aşk, her zaman tesadüfe ve rastlaşmayla başlar. Kim bilir belki de bu yüzden sevdim seni, filmleri, güvercinleri ve dahi kuşları… Bulutları, ayı ve güneşi ve tüm tabiat olayını. İnsanları ve duyguları… Gülümsemeye her an hazır oluşumu… Yaşama gülen, aşka akan ve şansın devamlı yanımda olmasına şükreden biri olmayı…

Kasımda Aşk başkadır! Rüzgar sert eser. Bir oradan, bir buradan… Kağıtlar uçar, etekler uçuşur ve aşk, kırmızı bir dudak ile her an bir köşeden dönüp seni bulur.

Aşkın büyüsü ile yaşama el uzatılır, bir minik vortexe yakalanılır, ve bu hafiflik; kanatlandırır! Temmuzu unut sevdiğim…

Süzülüp mavi göklerden yere doğru omzuma beyaz bir güvercin kondu. Aldım elime usul usul okşadım. Sevdim, gençliğimi yeniden yaşadım…

Timur Selçuk

Sakın ola, omzuna konan güvercine zihin çalıştırma! Çünkü aşk; kalbinin, yaşamın ritmiyle senkronize olmasıdır. Bırak muhasebeyi ve bırak kendini usulca… Aşk, Tanrının dokunuşudur sana! Tanrının öpücüğü, kutsaldır; unutma!

Sen, sadece gülümse ona… Başını kaldır göğe ve fısılda “Nasıl bu kadar şanslı olabildim?” Devamı da gelecektir, umutla…

Bir çiçek güneş ışığı olmadan çiçek açamaz ve insan sevgisiz yaşayamaz.

Max Muller

Güneş önemli…

Küheylan’a…

Kasım, Haziran’a Utançtır!/ *3-Iron (2004)

Aslı’nın Müzik Seçimi…

“Üzüntüye Aşık Güz!”

Sonbaharın Kasım’ı, aşkın kederi karışır bazen günlere, gecelere… İşte böylesi hüzünlere akıyoruz ve gidiyoruz; kim bilir hangi sonlara ya da başlangıçlara! Sessiz müzik ve sözsüz film ile…

İnsana en çok şiir yakışıyor. Sonra yeryüzüne yağmur, gökyüzüne mavi.

Ahmet Telli

Seneyi bitirmenin hüznü ve ayı olan Kasıma yakışır en çok bu sonbahar ya da doğanın kapanışına karışırsa duygular ve hayatlar; biz kalmamışken ortalıkta sana ve bana ne yapabilir ki kelimeler? Sessizliğe en çok müzikler ve diyalogsuz filmler… Haziran bile elleriyle kapamışken yüzünü, utancından…

Uzak Haziran 
“Uyanıp kış uykularından
Şubat’la Mart arasında
Eylül’le Ekim arasında
Yaz sularından kıyıya çıkan
İki adım arası bir zaman
Gözgöze geldikse geçerken
Günlük güneşlik bir kaldırımdan
Aşktı uçup giden üstümüzden
Aşktı değip geçen yanımızdan
Aşktı görmedik bilmedikse
Kimbilir hangi Eylül bir daha
Hangi uzak Haziran”    
Necati Cumalı

*Aslı’nın Film Önerisi…

(Film adı üzerine tıklarsan İmdb sayfasına gidersin!)

3-Iron (2004) : Türkçeye “Boş Ev 2004” olarak tercüme edilmiştir. Kim Ki-duk tarafından yazılıp yönetilen yapım, adaylıkları ile bir çok ödülü de almıştır. 88 dakikalık eser, Golf sopasının sembol olduğu romantik/drama tarzında, Japon/Güney Kore yapımıdır. Farklı bir sinema tekniği ve uzakdoğu felsefesinin harmanlanmış haliyle eleştirmenlerden tam not almıştır.

Diyalogların es geçtiği filmde, tatile giden evlerde yaşamayı hayatını geçiren ve misafir gibi davranırken evlerde bazı tamirat işleri yaparak, kendince borcunu ödediğini düşünürken girdiği bir evde başına gelen farklı macerayı izleyiciye odaklar.

Çok farklı bu tür film teknikleri ve felsefesinin, Salının enerjisine katalım istedim. Hadi hazırlan, kelimeler bazen yaşananları içselleştirmemizi engeller, sadece izleyelim!

*Aslı’nın Film Önerisi…

Ayva sarı nar kırmızı “Sonbahar” Her yıl biraz daha benimsediğim. Ne dönüp duruyor havada kuşlar,

Nerden çıktı bu cenaze “Ölen kim?”

Cahit Sıtkı TARANCI

Kim?

Küheylan’a…

Özlem de Olmasa…/ *War Horse (2011)

Aslı’nın Müzik Seçimi…

“Başını Gökyüzüne Kaldırmadan Aya Söz Verme!”

Öfkem dindi, acı söndü. Böyle iyi. Ve fakat fırtına sonrası derin bir sessizlik ve yıkımdan kalanlarla müthiş bir dağınıklık içerisindeyim gibi… Ortalığı ve kendimi toparlamalıyım önce!

“Baktım sana kızgın değilim, kırgın değilim, dargın değilim. Kısacası ben artık sana ‘hiçbir şey’ değilim.”

cemal süreya

Özlem de olmasa, hiç sevilmedin ve dahi sevilmedim bile diyebilirdim. Tutunacak minicik bir dal ya da umut yok… Siste kaybolan bir gidişin izi var zihnimde sadece… Bilirsin beni; ben hiçliği de sevebilirim.

*Aslı’nın Film Önerisi…

(Film adı üzerine tıklarsan İmdb sayfasına gidersin!)

War Horse (2011) : Yazar Michael Morpurgo tarafından yazılan aynı isme sahip roman uyarlamasıdır. Yönetmeni Steven Spielberg, eleştirmenleri övgü dolu yazılar, adaylıklardan çok sayıda ödüller ile evine eli kolu dolu döndü. Film müzikleri için besteci John Williams muhteşem besteleri ile adaylıklar ve ödülü de hanesine ekledi. Çekimler 14 atla ve eğiticiler eşliğinde çiftlikte yapılmış.

I.Dünya Savaşı filmlerinden gişe hasılatı rekoru kırması bir yana savaşın başka yüzü ile seyirciyi buluşturması memnuniyeti arttır. 146 dakikalık yapım, I.Dünya Savaşında saf kan at sahibi, oğlunun atı olmasına rağmen, yokluktan dolayı süvarilere satınca oğul da atın peşinden askere gitmek için başvurur. Atın olduğu yere gitmenin yolculuğunu anlatan duygusal sahneler ve savaş alanlarının hikayeleri ile mucizeler yardımı sonucu kavuşurlar. Ama süreç farklı ilerler ve savaş bitimi yine ayrılan at ile oğul, türlü olaylar sonrasında tekrar bir araya gelerek çiftliklerine gururla geri dönerler.

Müthiş duygusal sahneleri olan, umudun ve sevgi bağının tılsımlı yolunu izleyenlerin evren yanında oluru ispat edercesine kavuşmalarıyla son bulan filmi izleyerek inancımızı tazeleyelim mi?

Aslı’nın Film Önerisi…

İfade edemediğim bir eksiklik hissi var içimde, sanki her şey başka türlü olabilirdi…

Oğuz Atay

Sanki…

Küheylan’a…

Sen, Düşündüğüm Tek Şeysin! / *Kaybedenler Kulübü (2011)

Aslı’nın Müzikli Video Seçimi…

“Bazen Bütün Koşullar Uygunken Bile Ölemezsin!”

(Video Can Patlar‘ın son yayınından: 00:0002:17 Kaybedenler Kulübü filminden 02:1706:48 Asaf Avidan – Labyrinth Song Türkçe Altyazılı olarak hazırlanmış.)

Bütünün zıttı yoktur ve bütün anlaşılabilir fakat asla yargılanamaz. Bu adamı -Asaf Avidan– dinlerken, sırtımda ki tüm hançerler bir bir çıkıyor yerlerinden ve göğsümün soluna saplanıyorlar, usul usul oyarak ve çok acıtarak! Keşke duymak kadar kolay olsaydı; inanmak!

“Güzellik ve çirkinlik bir seraptır. Eninde sonunda herkes içinizi görür…”

Frida Kahlo

Şarkının bir yerinde söylüyor ya; “Kördüm… Gözlerimi senin bağladığını düşünmüştüm… Fakat oysa ki sen bana yol göstermişsin. Eğer bana yol gösterdiğini bilseydim; seni en başından dinlerdim!” diye…

Senden dilediğim özürleri toplasam, tüm yaşamlar boyunca herkeslere dilediğimden bile çoklar. Ey yaşlı ruh! Üzüntümün çoğu utancımdan…! Sana yaptığım haksızlıkların altında ki yıkıntıdan her kurtulduğumda, daha büyük ve sağlam yapılar inşa ediyordum. Ve daima, o daha da büyük beton blokların da altında kalıyordum. Her yokluğun bir fayıma denk geliyor, kırılıyordu ve tüm kötü inşaatçılar gibi çalınmış malzemenin, yanlış hesapların kurbanı oluyordum, yine. Ve sen, bir ekiple yetişip, çıkarıyordun yıkıntılarımdan her defasında…

Bu sefer yapma. Hiç ses çıkarma; burada olduğumu bir tek sen biliyorsun. Yardım etme artık bana. Bu saçma sapan döngüyü kaçıncı kez tamamladıysam; kırıp durdun, yapma. Bırak kapansın tüm kapılar, yollar ve dahi anlar!

Bir diğer yaşamda, bir kere daha başlarsak eğer, orada gel, bul beni. İnandıktan sonra karga bile kılavuz olur, yola inanana… Çünkü sen, düşündüğüm tek şeysin daima!

*Aslı’nın Film Önerisi…

(Film adı üzerine tıklarsan İmdb sayfasına gidersin!)


Kaybedenler Kulübü (2011) : Romantik dram/komedi tarzında ve yönetmen Tolga Örnek tarafından oluşturulan eser çok beğeni kazanmıştır. 6 adaylığın 3’ünü kazanca çevirmiştir. Yapım, gösterim tarihinden önce, tüm çekimlerin hakkında her şeyi anlatan Kaybedenler Kulübü – Filmin Öyküsü isimli kitap yayımlayarak; farklı bir yaklaşım ile filmin kitap uyarlaması oldu. 

Devam filmi niteliğinde “Kaybedenler Kulübü Yolda (2018)” film, içerik linki için mavi film adına tıklaman yeterlidir. Oyuncular, tiyatro camiasından oluşturulmuştur.

90’lı yıllarda radyo programı yapan iki adamın, bireysel hayatları ve hayata başlanmalarını ve hatta hit olan programdan sonra adapte olamama durumlarını varoluşsal açıdan inceler. Aslı’nda geleneksel duygu sömürülü Türk filmlerinin dışında gerçekleşen yanı, seyircinin hoşuna gitmiş. Tekli diyalogların bol olduğu, yaşamı sorgulayan kısmına çok yakın hissettiğim de doğrudur!

Edit: Devam filmi ile link bıraktım ve filmin can alıcı bir kaç diyaloğu, yukarıda yer alan videonun ilk 02:17 dakikasında dinleyebilirsin.

Hadi Pazar gecesine iyi gelen bu yanlarıyla izleyelim filmi.. Bu gece İstanbul soğuk, çoraplarını ve yüreğini getirmeyi unutma!

Aslı’nın Film Önerisi…

Hayat bir yolculuktur; mutlu olmadığınız duraklarda fazla oyalanmayın…

La Edri

Bekleme yapma Aslıcan!

Küheylan’a…

Bir Yanlışı Aşk Sanmak!/ *Unbroken: Path to Redemption (2018)

Aslı’nın Müzik Seçimi…

“Sensiz Hiçbir Şey Eskisi Gibi Değil.”

Duygu aurasının koynundan bakınca her şey bambaşka görünüyormuş. Bir yanlışı aşk sanmak, karlı fırtınada yaşamaya çalışmak gibiymiş. Üşüyorsun, donma tehlikesi mevcut, üstelik yanında sana el uzatan var mı yok mu belli bile değilken, onun için de yaşam mücadelesinin yüksek önem arz etmesi sebebiyle; yardım talep edemeyip pes etmek, yaşamaktan bile kolay hissediliyormuş.

Elinin arkasında güneş duruyordu. Aylardan Kasımdı.

Üşüyorduk…

Attila İlhan

Kemiklerimin bile ısındığı, yumuşak bir iklime geçince anlıyormuşsun, yaşadığım zorluğun ve kan donduran soğukluğun benimle ilgili olmadığını… İklim koşullarıyla mücadelede, duygusal mevzuların çıkmazları, ölümcül algılanmış benim tarafımdan sadece… Fırtınada olmamız senin suçun değildi ve fakat uygunsuz teçhizat ile kutuplara gelmek, senin hayalin diye bu teklifi güle oynaya tercih etmiş gözüksem de; başıma ne geleceğini ve dahi nasıl mücadele edeceğimi bilmediğimi önemsemediğin ve hatta kendine hak gördüğün sığınma alanlarına kaçarken, beni fırtınada tek başına bıraktığın gerçeğini, hem yakışıksız hem adaletsiz bulduğumu; yüzüne söylemek isterdim. Bu nedenle önce beni, sonra seni bağışlamak için zamana ihtiyaç duyuyorum. Yine de tüm öğretiler adına müteşekkirim, dostluğunun sıcak ikliminde...

*Aslı’nın Film Önerisi…

(Film adı üzerine tıklarsan İmdb sayfasına gidersin!)

Unbroken: Path to Redemption (2018) : Türkçeye “Boyun Eğmez: Kefaret Yolu 2018” olarak çevrilmiştir. Unbroken (2014) yapımın devam filmidir.  II. Dünya Savaşında, savaşa katılan olimpiyat atlet Louis Zamperini’ninü savaştan döndükten sonraki hayatını konu alıyor. Yazar Laura Hillenbrandın “Unbroken: A World War II Story of Survival, Resilience ve Redemption” adlı kitabının sinemaya uyarlanan ilk film ile aynı türde biyografi, dram ve tarihtir.

98 dakika süren devam filmi içinde barındırdığı duygusal dram için bir kefaret sürecini anlatır. Savaştan sonra kiliseye kendini adayan ve kendini arayan Zamperini, aşık olur evlenir, dini temaların yoğun işlendiği eseri eleştirmenler yarım not ile evine göndermişlerdir. Ve fakat izleyici yorumlarında, dramı gerçekçi bulduklarını ve karmaşık duygu durum geçişleriyle ödeştikleri yorumlar çokçadır.

Edit: Yazar, kitap, atlet Louis Zamperini ve ilk film/Boyun Eğmez 2014 hakkında linkler bıraktım, mavi yazılara tıklayarak ulaşabilirsin.

Cumartesi için biraz hassas ve duygusal bir film olduğu gerçeği ile Kasımın soğuk gecesine yakışacağını düşündüm. Çarşamba günü sürprizim ile havanı değiştireceğime eminim! Sahi, mendil kutusu nerede?

*Aslı’nın Film Önerisi…

Bir insana tamamen güvendiğinizde, iki sonuçtan birini elde edeceğiniz kesindir.. Ya yaşam boyu bir dost, ya hayat boyu bir ders!

La Edri

Demiş..

Küheylan’a…

Kış Gelince Bahçenin Şevki Tükenir!/ *Unbroken (2014)

Aslı’nın Müzik Seçimi…

“Yerim de yok, Zamanım da Yok, Vatanım da Yok!…”

Bunca yokluk arasında mecburum; kendime yaslanmaya…! Gittiği yere kadar, gitmediği yerde yol bittiyse şayet; bırakıverecek kadar, kendimi de yola vuracak kadar, özgür bir kuşum! Ne göçenlerden ne kalanlardanım… Buralıyım ve şu an burada!

”Kış gelince bahçenin şevki tükenir sanmayın. Yüzeyde sessizlik hüküm sürse de derinde kökler coşmaktadır.”

Celalettin Rumi

Bahara ya aşk filizlenir yüreğimde ya da koca kış çürür de karışırsa toprağa… En fazla buralıyım, şu an burada! Bir bedene ne kadar toprak yeterse oraya…

*Aslı’nın Film Önerisi…

(Film adı üzerine tıklarsan İmdb sayfasına gidersin!)

Unbroken (2014) : Türkçeye “Boyun Eğmez 2014” olarak çevrilmiştir. Biyografi, aksiyon/dram türündedir. II. Dünya Savaşında, savaşa katılan olimpiyat atlet Louis Zamperini’nin hayatını konu alıyor. Yazar Laura Hillenbrandın “Unbroken: A World War II Story of Survival, Resilience ve Redemption” adlı kitabının sinemaya uyarlamasıdır. 137 dakikalık yapımda müzikler beğeni toplarken yönetmen koltuğuna da  Angelina Jolie oturmuştur.

Bir çok adaylıklarından bol ödülü de alarak evine dönen film gösteriminin Unbroken: Path to Redemption (2018) devamı da çekilmiştir. İçeriğim yayına girmiştir, link aktif oldu, mavi film başlığına tıklayabilirsin.

Pasifik denizinde, kaza sonrası üç asker hayatta kalmayı başarır ve 47 gün sonra kurtarılırlar. Japon Deniz Kuvvetleri tarafından savaş esiri olur ve işkenceye uğrarlar.

Cuma akşamı için çok yerinde olur inan bana; kışa girerken böylesi gücü uyandıran enerjiler ile geceye şifa olsun! Sana da…

Aslı’nın Film Önerisi…

“Seni kuvvetle çeken bir şeyden uzaklaşmaya çalışırsan, etrafında dönmeye başlarsın”..

Fizik kuralı

Teslim olunca dönme işi bitti…

Küheylan’a…

Kasım Kasım Kendimdeyim Artık!/ *As Good as It Gets (1997)

Aslı’nın Müzik Seçimi…

“Akşam Durgunlaştığında, Gölgeler Yeniden Doğuyor.”

Dahil olmadığın planların ve insanların hayatlarının içine dalmaya çalışmak yorar insanı… Bile bile gözümüzü bağlamayalım, içimizden gelen fısıltılara kulak tıkamayalım… Gözde yükselme ile günün şanına uyumlanalım, şimdilik…

Yolunu yitirmiş bir gezgin gibiydi Ekim… Sürgünlere uğurlardık kendimizi… Kalan mı bizdik, giden mi: Bilinmezdi…

A. Hicri İzgören

Yolumu mu buldum yerimi mi kabullendim bilmiyorum ama kafam rahat artık. Çözemediğim tüm sorular adına kendimi cevapların koynuna bırakmadan geri çekince, şifalanmış topraklarımda buldum ayaklarımı. Kasım kasım kendimdeyim artık! Bir Aralık bakarız olana bitene… Ocak ısıtırsa ne ala; diye diye!

*Aslı’nın Film Önerisi…

(Film adı üzerine tıklarsan İmdb sayfasına gidersin!)

As Good as It Gets (1997) : Romantik komedi/dram tarzında, bir çok adaylıklarını ödüle çevirmiş bir filmdir. Yönetmen  James L. Brooks’un 139 dakikalık yapımıdır. Müzisyen Hans Zimmer film müzikleri konusunda adaylığa layık görülmüştür. Türkçeye “Benden Bu Kadar 1997” olarak tercüme edilmiştir.

Bu günlerde hissettiğim tek şey;

Özlem çok gerçek!

matt mather – As Good as It Gets

Obsesif-kompulsif bozukluk rahatsızlığı olan bir yazarın müzmin müşterisi olduğu kafeteryada, garson kadın ile ve ilk samimi ilişki kurabildiği kişi olmaya kadar geçen olaylar örüntüsünü konu alıyor.

Edit: Yönetmen, Müzisyen ve duygu durum bozukluğu ile ilgili linklere mavi yazıları tıklayarak ulaşabilirsin.

Bir an için bile olsa yakınlaşmak, duygusal temasa ruhunu açmak kolay akmadığında; bazen yüreği çok zorlar… Yaşamın akışı bazen destekler, zorlansak da yol sapaklarında değişimleri kabullenmek kolaylaştırır, neşelendirir bizi… Hadi gel, keyifleneceğine gülümseteceğine eminim, izleyelim beraber?

*Aslı’nın Film Önerisi…

“Onca sevgiye rağmen kalbi filizlenmemişse, toprağı sen değilsindir.”

Cahit Zarifoğlu

Kimbilir ben de çiçek açarım; bir yerlerde elbette…

Küheylan’a…

Kasım Gülümsedi Köşeden!/ *The Notebook (2004)

Aslı’nın Müzik Seçimi…

“Ve Buraya Milyonlarca Kez Geldim!”

Bazen bilirsin, hiçbir geçerli ve yeterli bilgiye sahip olmadan kabul gören tarafın onaylar… Bazen de ruhunun bir dürtüsü eser, biri kulağına fısıldar… Bakarsın, her daim baktığını varsaydıklarına ve dökülür maskeler, boyalar.

“En tehlikeli insan tipi, yalnızlığı bitene kadar sizinle olan, sonrasında kendi yoluna bakan insan tipidir…”

Tom Robbins

Sadakati abartırsın ya bazen de… Oysa bilmelisin ki; tek sadakatin kendine! Günün getirdiklerini al cebine, gerekirse çıkarıp, bozdur harca! İlk defa kendime ve yoluma sadığım! Yüzümü güldüren, anıma neşe veren tüm nefeslere teşekkür edip, yürüyüp gidesimde…. Hep büyük bir davanın neferi olmak gerekmiyormuş ki; bazen de sadece gülümsemek, belki sadece o ağladıklarıma… Yoluna sadık olan, aşkına ihanet eder; eninde sonunda…

Kasım bana gülümsedi bu köşeden… Tüm sorular uçtu bir önce ki gün fırtınada penceremden, cevaplarını bile beklemeden. Dindi içimde ağrı!

*Aslı’nın Film Önerisi…

(Film adı üzerine tıklarsan İmdb sayfasına gidersin!)

The Notebook (2004) : Yönetmen Nick Cassavetes tarafından çekilen eserin türü romantik dramdır. Yazar Nicholas Sparks‘ın aynı adlı romanından uyarlamadır. En sevdiğim aktör; Ryan Gosling başrolde oynuyor. 124 dakikalık yapımın 16 adaylığının 10u, ödülü kaparak evine götürebilmeyi başarmış; ancak eleştirmenlerin sevgi/nefret ikilemlerine düşüren yorumlarından kendini korumayı başaramamıştır. Türkçeye “Defter 2004” olarak çevrilmiştir.

1940 yılında birbirlerine aşık bir çiftin, onaysız ilişkilerinin dramasından bir hastane odasında, yaşlılıktan el ele ölmelerine kadar, bizi ekran karşısında bir o yana bir bu yana savurulan duygularla, aşkın ve ıstırabın hazzını yaşatır.

“Başka bir şey istedi, farklı bir şey, daha fazlası. Tutku ve romantizm, belki mum ışığında sessiz sohbetler ya da belki ikinci olmamak kadar basit bir şey. “

Nicholas Sparks, The Notebook

Edit: Roman, yazar, yönetmen ve aktör için linklerine; mavi yazıları tıklayarak ulaşabilirsin. Roman kelimesi yazarın orijinal website ‘na götürür.

Aşkın; cesaret ve göze almak olduğunu ve bu iki duygu ile yüceleştiğini; muhasebesi tutulan ilişkilerden bir cacık olmayacağını özetleyen bu filmi seyredelim mi? Kurun atıştırmalıkları, ama Küheylan’a su bile vermeyelim tamam mı?

*Aslı’nın Film Önerisi…

Bakmayın siz yalnız göründüğüme. Hatrı sayılır hüzünlerim var benim…

Seçil Oğuz

Hatırımın geçtiklerinin görebildiği…

Küheylan’a…

Hiç Adım Atılmamış Topraklara Varmanın Hayalindeyim!/ * Deception (2008)

*Aslı’nın Müzik Seçimi…

“Sorun Değil, Bir Gün Seninle Olacağımı Biliyorum!”

Artık dünya, bildiğim dünya değil ve sabahlar da tanıdığım sabahlardan uzak… Yolum yol değil… Sisli bir ikindi üstü, rotasında gitmeye çalışan bir gemi gibiyim… Elimde ki haritandan çizilmiş, ezber pusulayı takip ediyorum… Aslı’nda için için kaybolup, o özel yaşam yoluma varmayı diliyorum!

Nedir; dedim bu yaşamak?

Bir düş, dedi; birkaç görüntü…

Ömer Hayyam

Hiçbir zaman, kendimi bu derece akışa bıraktığım bir zaman parçasında yaşamamıştım. Öyle ki; çekmekten nasır tutan avuç içlerime bir ferahlık hediye ettim; küreklerimi kayığımın içine çekip ve sürüklenmeye boyun eğdim. Günün sonunda, bu minvalde en kolay ve akılcı tutum; oluruna bırakmak. Akışta kalmanın Kasım’cası diyelim…. Hiç adım atılmamış topraklara varmanın hayalindeyim!

*Aslı’nın Film Önerisi…

(Film adı üzerine tıklarsan İmdb sayfasına gidersin!)


Deception (2008) : İsviçreli yönetmen, Marcel Langenegger tarafından ortaya konan film, 2008 tarihinde vizyona girmiştir. Dram/gizem ve suç tabanlı eseri Türkçeye “Şantaj 2008” olarak çevrilmiştir. Oyuncu performansı ile beğeni toplayan yapımın konu örüntüsü ise eleştiri yağmuruna tutulmuştur.

Borsa simsarının bir yanlışlık sonucunda karanlık dünyaya adım atması, aşık olması, ihanet ve cinayete karışması ile olaylar karışık, tehlikeli ve üzücü boyutlara ulaşır.

Pazartesi akşamına bir renk, soluk olur diye şey ettimdi… Sevdiğim oyunculardan dolayı izlenmeye değer, akşam yemeği sonrası, kabak tatlısı ve çay eşliğinde Manhattan’na ve Madrid‘e gitmeye ne dersin?

*Aslı’nın Film Önerisi…

Sen ve ben acıdan bir dağız,  sen ve ben bu dünyada bir daha hiç karşılaşmayacağız. Hiç olmazsa gece yarıları bir selam gönderebilsen yıldızlardan..

Anna Ahmatova

Aylı ve yıldızlı gecelerde duyuyorum kokunu…

Küheylan’a…

Ben de Yoluma Giderim!/ *Something’s Gotta Give (2003)

Aslı’nın Müzik Seçimi…

“Peki Nasıl İstersen Öyle Olsun…!”

Bazen biter yol, yolcuyla yol ayrımına gelinir. Bazen ömür biter, bazen dertler, tasa biter. Bazen sancı diner, karnın doyar, pencerene kuş konar! Bakkalda sıcak ekmek kokusu dolar genzine, sofrada sucuk kokulu kahvaltılar hazırlanır… Güneş açar, yağmur yağar, akışa, kabule geçince; soluma neşe dolar.

Beni özle isterim, beni çok özle! Üzül, üzül bir süre… En azından ince bir kabuk bağlasın; azıcık eşitlik sağlasın!

Sezen Aksu

Demem o ki; yolculuk nerede biter nerede başlar bilinmez ama canım, daima dost belledi seni ve duası eksik olmayacaktır geceleri! Sana da, bana da; canımızın çektiği, canımıza iyi gelen yolculuklar dilerim. Kendi canım için de ilave; iyi bir yol arkadaşı.. Eh artık, bana müsaade.

*Aslı’nın Film Önerisi…

(Film adı üzerine tıklarsan İmdb sayfasına gidersin!)

Something’s Gotta Give (2003) : Yazan ve yöneten Nancy Meyers, adaylıklar ve ödüller kazandıran yapımı, romantik, komedi/dram türündedir. 128 dakikalık eserin müzikleri de olağanüstü beğeni kazanmıştır.

Genç kadınlarla flört etmekten hoşlanan yaşlı bir playboy’un, yaşıtı ve başarılı bir kadınla, kızına asılma vasıtasıyla tanışıp bir süre zaman geçirmesi sonucunda gelişen olaylar zincirini konu alır. Türkçeye “Aşkta Her Şey Mümkün” olarak tercüme edilmiştir.

Aşkın keşfi daima değişmemize ve incinebilir olmaya açıklığı getirir. Ve sonunda mutlaka büyürsün! Aşk ve Paris olunca bu filmi önermeyi bir borç bildim… Yaşamlarımıza esenlik ve neşe diliyorum ve İzmir’e de sabır ve şifa dilemeye devam ediyorum!

*Aslı’nın Film Önerisi…

Gel seninle bir kez daha ağlayalım, yaşanmışlara, yaşanmamışlara, bir de hiç yaşanmayacaklara.

Oğuz Atay

Kal sağlıcakla…!

Küheylan’a…

O Kelebek Öptü Boynumu!/ *Penny Dreadful (Tv Series 2014–2016)

Aslı’nın Müzik Seçimi…

“Vurunca Dibine Sakız Rakısının, Biraz da Ağlamışsındır!”

Kasım’ın ilk günü!: Sonbaharı kışa bağlayan bir yol bulmuşken bugün, Begonvil ile gönlüme baharın kokusunu dolduran bu şarkı, pazar kahvaltısına çok iyi geldi. O kelebek öpsün boynunu…

Edit: İzmir’e gelsin bu video ve şarkı… Bahar gelecek, begonvil basacak her yeri…

Benim yerime de sev, bekletme hayatı…

Bu kadarına razıysan yaşa gitsin!

Kaç kişiyiz savunan sevdayı…

Sezen Aksu

“Yeni bir sayfanın öncüsü; bakalım ne hediyesi zamanın…” Dolunay ertesi, kabulleniş ile buldum kendimi bu köşede; umutlu ve huzurlu… Can’ıma sarıldım; keyfin, neşen, huzurun için dile benden ne dilersen?

*Aslı’nın Film Önerisi…

(Film adı üzerine tıklarsan İmdb sayfasına gidersin!)

Penny Dreadful (Tv Series 2014–2016) : Gotik korku, karanlık ve tarihsel fantezi tarzında ki dizi 3 sezonluk, 27 bölümlüktür. İngiltere de 18. yüzyılda bir peniye satılan, ucuz diye nitelendirilen, haftalık yayın yapan, popüler seri edebiyatı diye geçen, sansasyonel dedektiflik, doğa üstü olaylar ve suç menşeili hikayeleri içeren dergilerin kurgu karakteridir. Kurgu karakter ile yapılan ilk seri yapımdır. Adaylıkları ve ödülleri ile çok beğenilmiştir.

Gotik ve karanlık hikayeleri işleyen dizinin kurgu karakter ve gotik romanlardan alınan hikayeleri ile bölümler oluşturulmuş, gri havası ve muhteşem müzikleri ile kalabalık bir izleyici kitlesini de olmuştur. Yan ürün olarak üretilen Penny Dreadful: City of Angels serisi de bu yıl Netflix dizisi olarak yayınlandı.

Edit: Penny Dreadful: City of Angels (Tv Series 2020) ile ilgili içerik yazım linki mavi yazılıdır, tıklayın!

Patlamış mısır ile diz battaniyelerini hazırlayalım ve başlayalım mı? Hazır mısın?

Aslı’nın Müzik Seçimi…

Sabah, bir yeni dünya gibi geliyorsun; Öylesine süslü, öylesine sadesin ki.. Sen o kadar güzelsin ki sabah, O kadar güzelsin ki…

Özdemir Asaf

Sabahım güzele evriliyor…

Küheylan’a…

Ama Bu Son!/ *P.S. I Love You (2007)

Aslı’nın Müzik Seçimi…

“Ama Bu Son!”

“Tapınağımda gömülü çok fazla yemin var!” Bu sefer ilahiden yardım istiyorum: Bir şey olsun ve bu son olsun!

Seni hatırlatacak her şeyden uzaklaştım. Ama kendinden kaçamıyor ki insan…

Özdemir Asaf

Dolunayın yazısı, ekimin sonunun sonu, elimin körü, cehennemin dibi, senin ki benden kara! Bir daha gelmem mezara... Of Allahım of, nedendir hep zorla sana gelişim? Of’ları tekelledim: sayenizde!

Edit: İzmir’e mucizevi şifalar diliyor, geçmiş olsun diliyorum! #izmirdeprem

*Aslı’nın Film Önerisi…

(Film adı üzerine tıklarsan İmdb sayfasına gidersin!)

P.S. I Love You (2007) : İrlandalı yazar Cecelia Ahernin aynı adlı 2004 tarihli romanından uyarlanan, 2007 yılında vizyona giren romantik komedi/drama türünde yayınlanan film, Türkçeye “Not: Seni Seviyorum 2007” olarak çevrilmiştir. Soundtrack albümü bir birinden güzel 14 şarkının yanı sıra 10 a yakın şarkı da filmde yer verilmiştir. Ödül de kazanan yapımın yönetmeni Richard LaGravenese‘dır.

“Film kitaptan daha iyi!” diye eleştirilen filmin konusu; trajik bir aşk hikayesinden, kişisel gelişime ve aşkın kucaklayıcılığına sahiptir. Ölmeden önce karısına yazdığı mektuplar ile yeniden hayata tutunmayı öğretecek muhteşem şefkatli bir sevginin, sevgilinin, hayat arkadaşının hikayesidir. Giderken bile ki bu gidişin adı ölüm olmasına rağmen; ardında kalanı kutsamayı ihmal etmemek, sorumlu davranmak, incinen ruha şefkatle üflemek sevginin merhameti ve sevenin şanındandır!

Edit: Yönetmen, Roman ve yazarı ile ilgili linkler mavi yazılardadır, tıklayın!

Ekimin son günü ve son cumartesisi; kapat sevgilim o açık kalmış sayfaları… Hadi seyredelim sonuna kadar bu filmi, sonrasında da kapat ekranı. Bazen, şeylerin sonu acı bitmez! Mutlu sonları alalım biz, baktık payımıza acı düşer, yani; olmadı, çay demleriz!

*Aslı’nın Film Önerisi…

Sustu. Konuşmak gereksizdi. Bundan sonra kimseye ondan söz etmeyecekti. Biliyordu; anlamazlardı.

Yusuf Atılgan

Bugün sesimin son günü…

Küheylan’a…

Cumanın Rahminde Acı Var!/ *The Hate U Give (2018)

Aslı’nın Müzik Seçimi…

“Daha Soğuk Olamaz Bu Şehir!”

Acının müziğini yapmışlar ve acı ile haykırmanın şarkısını söylemişler ve acının filmi de varmış… Tüm acılı eserleri cumanın rahmine tıkıştırıp, ekimin sonuna saklamışlar!

Kötü kader diye bir şey yoktur; 21. yüzyıl vardır. Ve bu yüzyıl yavrucuğum; Bir kelebeği bile intihar ettirebilir.

Jose Saramago

Daha sert olmalı, daha güçlü olmalıyım.. Tek başınayım ve kendi yolumu çiziyorum! Evet şarkının sözlerinde ki gibi; bir gün gurur duyacağım biri olmaya çalışıyorum! Çok yorgunum ve sanırım bu yüzden ve belki de sırf bu yüzden acıtarak çiziyorum…!

*Aslı’nın Film Önerisi…

(Film adı üzerine tıklarsan İmdb sayfasına gidersin!)

The Hate U Give (2018) : Yazar Angie Thomas tarafından aynı adlı ödüllü romanından sinemaya uyarlanmış, senaryosu Audrey Wells tarafından kaleme alınmıştır. Yönetmen George Tillman Jr. bol ödülleriyle büyük bir viral oldu. Senarist, film yayına girmeden bir gün önce kanserden öldü. Afro-amerikalıların, ırkçılık sonucu gerçek hikayelerinden üretilmesi ve en yoğun duyguların yaşandığı zamanda yayınlanması eleştiri konusunda dikkat çekmiştir.

Starr Carter isimli 16 yaşında zenci bir kızın en yakın arkadaşı Halil‘in bir polis tarafından hiç neden yokken 3 el ateş edilerek öldürülmesine tanıklık etmesi üzerine yaşadığı ırkçılık ile ilgili olaylar zincirini anlatır.

Anıları yaşatmak için adanmış bir film ile baş başa kalmak… Elinde cam parçası ile kapanmasın, kanasın diyerek, hep taptaze kalsın diye diye deşmeye devam etmek; çok tanıdık gelmiş olabilir. Neyse, her döngü bir an gelir tamamlanır! Hadi cumanın rahminden bir acı daha izleyelim….

*Aslı’nın Film Önerisi…

Sevmeye layık olmayana hatırlayarak değerli etme. Dönmek mi istiyor, bir şans daha verme. Unutma sevgi yürekli olana yakışır.

Şemsi Tebrizi

Yakışanı bulmalı o halde…

Küheylan’a…

Hadi Bana Eyvallah!/ *Over The Moon (2020)

Aslı’nın Müzik Seçimi…

“Gözyaşlarının kenarında saklanırım.”

Cumhuriyet Bayramı kutlu olsun! Kandiliniz mübarek olsun! Perşembe günü de mutlu olsun. Kutsanacak tüm anlarımı ve döngüler adına üfledim tüm gelmişimize, geçmişimize…

“Bir insanı sustuğu yerlerden tanıyabilirsiniz.”

Halil Cibran

Geçmemişleri de; “Açılmamakta ısrar eden pencereleri, duvardan saymak gerekir.” diyerek; zorlamadan, zorlanmadan sırtımızı dönerek, yolumuza gidelim en iyisi… Hadi bana eyvallah!

*Aslı’nın Film Önerisi…

(Film adı üzerine tıklarsan İmdb sayfasına gidersin!)

Over the Moon (2020) : Bilgisayara animasyonlu, fantastik, macera/komedi tarzında üretilmiş, Yönetmen Glen Keane tarafından festival yapımı olarak servis edilip Netflix ‘in yayına servis ettiği filmdir. Senarist; ödüllü Audrey Wells, film yayına girmeden kanserden ölünce anısına ithaf edilmiştir. 100 dakikalık eser, 23 ekim 2020 tarihinde yayına girmiştir. Türkçeye “Bir Ay Masalı” olarak tercüme edilmiştir.

Bir haftalık yoğun çalışma tempomdan dolayı ilişkilendirme konusunda sınırlı etkileşimde kaldığım için beni affedin. Ancak evime geldim ve bu gece filmi seyredip konu hakkında bilgiyi bilahare ekleyeceğim. Burayı ve burada yazmayı çok özledim. Azıcık daha sabredin…

Yüreğinizi soğutanları çıkarın ve buzdolabına koyun. Dinlenirken ve sıcak bir şeyler içerek izleyelim mi?

Aslı’nın Film Önerisi…

“Kendinize hakimiyeti yitirdiğiniz ölçüde, özgürlüğünüzü de yitirirsiniz.”

Maria Ebner Von Eschenbach

Özgürlüğüme sahip çıkmak adına olsun tüm şarkılar bundan sonra…!

Küheylan’a…

Usul Usul Yürüyorum./ *A Good Year (2006)

Aslı’nın Müzik Seçimi…

“Ama Senin Her Zaman İstisna Olduğunu Düşündüm..”

Kendimi sorgulama döngümden kurtulmanın yolu olan kendimi kucaklamaya ve seni olduğun yerde kabul edip kendi haline bırakmaya niyet edip, sevginin kolaylaştırıcı tarafını seçtim. Bu inciticiydi. Kabule geçip, içimin ve dışımın sırtını dönmesine izin vermen de dahil elbette bunlara…

Bütün bunlardan sonra ben, zamanın akıp geçmesinden değil, kalbimdeki ateşin sönmesinden korkuyordum…

Yılmaz Odabaşı

Başımı eğip, usul usul yürümeye başladım. Mesafe açıldıkça rahatlamışsındır umarım…

*Aslı’nın Film Önerisi…

(Film adı üzerine tıklarsan İmdb sayfasına gidersin!)

A Good Year (2006) : Yönetmen Ridley Scott tarafı dan 2006 yılında vizyona giren film, 118 dakika sürer. İngiliz yapımıdır ve romantik/komedi türündedir. Yazar Peter Mayle tarafından yazılan ve aynı adı taşıyan romanından sinemaya aktarılmış bir uyarlamadır. Türkçeye “İyi Bir Yıl 2006” olarak çevrilmiştir.

Savaşırken aşık olmanın dayanılmaz hafifliği ve hazzı ile seni baş başa bırakıyorum. Yorgun ve uykusuzum. Hal hatır soranlardan birisi olmaman sonucu anlıyorum ki, sen; olmaya can attığın o noktadasın şimdi!

Sadece izleyin ve yorum yazın papatyalarım.

Edit: Roman, yazar, yönetmen hakkında linkler mavi yazılara tıklayarak ulaşılabilir.

Aslı’nın Film Önerisi…

Ne kadar asi ve özgür ruhlu olursan ol! Sevmek; bir başkasına teslim olmayı öğretir…

Osho

Sevmek…!?

Küheylan’a…

Gereği Düşünüldü!/ *I Love You, Daddy (2017)

Aslı’nın Müzik Seçimi…

Muhteşem bir şarkı, yüksel ve dinle bakalım ben neredeyim?

Yorgunum, işime konsantre oldum, seni düşünmüyorum. Dedim ya susuyor ve ne halim varsa görüyor’dayım. Kısacası bezdim!

“Ve her şey; bir yudum su içip başını yastığa koyan bir hasta gibi kaldı.”

Edip Cansever

Yine de tek dostum sensin ve umarım senin kadar vefalı dostlar ve arkadaşlar edinirim bugünlerde… Gereği düşünüldü diye biten gecenin ertesinde…

*Aslı’nın Film Önerisi…

(Film adı üzerine tıklarsan İmdb sayfasına gidersin!)

I Love You, Daddy (2017) : Spekülasyonu yüksek bir film, 2017 yılında gösterime girdi. Yönetmen ve başrol oyuncusu Louis C.K., film gösterime girmeden bir kaç gün önce taciz davası ile tutuklanır ve film gösterime giremez. Aklanan yönetmene, benim anladığım bir komplo kurulmuş. Sanırım, Woddy Allan ve onun gibiler ile yaptığı alay bir çoklarını kızdırmış gibi…

Konu, yaşlı erkeklerin genç kadınlara düşkünlüğü ya da genç kadınların yaşlı erkeklere zaafı… Keza zengin babası ile yaşayan genç kızın, hayatını uçurum kenarından yoluna koyma çabası ile tatlıya bağlanıyor. Şahsen ben hem oyuncuları hem konuyu beğendim. Sakin bir hırsla anlatılanlar tanıdık ve anlaşılır. Her ne kadar iki farklı ayağı ile aynı yerden suya girme çabası da olsa, yaşamın ritmi genç kızın ilahi iradesiyle buluşmasında saklı.

Salı akşamı için böyle saplantılı bir filme hayır demeden iki kere düşün. Yormadan kısa yoldan kulağa küpeleri takan tarafını da sevdiğim aşikar. Hadi yanağımın ait olduğu göğüs çukurunu hazırla da izlemeye başlayalım.

*Aslı’nın Film Önerisi…

Zannediyorum ki insan her şeyi içine atınca kendini boğuyor.

Stefan Zweig

Ben sanki, yazıp dışıma atıyorum…!

Küheylan’a…

Biz Çıkalım Kerevetine!/ *The Curious Case of Benjamin Button (2008)

Aslı nın Müzik Seçimi…

“Gemimi Batırdın Ve Sonra Boğulmama İzin Verdin!”

Aydınlanmış geceye, gündüz deniyor… Dank etmiş kafaya tam olarak ne deniyordu, hah hatırladım, pişmiş kelle… Peki, çalışan demire? Past tutmaz mı? Pas pas… Pist kedi!

İçimin bir zamanlar ne kadar ölü olduğunu asla bilmediler, şimdi de nasıl çiçek açtığımı asla anlamayacaklar.

Stefan Zweig

Batan gemi için de bir şeyler deniyordu eminim! Haftanın başına güneş geçmiş de olabilir, olmayan candan ümit kesilmez! Biz çıkalım kerevetine… Bir hiçe biraz iç geçirmem de bundan… Kendime söz verdim biliyorsun. Helalleştiysek artık ben çay demleyeyim şimdi, baştan başlarız sonra!

*Aslı’nın Film Önerisi…

(Film adı üzerine tıklarsan İmdb sayfasına gidersin!)

The Curious Case of Benjamin Button (2008) : Yönetmen David Fincher filmi drama tarzında farklı zaman aralıklarıyla çekmiştir. 159 dakika süren yapım, Aslı’nda F. Scott Fitzgerald’ın 1922 yılında yayımladığı kısa öyküden uyarlanmıştır. Görsel sanatların bu eseri etkileşim için; 100’e yakın adaylık, 30’a yakın ödül getirmiştir. Türkçeye “Benjamin Button’ın Tuhaf Hikayesi 2008” olarak çevrilmiştir.

11 Kasım 1918’de, New Orleans halkı I. Dünya Savaşı‘nın bitişini kutlarken; bir bebek 86 yaşındaki bir adamın fiziksel görünüşü ile doğar. Bebeğin annesi doğumdan kısa bir süre sonra ölür ve babası, Thomas Button, bebeği bir huzurevinin önüne bırakır.” diye başlar film. Ve sonra ki tüm sahneler o bebeğin, ölene dek; yani 86 yaşına kadar gençleşerek büyüdüğü anlardan ibarettir. eğitim alır, meslek sahibi olur, aşık olur, evlenir, baba olur, ticarete atılır, inşa ettiği her şeyi bir avazda yıkar, seyahatlere çıkar, kürkçü dükkanına döner, bakıma ihtiyacım var bana bakın der ve ölür.

Hayata uymaya çabalamaz, uygun olanı hayatına alır, olmayanı bırakır… Yaşam ile su gibi akarsan, yaşam da sana uyar. Sonunda; ona kızamazsın, gönül bile koymazsın! Olanın olmasına izin ver’e göre yaşayanlar, gerçekten hayatı yaşayanlardır. Filmin kıssadan hissesi; bana göre budur!

Muhteşem bir pazartesiye; gel bu film ile kapanış yapalım!

*Aslı’nın Film Önerisi…

Umarım daha önce hiç hissetmediğin duyguları hissedersin. Umarım hayata başka bir pencereden bakan insanlarla tanışırsın. Umarım gurur duyduğun bir hayat yaşarsın ve eğer yaşamadığını düşünürsen; umarım içinde her şeye yeniden başlayacak gücü bulursun!

Benjamin Button

Umarım…

Küheylan’a…

Yolcu Yolunda Gerek’leri Dola Diline!/ *The Professor and the Madman (2019)

Aslı’nın Müzik Seçimi..

“Vedalarda İyi Değilim ve Fikrini Değiştirmek İçin Yapabileceğim Hiçbir Şey Yok!”

Bazen elinden bir şey gelmez, yüzünü döker susarsın. Öyle umarsız “şükür” dersin ya… Kuyruğu dik tutmak, zamanın şanındandır ya… İyiyim ben, iyi! deyip, susarsın!

“Her tuğladan duvar olmuyor, sırtınızı yaslayınca anlayacaksınız.”

Stefan Zweig

Duvarın sağlamlığı, kullanılan tuğladan belli olur. İhtiyaç duyulduğunda duvar, istinat olarak kalıyorsa şanslısın! Anlaman için yaslanman, yük uygulaman yeterli olacaktır. Bir gün, omuzunu ya da sırtını dayamak istersen… Sonucu bana bildirirsin! Hep omurganı dik tutmak istediğini biliyorum ama hayat bazen yorar insanı… Velhasıl: Yaslanmadan da olmuyor… Baktın taşımadı seni: Yıkılsa da duvarın, eğil topla cürufu, silkele üstünü başını, dök göz yaşını… Yolcu yolunda gerekleri dola diline, seyrüsefere başla!

*Aslı’nın Film Önerisi…

(Film adı üzerine tıklarsan İmdb sayfasına gidersin!)

The Professor and the Madman (2019) : Biyografi/dram türünde bir şaheser. Simon Winchester tarafından yazılan 1998 tarihli The Surgeon of Crowthorne: A Tale of Murder, Madness and the Love of Words kitabına dayanan bir senaryodan uyarlamadır.

William Chester Minor, cinneti sırasında işlediği cinayetten psikiyatri kliniğine kapatılan arkadaşını kurtarmak isteyen İngiliz Sözcükbilimci ve filolog Sir James Augustus Henry Murray‘ın Tarihsel sözlük, çıkarma serüvenini anlatır. (Tarihsel Sözlük ne demektir; Sadece kelimelerin günümüzdeki anlamlarıyla değil, aynı zamanda biçimlerinin ve anlamlarının tarihsel gelişimiyle de ilgilenen bir sözlük türüdür. Ayrıca, bir dilin gelişiminin daha önceki bir aşamasının kelime dağarcığını, günümüzdeki kullanımı hiç kapsamadan tanımlayabilir. Tarihsel bir sözlük, öncelikle dil bilginlerinin ilgisini çeker, ancak aynı zamanda genel bir sözlük olarak veya bir kelimenin zaman içindeki gelişimini anlamak isteyenler tarafından da kullanılabilir.-Alıntı Wikipedia’dan…)

“Sözcükle uğraşanların mutlaka tatlı bir zavallılıkları vardır. Hayatın dışına itilmişlikleri…”

The Professor and the Madman

Türkçeye “Deli ve Dâhi” olarak çevrilmiştir. 124 dakikalık film, adaylıkları, ödülleri ve davaları ile eleştirmenleri, taraf tutmaya zorlamıştır.

Kurgusu ve performansı ile yüreğime taht kurmuş yegane eserlerdendir. Pazar gününe, en güzel bu film yaraşır. Hadi bakalım, sıcacık ev keyfi yapma hazır mısın?

*Aslı’nın Film Önerisi…

“Uzandım usulca cigarama; yavan ömrüme katık. Ben o gün öldüm gülüm, bir daha ölmem artık.”

Metin Altıok

O gün…!

Küheylan’a…

Yapraklarımı Döküyorum Usul Usul…/ *The Comeback (Tv Series 2005–2014)

Aslı’nın Müzik Seçimi…

“Sana Nasıl Ulaşacağımı Söyle Bana?”

Hey gidi eski cumartesiler… Sesini duymak güzel, neşeli yaz zamanları anımsamak… Adaptasyon, insanın en büyük hayatta kalma yeteneğidir ve ben bu konuda biraz isabetli çalışmam gerek.

“Bunca vefasızlıktan sonra, bazılarının ederi kalmadı artık gönlümde…

Kaç’a deseler, Hiç’e sayarım…”

Özdemir Asaf

Yapraklarımı döküyorum usul usul ve kışa hazırlanıyorum en cüretkarından…! Biraz keder, biraz hüzün mevsimin ruhunu destekler.

*Aslı’nın Dizi Önerisi…

(Dizi adı üzerine tıklarsan İmdb sayfasına gidersin!)

The Comeback (Tv Series 2005–2014) : 2 sezonluk, toplam 21 bölümlük dizi, komedi/dram konseptinde yayınlandı. Aktris Lisa Kudrow, başrolde oynamıştır. 

Konu: Kurgu karakter olan, eski aktris Valerie Cherish tekrar rol kapabilmek için bazen komik bazen acıklı halleriyle yaşadığı olayların anlatır.

Sanırım burada anlatılan, geçmişi geçmişte bırakmak ve yeni enerjilere uyum sağlamayı bırakıp yoluna bakmak… Gülünç ve gözden düşmeyi engeller filan gibi bir şeyler… Reality show şeklinde olan çekimler ve son bölümün dramı… Hadi seyredin!

Aslı’nın Dizi Önerisi…

Biz gözyaşımızı gizleyen insanlarız. Biz kahkahamızı da gizleriz. Biz koşuyu kaybettikten sonra da koşan atlarız.

Cemal Süreya

Ah Küheylan…

Küheylan’a…

Senin Bilmediğin Bir Şeyi Biliyorum!/ *Enola Holmes (2020)

Aslı’nın Müzik Seçimi…

“Böyle Bitmesine İzin Veremem!” 

Yüzmeyi özledim. Güneşi ve yazı… Oysa daha biraz evvel havlumu alıp, alıp başımı gittiğim şezlonglardaydım. Koca yaz, ayak parmaklarımı denize dokunduramadan ve kumlara bulanmadan geçip gitmesine izin verdim. Sonbahara başlarım, dediğim eğitimlerin bensiz öğrencisiyim… Kış içinde bazı planlarım var bu arada. Yani bu böyle yarım da kalmayacak, böyle de bitmeyecek; bil istedim!

Keşke seni gülümseten her şey olsaydım…

remzi özbek

Senin bilmediğin bir şeyi biliyorum: Yarını ve yarın kiminle ne yaşayacağımı…

*Aslı’nın Film Önerisi…

(Film adı üzerine tıklarsan İmdb sayfasına gidersin!)

Enola Holmes (2020) : Yazar Nancy Springer tarafından yazılan, aynı isimli roman serisinin ilk kitabından uyarlamadır. Harry Bradbeer yönetmen koltuğunda olduğu yapım, eleştirmenlerden olumlu sonuçlar almıştır. 121 dakikalık film, macera, suç/dram türündedir.

Kurgusal karakter Sherlock Holmes’un genç kız kardeşi hakkındadır. Anneleri kaybolur ve ağabeyleri, yıllardır uğramadıkları evlerine geri dönüp tuhaf anne-kız yaşantısını keşfederler. Gizemli olaylar, genç kızın keskin zekası ve cesareti ile bulaştığı bir olaylar zincirinden dedektif olarak çıkması elbette tüm olaylar kurgusunda gülümsemeli, keyifli bir seyri var.

Edit: Yazar, yönetmen ve Sherlock Holmes hakkında linkler bıraktım: mavilere tıklarsan link sayfası açılacaktır.

Cuma akşamı için müthiş bir seçim olduğu konusunda bana güven… Cipsleri kırıklama, pencere pervazına kırıntı, yanağıma öpücük kondurmayı da unutma…!

*Aslı’nın Film Önerisi…

Azı karar olmadı hiç sevmelerim… Hep çoğu zarar dedikleri kadar sevdim.

Murathan Mungan

Zarar ziyan…

Küheylan’a…

Susmayı da Seçebilirsin, Sen Bilirsin!/ *Midnight in Paris (2011)

Aslı’nın Müzik Seçimi…

“İşte Burada Bir Gece Yarısı ve Ben Uyumuyorum!”

Bana güzel bir şey söyle: şiirimi oku, film önerisinin son karelerinden hazırlanmış videoda çalan uykusuz gecelere söylenen şarkıyı dinle; sadece…

Bana güzel bir şey söyle.
Mesela "senden hiç gitmedim" de.
"Gittim ama aklım, yüreğim sendeydi"
 de.
"Yorulmuştuk, savaşmaktan
sevişemiyorduk" de.
"Omuzlarına bir de ben yük olmuştum"
 de.
"Kendim için değil, senin için gittim"
 de.
"Aslı'nda senden hiç gitmedim" de.
Ne bileyim işte, ne derse de.
Ama bana güzel bir şey söyle...
Bana güzel bir şey söyle.
"Ayrı sabahlara uyansak da, 
her gece sana uyudum" de.
"Seni özledim, seni hissettim, 
hayalinle sevişip hiç üşümedim" de.
"Bir başkasıyla seviştim ama seninle 
olduğu gibi  ruhumu bedenime 
katmadım" de.
"Mecburiyetti" de, "çaresizlikti" de, 
"kadersizlikti" de.
Ne bileyim işte, ne dersen de.
Ama bana güzel bir şey söyle...
Bana güzel bir şey söyle.
Anlamsız bir eksilme var bedenimde.
Nedensiz ve zamansız gidişin 
hastalığı getirdi.
İçimde günden güne büyüyen,
Hekimlerin yenildiği bir parça 
kanser hücrelerimde.
Öyle bir şey söyle ki, 
yenebileyim bu illeti.
Bu illeti yenerken sana tekrar 
yenilebileyim.
Anılarımız onkoloji koridorlarında 
volta atar oldu.
Her geçen gün biraz daha sessiz, 
biraz daha soğuk.
Yeter bunca üşüme, yeter sonbahar 
misali yaprak yaprak dökülme.
Sürülsün dudaklarına aşkın sıcaklığı,
Ve ruhum yansın duyduğum 
iki kelimeyle.
Geçer üşümelerim, 
unutulur ölümlerim,
Sen bana "seni seviyorum" de.
Ne bileyim işte, ne dersen de.
Ama bana güzel bir şey söyle...
Bana güzel bir şey söyle.
"İkimiz için, 
düşen yıldızları sahiplendim" de.
"Uyumadan önce, 
seni düşünüp üzerime seni örttüm"
 de.
"Resimlere baka baka, 
seni içimde yaşattım" de.
"Dudaklarının tadını, 
içtiğim her çayda tattım" de.
"Mendil satan çocuklara, 
harçlığımı dağıttım" de.
"Şehit haberlerine, 
senin gibi ağladım" de.
Bütün ölümler 
fakirin payına düşmüş deyip,
Sen gibi "bu düzene ana avrat 
küfrettim" de.
"Bütün Ahmet Kaya şarkılarını 
ezberledim" de.
"Nazım'dan ikimize şiirler seçtim"
 de.
"Senin sevdiğin her şeyi memleket 
misali sahiplendim" de.
"Seni sevmekten vazgeçmedim,
Seni sevmekten yorulmadım,
Seni sevmekten korkmadım,
Seni hala seviyorum" de.
Ne bileyim işte, ne dersen de.
Ama bana güzel bir şey söyle.
Bedirhan Almas

Susmayı da seçebilirsin, sen bilirsin!

*Aslı’nın Film Önerisi…

(Film adı üzerine tıklarsan İmdb sayfasına gidersin!)

Midnight in Paris (2011) : Yönetmen Woody Allen bu film ile eleştirmenlerden büyük beğeni aldığı gibi adaylıklar ve ödüller konusunda da bolluğunun yanında, ona en iyi yönetmen ödülü ile evine dönebilmesine neden olmuş. Fantastik, romantik/komedi türünde olan yapım 94 dakika sürer. Tamamı Paris de çekilmiş ilk Allan filmi, Türkçeye “Paris’te Gece Yarısı 2011” olarak çevrilmiştir.

Filmin bitiminde kocaman sıcak bir gülüş garanti edildiğini baştan belirteyim. Konusu, aşk gibi ama… İşte bu ama’lar beni benden alan, beni bende bitiren bu ama’lar! Nişanlısı ile tatile Parise gelen ve romanını bitirmeye çabalayan bir yazarın, akşam yürüyüşleri için seçtiği Paris köprüsü ve caddelerinde tozlu tarih sayfalarına bağlanırken, nişanlısıyla bağının çözüldüğüne tanık olacağız…

Merak etme; gülümseme garanti; üstelik sıcacık ve kocaman! Perşembe, en sevdiğim günlerdendir, ziyan olmasına içim elvermez, sakin ol! Hazır mıyız?

Aslı’nın Film Önerisi…

“İnsan sevilmekten çok anlaşılmayı istiyordu belki de.”

George Orwell – 1984 –

Bilmem anlaşılabiliyor muyum?

Küheylan’a…

Dört Günlerin Ölü Lazarus’u!/ *Ratched (TV Series 2020)

Aslı’nın Mizik Seçimi…

“Keşke Söyleyecek Sözlerim Olsaydı, Ama Sözler Haince”

Asaf Avidan yeni albümünden bir şarkı “Lazarus’un Taşı” ile ilginç bir gündü tanışmam. Spotify öneri listemdeydi 17 Ekim günü, araştırırken Aziz Lazarus günüymüş aynı zamanda bu gün… Ve Jesus, en sevdiği havarisi Lazarus hasta olduğu için evine yola çıkar. Evine vardığında kız kardeşi Martha, 4 gün önce öldüğünü ve iyileştirmek için geç kaldığını söyleyerek içerleyince “Bana inanan: ölmüş olsa da yaşayacak!” denilen ünlü sözünü söyleyip, lahit taşını iter ve “İleri Gel” diye seslenir. Dört günlerin Ölü Lazarus’u olarak İncil’de anlatılan Lazarus kefeni ile dirilip gelir… Ve onuruna Aziz Lazarus olarak kutlama yapılan gününde, ölümü yenen olarak adaklarda bulunulur. Üstelik cumartesi ve pazar günü ayinleri Rus Ortodox Klisesine göre yapılırmış. 17 Ekim de Cumartesi idi.

Kar şiddetle, rüzgarla, büyük bir kırgınlıkla vardı gece yarısı dağlarına. Gelemem artık yanına. Ben kaybettiğime ağlayayım, sen kaybettiğine ağla.

Birhan Keskin

Kış geliyor demiştim sana… Kayıplar artık kaçınılmaz sevgili! Gücün yeterse itersin Lazarus’un kayasını mezar kapısından ve çağırırsın beni kefenimle yanına… (17+4 =) 21 Ekim bugün! Ya da sen orada, ben burada: Ağla!

*Aslı’nın Film Önerisi…

(Film adı üzerine tıklarsan İmdb sayfasına gidersin!)

Ratched (TV Series 2020) : 2020 yılında yayına giren, dram/psikolojik gerilim temalı, 8 bölümlük, önümüzde ki yıl 2. sezon için anlaşması yapılmış, Netflix dizisidir.

Psikiyatri kliniğinde Ratched adlı hemşirenin yaşantısını konu alır. 1962 yılında yayınlanan One Flew Over the Cuckoo’s Nest adlı kitabın yazarı Ken Kesey, roman karakteri olarak yaratılan zalim Psikiyatri Kliniği Baş Hemşiresi Mildred Ratched, 1975 yılında, roman ile aynı adı taşıyan uyarlama yapım ile vizyona girmiştir. Film, ABD Ulusal Film Arşivi filmlerinde yer almıştır. Türkçeye “Guguk Kuşu” olarak çevrilmiştir.

Bu seride ki Ratched, Guguk Kuşu filmde ki Başhemşire karakterinin öncesini, yani gençlik yıllarını anlatmayı konu alıyor. Dizi de, kliniğe hemşire olarak başlayan Ratched’in şık ve karanlık dünyasına uzattığı ayak baş parmaklarının, ilk suya dokunmasıyla ürperişini izliyoruz. Denize alışınca bizi de kıyıdan yanına çağıran sesini duyuyoruz “Su çok güzel, gelsene!” E, hadi eleştirmenlerden geçer not alan seriye başlayalım mı?

Pasif/agresif bir zorbanın eline düşmeden usulca izleyelim!

Edit: Esinlenen roman ve uyarlama filmi ve yazarı gibi açıklamaları içeren linkler mavi yazı içinde; tıklaman yeterli sevgili meraklı!

Aslı’nın Film Önerisi…

İnsan sezmekte ve susmakta usta olmalı…

Friedrich Nietzsche

Suskunluğun Ustası’na…

Küheylan’a…

Öyleyse Ayağa Kalk!/ *Burnt (2015)

Aslı’nın Müzik Seçimi…

“Yaratmak İçin Kırılmalısın!”

Nick Cave ve Nicholas Lens, söz ve beste için bir araya gelip opera tadında bir eser meydana getirmeleri, Covid 19 tecridinde mümkün olmuş. Yukarıdaki videoda, 12 eserden biri olarak sunuma açılmış. Albüm, Aralık 2020 de piyasa sunulacakmış. Üretenlerin, her koşulda ortaya koyabileceği özgünlüğü ile içimizde ki çocuktan sevinç talep etmiş gibi... Birlik ve bütün ile ruhuma şifa oldu, sanki… Şifa olsun sana da!

Edit: Albüm hakkında link bıraktım: mavi isimlere tıkla.

Yazmak; silah kullanamayanların intikam biçimidir.

Ömer Söztutan

Olana şükür ile gelecek olanın sevinçli haberini almış kadar umutluyum. Hayal kuranları hep sevmişimdir. Zaman zaman hayaller içinde yüzdüğüm gerçeğini de kabul ediyorum. Velhasıl çıktığım yola artık kendimi adıyorum. Bu yolda kolaylık, sabır ve sebat diliyorum kendime, zarifçe.... Terkedilmiş değildin ki, öyleyse ayağa kalk!

*Aslı’nın Film Önerisi…

(Film adı üzerine tıklarsan İmdb sayfasına gidersin!)

Burnt (2015) : Komedi/dram türünde, 2015 de vizyona girmiş, Michael Kalesniko’nun bir hikayesinden uyarlanmıştır. 101 dakikalık yapımda oyuncu listesi tanıdık bildik yüzler ile sıcak bir his verdiği de doğrudur. Kişisel krizlere tanışık ve yemek konusu ilgimi çektiğinden; Bradley Cooper karakter ve oyuncu olarak yakın hissedip, merakla filmi izledim.

Beklentiye girmeden, esas oğlanın yeterli performansı ve renkli kadronun samimiyeti ile pişmiş bir filmi dibi tutmadan izleme fırsatın var.

Gel, hazırla teferruatları, salı akşamına bir renk de aşçının kariyer çukurundan zirveye çıkışının macerasını gülümsemeli izleyerek gelsin?

Aslı’nın Film Önerisi…

Gerçi itiraf ediyorum, sesini çıkarmamaya inanmıyorum. Belirsizlik, en iyi ihtimalle, yanlış anlama ve utanca yol açar; en kötü ihtimalle, başkalarının onları sizin açınızdan algıladıkları herhangi bir güvenlik açığından yararlanmak için fırsat verir.

Sarah Haywood

Bu konuda hemfikrim! Utancımla yazıyorum burada…

Küheylan’a…

Schrödinger’in Kedisi Kaçmak İstiyor Kutudan!/ *Transcendence (2014)

Aslı’nın Müzik Seçimi…

Schrödinger’in Kedisi ve Ben!

İnsanlığın hayatta kalması, birlikten aldığı güç ile mümkün kılınabilir. Ve insan birlik için, bağlara gereksinim duyar. Sevgi bağına ve aidiyet hissine. Yaşam, diğerleri ile bağlantıda olduğunda var olur. Var oluşu hissedebilmek için de iletişime ihtiyaç duyar.

Tıpkı Schrödinger’in kedisi gibi; var olmak ve gerçekliğime sahip olmak için, gözlemleyen sana sahip olmalı mıyım? “Açılan kutuda beni gördüğünde varım. Ben buradayım!” demek için diğerine; ama benim orada olduğumu gerçekten merak eden hatta orada olmamı dileyen, isteyen birine olan ihtiyacım, yaşamda var oluşumu ispatlıyor!

Anlasana, senin için olmadığım anda; yok olmaya başlamam bu yüzden… Kendi varlığımı kanıtlamaya çalışmamı görmezden gelmenin yokluğu ile ölüyorum, burada yazarken! Var’ım ama bunu ispatlamak sana düşüyor…

Edit: Kuantum deneyi olan paradox “Kedi kendini gözler” ya da “Çevre kediyi gözler” mantığı ile özetlenebilir. Link bıraktım, meraklısına…

Müzik için seçtiğim video, kaynak linkinde şarkının oluşumu ve sözleriyle ilgili açıklayıcı bilgiler ile içinize dokunan duyguların kaynağına yolculuk yapma şansı yakalatabilir. Tekrar tekrar dinleyerek kaybolmaya da başlayabilirsin; dikkat şeysi yani.

Hatırlatma! Mavi yazılar açılan linklerdir, tıkla!

Kış gelmek üzere… Oysa ki gönül, kışa girmeye hazır değil…

Nazım Hikmet

Bir varmış, bir yokmuş… Acı verici! Ya hiç bakma benden yana ya da kaçırma göz bebeklerini dudaklarımdan… Kış geliyor, kurtar beni bu kutudan… Sevilebileceğim bir yer bulmak için kaçıp gitmek istiyorum çünkü ben!

*Aslı’nın Film Önerisi…

(Film adı üzerine tıklarsan İmdb sayfasına gidersin!)

Transcendence (2014) : Türkçeye “Evrim 2014” olarak çevrilmiştir. Bilim kurgu ve dram türünde, 2014 yılında vizyona girmiş. Distopik ve fütüristtik bir kurgu ile adaylıkları ile bir ödülü almayı da başarmıştır. 119 dakikalık, Wally Pfister ilk yönetmenlik denemesi ve o yıllarda fazla abartılı bulunduğu ile ilgili olumsuz eleştiri almış. Jonny Deep ve bir çok bilindik yüz ile şahane bir bilim kurguydu.

İnsan duyguları, mantıksız çelişkiler içerebiliyor. Birini sevebiliyor, ama yaptıklarından nefret edebiliyor. Bir makine bu dengeyi bulamaz.

Transcendence (2014)

Suikasta kurban giden yapay zeka üzerinde çalışan bilim adamını ölmeden bilgisayara bağlayan karısı ile yaşadığı ilişki ile tüm dünyayı evrimleştirme sürecine sokacak kadar yapay zekanın gelişmesine sebep olmasını konu alıyor. Elbette en güvendiği insan ile bir makineyi alt eden yine insan oluyor. Ya da bir aşk, koca dünyaya kafa tutup birlikte olabilmenin bir yolunu bulabiliyor! Son zamanlarda yaşanan olaylara dokunan enstantaneler de çok ilgi çekici!

En sevdiğim sayı 19 ve pazartesi gününe yakışsın bu sefer… Hadi izleyelim, ben dizine yatsam olur mu? Kaçıp gideceğim bir yer deyince aklıma dizlerin geliyor ve parmak uçların…

Aslı’nın Film Önerisi…

Bir dik duruşun, kaç yenilgi, kaç gözyaşı, kaç kalp ağrısı, ettiğini bilemezsiniz…

Frida Kahlo

Oysa ben, kaçıp gitmek istiyorum sadece!

Küheylan’a…

Boş Sayfalarda Umut yok!/ *The Theory of Everything (2014)

Aslı’nın Müzik Seçimi…

“Ve Sessizlik En Zor Kısmındı…”

Bir süredir görmediğim yüzünü özledim, diyen müziğin sözlerinden; güneş pırıltılarında bal rengine dönen gözlerini gördüğüm ve çok şaşırdığım o sabaha kadar gittim… Son kez bakmışım meğer, o bal rengini ilk keşfettiğim gözlerine…

Bir bekleyenin olmalı;

Sen kendinden vazgeçsen de,

Senden vazgeçmeyen…

Necip Fazıl Kısakürek.

Vazgeçtiğimim kim olduğuna artık pek emin değilim. Çünkü fark etmiyor o boş sayfalar!

*Aslı’nın Film Önerisi…

(Film adı üzerine tıklarsan İmdb sayfasına gidersin!)

The Theory of Everything (2014) : Biyografi, romantik/dram türünde, 2014 yılında yayınlanmış, fizikçi Stephen Hawking ile karısı arasındaki ilişkiye odaklanan konusu ile adaylıkları ve ödülleri bol bir film olarak çok övgü aldı. Müzikleri ide epey beğeni alıp ödüller ile evine döndü. 123 dakikalık yapımın eleştirmenler tarafından tam not aldığını da belirtmek isterim.

“İnsan çabasının sınırları olmamalı. Hepimiz farklıyız. Hayat kötü görünse de, her zaman yapabileceğiniz ve başarabileceğiniz bir şey vardır. Hayat varken umut vardır.”

Stephen Hawking

Umudu bu film ile bulmaya çalışma çabam komik görünebilir. Pazar akşamına en çok umut yaraşır deyip, sen yine de izle bakalım; yapabileceğin bir şey var mı? Sonra düşün, olur mu?

Kimse sormadı ne kadar yorgun olduğumu. Herkes bende dinlenmek istedi…

Gore Vidal

Artık kapattık!

Küheylan’a…

Ne Halim Varsa Göreyim!/ *Genius of the Ancient World (2015) Buddha-Socrates-Confucius

Aslı’nın Müzik Seçimi…

“Ama Şimdi Beni Arıyorsun!”

“Biliyorum, sen böylesin!” Ama ne diyeceğimi bilmiyorum. Hep acıttıkların geliyor aklıma.. Ve umursamadıkların… Her şeyi düzeltmeyi o kadar çok istiyorum ki… Sonra birden aklıma geliyor: İçin için beni seçebilmeni istediğimden çabalıyor olabilir miydim? Bu daha çok acıttı canımı ve en çok! Lütfen artık çık aklımdan!

Arzu ettiğim hayatı seçemiyorum çünkü ben. Çünkü ben öyle seçimler yaptım ki hala onların bedelini ödüyorum.

Biliyor musun çok istemiştim; artık seni değil… Ve kazandım! Ama mümkün olmadı; yine! Yine! Yeniden! İçimde patlayan hava fişek deposundayım: Hep içime patlayan!

Artık yeni bir yol belki…

“Bir şeyin -bu bir nesne, kişi ya da tanrı olabilir- tecrübesine maruz kalmak, bu bir şeyin bir kadermişçesine başımıza gelmesi, bize çarpması, bizi etkileyerek dönüştürmesi demektir.”

Heidegger

Ben artık dönüşmek istemiyorum!

*Aslı’nın Dizi Önerisi…

(Dizi adı üzerine tıklarsan İmdb sayfasına gidersin!)

Genius of the Ancient World (TV Mini-Series 2015) : BBC Belgesel serilerinden olan seride Bettany Hughes, antik çağın en büyük filozofları; Buddha, Sokrates ve Konfüçyüs temalı, Hindistan, Yunanistan ve Çin seyahatini konu alır.

  1. Genius of the Ancient World (2015) Buddha: Tek sezonluk serinin ilk yani 1. bölümdür.
    • Konu: Prens Siddhārtha Gautama, saraydan ayrılıp, halkın sefaleti  için Hindistan‘ı dolaşıp, kast sistemi ve aydınlanmayla ilgili düşüncesini paylaşmıştır. 58 dakikalık, belgesel türünde yapım, Hindistan seyahati ve Buddha temalıdır.
  2. Genius of the Ancient World (2015) Socrates : Sezonun 2. bölümüdür.
    • Konu: Atinalı filozof Socrates, Batı felsefesinin kurucularından biri olarak kabul görür. İnançlarını açıkça savunduğu için infaz edilmesi bir trajedidir. 58 dakikalık, belgesel türünde yapım, Yunanistan seyahati ve Socrates temalıdır.
  3. Genius of the Ancient World (2015) Confucius : Sezonun son yani 3. bölümüdür.
    • Konu: Sosyal, politik ve etik felsefi yaklaşımlı ilk Çinli düşünür Konfüçyüs, Çin’in kaotik İlkbahar ve Sonbahar dönemi olarak kabul edilen zaman aralığında yaşarken; uyumun bilge hükümdarların ilerletilebileceğine ve sağlanabileceğine inandı. Yenilikçi bir öğretmen olarak, ahlaki mükemmellik ilkelerini Çin’in seçkinlerine aşılamaya çalışır. Felsefesi, Çin kültürünün temelini oluşturur. 58 dakikalık, belgesel türünde yapım, Çin seyahati ve Konfüçyüs temalıdır.

Biliyorum bugün cumartesi ama biraz tarih, felsefe ve bilgi ile kendimize dönük enerjileri bu tv serisi ile değerlendirelim istedim. Hadi, bir nefes almak niyetiyle, izleyelim…

Aslı’nın Dizi Önerisi…

Kimi gittikçe kalır, kimi kaldıkça gider…

Özdemir Asaf

Kalanlar ve gidenler…

Küheylan’a…

Gerçeği Biliyordum Ama Ancak Anlıyorum!/ *Only Lovers Left Alive (2013)

Aslı’nın Müzik Seçimi…

“Seni Tutabilseydim… Cesaret Edebilseydim, Seni Kurtarabilseydim…!”

Bir mübalağa olabildim senin gözünde. Ve içimden gelmiyor artık, kafiye olsa bile söylemek sana. Belki bir dizin yeterdi şimdi, şuracıkta; şu başı dayamaya… Ve belki, sol elinin parmak uçları ile saç uçlarıma dolanmaya…!

“Artık hiçbir şey eskisi gibi değil. Ben de öyle. . .”

Cahit Sıtkı Tarancı

Cuma ve bu akşam yeniay ile yepyeni bir döngü başlıyor hayatlarımızda… Ve ben hala seni “yangından önce ilk kurtarılacaklar” listemde, benden önceye yazıyorum ya… Yapma! Ucuz Şövalyem…

Konu, sadece hayatta kalmak bile değil, inan buna!

*Aslı’nın Film Önerisi…

(Film adı üzerine tıklarsan İmdb sayfasına gidersin!)

Only Lovers Left Alive (2013) : Türkçeye “Sadece Âşıklar Hayatta Kalır” olarak tercüme edilmiştir. Fantastik, komedi/dram türünde, yönetmen Jim Jarmusch ve oyuncularına da adaylıklar ve ödüller getirmiştir. 123 dakikalık süren film, müzikleri konusunda da beğeni ve ödülünü alarak evine döner. Eleştirmenler tarafından; Kripto Vampir Aşk hikayesi olarak adlandırmış.

Adam ve Eva’nın günümüze değin, bir vampir olarak yaşamlarını sürdürmelerinin varyasyonunu ekrana getirir. Yani Adem Ve Havva, günümüze kadar yaşamlarına devam etselerdi, bu hikayeyi gotik bir film yapsalardı; aha da bu bu film olurdu.

Karanlık, müziğe ve tarihe bolca yer veren bu filmin, aşka açtığı ya da açlığı ile izlemeni tavsiye ederim.

Aslı’nın Film Önerisi…

Kimdim ki ben senin gözünde? Yüzlerce arasında sadece birisi, sonrasız sürüp giden bir zincirde tek bir serüven halkası.

Stefan Zweig -Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu

Ve yüreğimi ezen bir kaç sessiz kelime!

Küheylan’a…

Bu Bir Ah Değil, Bu Bir Dua!/ *Beauty and the Beast (2017)

Aslı’nın Müzik Seçimi…

“Sessiz Bir Fırtına da Oturup Boş Bir Yuva İçin Bekliyorum”

Bir perşembe daha… Ve nihayetlenecek bir hafta sonuna bakıyoruz umutla… Ki “bana ne yaşatacaksan; aynısını yaşa!” demeden kendimi alamıyorum. Bu bir ah değil, bu bir dua! Solumdan baktığımda en azından…

Filemin dolduğunu hissediyorum, en fazla bir kırgınlık, bir-iki ötekileştirme daha alır, sonrası, doldu denilip, sana teslim edip gidesim gelir… Sis dağılır. Yarın bir yeni ay! hepimizin hayrına olur…

Ama kollarım koptu taşımaktan…

*Aslı’nın Film Önerisi…

(Film adı üzerine tıklarsan İmdb sayfasına gidersin!)

Beauty and the Beast (2017) : Fantezi/müzikal, aile türündedir. 129 dakikadır. Beauty and the Beast (1991) yapımının canlı aksiyon uyarlamasıdır. En pahalı yapımlardan biri olarak literature geçmiştir. 2017 yılının ikinci en yüksek gelir elde edilen filmi olmuştur. Müzikler Alan Menken‘e aittir. Yüze yakın ödüle aday gösterildi ve ondan fazlasını da evine götürmeyi başardı. Ayrıca devam niteliğini de barındıran “Spin-off and Prequel Scenarios” denilen bir dizi için anlaşmalar yapılmış. (Terim ile ilgili link bıraktım: kısaca, hikaye ve karakterleri alarak yeni bir senaryo oluşturulması olarak adlandırılan yeni yapım terimlerinden.)

Gelelim 1991 yılının animasyon filminden ve 2017 yılı için yeni bestelenen; müziklere ve konuşan fincanlara ve o muhteşem kostümler ile edilen dansları seyretmeye… Hazır mıyız arkadaşlar?

Yıllara göre Beauty and the Beast masalının uyarlamaları ve içerik yazıları ile bıraktığım linkler:

*Aslı’nın Film Önerisi…

Gözlerinin gördüğünü yüreğinin gördüğüne değişiyorsan eyvallah! Yüreğinin gördüğünü gözlerinin gördüğüne değişiyorsan eyvah, eyvah…!

Celalettin Rumi

Ah ah…

Küheylan’a…

Artık Savaşmak İstemiyorsak?/ *Beauty and the Beast (2014)

Aslı’nın Müzik Seçimi…

“Ama Bana İhtiyacın Olursa, Tam Orada Olacağım!”

“Bir kere ağladıysan üç kere gülecek, on yedi katlı binan yıkıldıysa on sekiz katlısını yapacaksın, elli beş kez düştüysen elli altıncı kez kalkacaksın. Bazı savaşlar böyle kazanılır.” denir de, artık savaşmak istemiyorsak nasıl olacak reis?

“Keşke insanlar güzelliğe düşkün oldukları kadar dürüstlüğe düşkün olsa…”

Konfüçyüs

Olmayacak şeylere emek harcamayacaksın diyorlar; olacağına yemin edebilirdim ki… Azıcık yorgunum, hepsi bu!

*Aslı’nın Film Önerisi…

(Film adı üzerine tıklarsan İmdb sayfasına gidersin!)

Beauty and the Beast (2014) : En gerçekçi çekim ve senaryo ile ve benim de izlerken gözümü ekrandan ayırmadığım versiyonu bu diyebilirim rahatlıkla… İki küçük çocuğa masal anlatan anne ile başlayıp, masal bitiminde üstlerini örtüp, bahçeye çıkan ve gün batımında eşini öperek biten romantik yapım Fransız/Alman ortaklığı ve 2014 yılında yayına girmiştir. Uluslararası yorumları en olumsuz olmasına rağmen, Fransa ve Japonya da gişe rekorları kırmıştır. Adaylık ve ödüller almıştır.

Animasyon olanı ya da fincanların dans ettiği uyarlamalarından daha iyi bir performansı vardır. Yine de 2017 uyarlaması, müzikal ve Hollywood yapımı olarak alkışı hak eder. (Belki de bir Avrupalı olduğum için toprak çekiyordur! Ben Fransız yapımı diyorum.) Fantastik, aile/dram türünde, 112 dakika sürer. Türkçeye “Güzel ve Çirkin (film 2014)” olarak çevrilmiştir. 

Yıllara göre Beauty and the Beast masalının uyarlamaları ve içerik yazıları ile bıraktığım linkler:

En sevdiğim versiyonunu açalım mı? Varsayımlı ve arzulu bakıştan çıkıp hikayenin doğru kısmına odaklanalım, film afişinden geçip, akan sahnelere bakalım… Sen yine de ara sıra kolumu çimdir.

*Aslı’nın Film Önerisi…

Senin için mücadele etmeyen insan, sadece gitmeni bekliyordur.

Bob Marley

E ben gideyim bari…

Küheylan’a…

Bunu Unutma: Hatırla Ama!/ *Beauty and the Beast (Tv Series 1987–1990)

Aslı’nın Müzik Seçimi…

“Hadi Sen Git, Beni Yalnız Bırak Bu Akşam İyi Değilim..”

Attilâ İlhan

"Oraya gitme demedim mi sana,
Seni yalnız ben tanırım demedim mi?
Demedim mi bu yokluk yurdunda hayat çeşmesi ben'im?
Bir gün kızsan bana,
Alsan başını,
Yüz bin yıllık yere gitsen,
Dönüp kavuşacağın yer ben'im demedim mi?
Demedim mi şu görünene razı olma,
Demedim mi sana yaraşır otağı kuran ben'im asıl,
Onu süsleyen, bezeyen ben'im demedim mi?
Ben bir denizim demedim mi sana?
Sen bir balıksın demedim mi?
Demedim mi o kuru yerlere gitme sakın,
Senin duru denizin ben'im demedim mi?
Kuşlar gibi tuzağa gitme demedim mi?
Demedim mi senin uçmanı sağlayan ben'im,
Senin kolun kanadın ben'im demedim mi?
Demedim mi yolunu vururlar senin,
Demedim mi soğuturlar seni.
Oysa senin ateşin ben'im,
Sıcaklığın ben'im demedim mi?
Türlü şeyler derler sana demedim mi?
Kötü huylar edinirsin demedim mi?
Ölmezlik kaynağını kaybedersin demedim mi?
Yani beni kaybedersin demedim mi?
Söyle, bunları sana hep demedim mi?"
                   Mevlana Celaleddin Rumi

“Bunu unutma: hatırla ama…”

CELALETTİN Rumi

*Aslı’nın Dizi Önerisi…

(Dizi adı üzerine tıklarsan İmdb sayfasına gidersin!)

Beauty and the Beast  (Tv Series 1987–1990) : Orijinal hikayeden ilham alınarak senaryosu üretilen dizi 4 sezon devam etti, türü; bilim kurgu ve polisiye olarak belirlenmiştir. Dvd olarak 56 bölüm ile piyasa sunulmuştur.

New York şehrinin dehlizlerinde ki topluluklarda yaşayan aslan adam diye adlandırılan bir adam ile tesadüfen karşılaştığı bölge savcısı kadının, aralarında oluşan; dostluk, telepatik bağ ve aşk konu olur. Yayınlanan dönemde çok beğenilmiş ve ödüller de almış bu diziye “Güzel ve Çirkin” şemsiyesi altında yer vermesem olmazdı. Ancak bu dizinin sonunda Çirkin diye adlandırılan kişinin, toplumun bir güzeline dönüşmesi yoktur ve hikaye; aşk, dostluk ile süregider şekille son bulduğu görülür.

Yıllara göre Beauty and the Beast masalının uyarlamaları ve içerik yazıları ile bıraktığım linkler:

Edit: Seçtiğim Video Beauty and the Beast (2017) Belle şarkısına aittir.

Akşamlar ve geceler için önerdiğim diziyi keyifle izlemeni dilerim.

*Aslı’nın Dizi Önerisi…

Sevgi basitti, karmaşık olan bizlerdik…

Frida Kahlo

Ama basit, kolay değildir.

Küheylan’a…

Okuma Gözlüklü Son Buluğ!/ *Beauty and the Beast (1991)

Aslı’nın Müzik Seçimi…

“Bu Gece, Tek Yalnız Ben Olamam!”

Yaşlanmanın tanımı yapmış Doç. Dr. Şafak Nakajima : “Kollarımızı ileriye doğru ne kadar uzatırsak uzatalım, marketteki sütün son kullanma tarihini çıplak gözlerimizle okuyamayınca, bir zamanlar yaşlılara özgü sandığımız okuma gözlüklerini takmak zorunda kalırız.” Linki bıraktım, güzel yazı olmuş… Adına tıklaman yeterli..

”Kırk yaş, gençliğin yaşlılığı; elli yaş, yaşlılığın gençliğidir.”

victor hugo

Yepyeni bir haftaya başlarız ve artık dünden daha yaşlıyızdır… Işık gözünü almasın, zamanla alışırız nasılsa… Nerede olmak istiyorsan yüreğinde, umarım bu gece o yerde bu filmi seyredip, o yatakta uykuya dalarsın…

*Aslı’nın Film Önerisi…

(Film adı üzerine tıklarsan İmdb sayfasına gidersin!)

Beauty and the Beast (1991) : Animasyon, romantik/fantezi türünde, 1991 yılında yayınlanmış ve ardından devam filmi niteliğinde 3 dvd film ile seri tamamlandı: Beauty and the Beast: The Enchanted Christmas (1997) ve Beauty and the Beast: Belle’s Magical World (1998) ve Belle’s Tales of Friendship (1999). Aslı’nda Jeanne-Marie Leprince de Beaumont tarafından yazılan, aynı adlı masal kitabının 1756 Fransa’sından uyarlamasıdır. Nisan 1994’te, Disney tarafından Broadway müzikali olarak uyarlanan ilk animasyon filmi oldu. Adaylıklarıyla ve kazandığı ödüllerle adından çok bahsettirdi.  Howard Ashman tarafından özel olarak bestelenen müzikler de ödüller aldı, ancak film yayınlanmadan 6 ay önce AIDS den öldü. “Belle” en sevilen operet’tir. (İçerik hazırlayacağım film, müzikal ve dizi önerilerimden birinde video olarak paylaşırım. Ayrıntılı linkler veririm, meraklıları için!)

TürkçeyeGüzel ve Çirkin (film 1991)” olarak çevrilmiştir. 2002 de “kültürel, tarihî/estetik açıdan önemli” etiketlenerek, ABD Ulusal Film Arşivi‘ne seçildi.

Edit: Devam niteliği taşıyan diğer 3 animasyon filmler için imdb linki için film adı üzerlerine tıklayın. Fransız yazar ve besteci için de isimlerine tıklayarak bilgi alabilirsin.

Yıllara göre Beauty and the Beast masalının uyarlamaları ve içerik yazıları ile bıraktığım linkler:

Bu ödüle doymayan, film ile haftaya başlayalım. Şans getirsin bana, sana ve hepimize! Su ve gülümsemek önemli; unutma!

Aslı’nın Film Önerisi…

Aşk bir rastlantı diye düşünüyorum, sonuç kime rastladığına bağlı.

İnci Aral -Sadakat-

Rastladıklarımızla bir yaşam inşa ediyorduk Aslı’nda…

Küheylan’a…